YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/361
KARAR NO : 2023/5545
KARAR TARİHİ : 26.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : İhaleye fesat karıştırma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 09/10/2007 tarihli ve 2007/11-44-200; 21/01/2020 tarihli ve 2017/11-808-17 sayılı Kararlarında da açıklandığı üzere; ceza muhakemesi hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekmektedir. 5271 sayılı CMK’nın 170. maddesinin 1. fıkrası uyarınca ceza davası açma görevi, dava açan belge niteliğindeki icra ceza mahkemesine verilen şikâyet dilekçesi, son soruşturmanın açılması kararı gibi istisnai hükümler dışında kural olarak Cumhuriyet savcısına aittir.
Cumhuriyet savcısı tarafından hazırlanan iddianame konusu fiilin, iddianamede nitelendirilen suçu oluşturmayıp, başka bir suçu oluşturması, diğer bir deyişle suçun hukuki nitelendirmesinin değişmesi ve değişen bu niteliğin mahkemenin görev alanında veya alt dereceli mahkemenin görev alanında yer alan bir suçu oluşturması halinde mahkemece 5271 sayılı Yasa’nın 226. maddesi uyarınca sanığa veya varsa müdafiine ek savunma hakkı tanınmak suretiyle aynı Yasa’nın 223. maddesinde belirtilen hüküm veya hükümlerin verilmesi, değişen niteliğin mahkemenin görevini aşması halinde ise anılan Yasa’nın 5. maddesi gereğince görevsizlik kararıyla işin görevli mahkemeye gönderilmesi gerekmektedir. İddianamede yer verilmeyen, başka bir anlatımla kamu davasına konu edilmeyen bir fiilden dolayı, ek savunma hakkı verilmek suretiyle hüküm tesisi veya görevsizlik kararıyla işin görevli mahkemeye gönderilmesi olanaklı değildir. Bu kabul, davasız yargılama olmaz ilkesi ve kamu davası açma tekelinin Cumhuriyet savcısına ait olmasının doğal ve vazgeçilemez sonucudur.
Soruşturma aşamasında elde ettiği delillerden ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı, düzenlenen iddianame ile CMK’nın 225/1. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasının sınırlarını belirlemektedir. Bu bakımdan iddianamede, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. İddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açıkça aykırılık oluşturacaktır.
Keskin Cumhuriyet Başsavcılığının 30/07/2007 tarihli ve 2007/104 Esas sayılı iddianamesinde sanıkların Göktaş köyü ihalesi nedeniyle katılan ile tartışma çıkardıkları, sanıkların katılanı darp ederek basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladıkları…” denilmek suretiyle basit yaralama suçundan sanıklar hakkında Keskin Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda sanıkların eyleminin TCK’nın 235/2-c madde-fıkra ve bendinde düzenlenen cebir veya tehdit kullanmak suretiyle ya da hukuka aykırı diğer davranışlarla ihaleye katılma yeterliğine veya koşullarına sahip olan kişilerin ihaleye katılımlarını engellemek suçunu oluşturabileceği, bu suça ilişkin delilleri tartışma ve değerlendirme görevinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğundan bahisle görevsizlik kararı verildiği, kararda her ne kadar sevk maddesi olarak “TCK’nın 235/2-c” gösterilmiş ise de iddianamede bu suça yönelik bir anlatıma yer verilmemesi nedeniyle açılmamış davadan ötürü görevsizlik kararı verilemeyeceği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 12/04/2023 tarihli ve 2023/5-158-214 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulmasının mümkün bulunmadığı gözetilmeden ihaleye fesat karıştırma suçundan yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması,
Kanuna aykırı, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 26/04/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.