Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2023/2688 E. 2023/2810 K. 26.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2688
KARAR NO : 2023/2810
KARAR TARİHİ : 26.04.2023

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Borçlu Tasfiye Halinde …Mağazacılık … Ltd. Şti’nin temyiz başvurusunun incelenmesinde;
Borçlu şirket hakkında takibin iptaline karar verilmiş olup, takibe yönelik itiraz ve şikayetleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin hükmü ve buna yönelik Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmekte hukuki yararı bulunmadığından temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2) Borçlular …, …, … ve …’in temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine karşı borçluların icra mahkemesine başvurularında; sair itiraz ve şikayet nedenlerinin yanı sıra, takip konusu bononun kredi sözleşmesinin teminatı olarak verildiğini, ayrıca kredi alacağının rehinle teminat altına alındığını ileri sürerek İİK’nın 45. maddesi gereğince takibin iptalini talep ettikleri, İlk Derece Mahkemesince; borçluların İİK’nın 45. maddesine yönelik şikayet nedenleri hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmeksizin, borçlu şirket yönünden takibin iptaline karar verilmiş olması sebebiyle itiraz ve şikayetlerinin konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, borçlu şahısların teminat iddiasına yönelik borca itirazlarının reddine karar verildiği, borçlular tarafından İİK’nın 45. maddesine yönelik şikayet sebepleri de ileri sürülerek istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; İİK’nın 45. maddesine yönelik şikayet ve istinaf nedenleri hakkında olumlu olumsuz bir değerlendirme yapılmaksızın takip konusu bono ile genel kredi sözleşmesinin tarihlerinin, taraflarının ve miktarlarının aynı olduğu, alacaklı bankanın da senette lehtar olması nedeniyle senedin kredi sözleşmesinin teminatı olarak verildiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve borçlu şirket yönünden takibin iptaline karar verilmiş

olması nedeniyle itiraz ve şikayetin konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, borca itirazın muteriz borçlular …, …, … ve … yönünden kabulü ile adı geçenler hakkında takibin durdurulmasına karar verildiği, kararın alacaklı tarafından temyiz edildiği, Dairemizce; borçlu tarafından delil olarak sunulan 06.10.2010 tarihli genel kredi sözleşmesinde takibe dayanak bonoya herhangi bir atıf olmadığı, sözleşmenin genel düzenlemeler içerdiği ve alacaklı bankanın teminat iddiasını kabul etmediği ve dolayısıyla teminat iddiasına dayalı borca itirazın ispatlanamadığı gerekçesi ile borçluların istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulduğu, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda borçluların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, borçluların sair temyiz itirazlarının yanı sıra İİK’nın 45. maddesine yönelik şikayet nedenleri hakkında bir karar verilmediğini ileri sürerek kararı temyiz ettikleri anlaşılmaktadır.
Bir davada mahkemenin veya tarafların yapmış oldukları bir usul işlemi nedeniyle taraflardan biri lehine, dolayısıyla diğeri aleyhine doğan ve gözetilmesi zorunlu olan hakka, usuli kazanılmış hak denilmektedir.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Benzer şekilde, uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir (HGK’nın 21.01.2004 gün ve 2004/10-44 E., 19 K.; 03.02.2010 gün ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararları).
Bu sayılanların dışında, ayrıca görev, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararlarına uyulmasında olduğu gibi kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış haktan söz edilemez (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü – C. V, 6, b İstanbul 2001, s. 4738 vd).
Öte yandan, maddi hata (hukuki yanılma), maddi veya hukuki bir olayın olup olmadığında veya koşul veya niteliklerinde yanılmayı ifade eder (Ejder Yılmaz, Hukuk Sözlüğü, Doruk Yayınları, 1. Baskı, 1976, s. 208).
Burada belirtilen maddi hata kavramından amaç; hukuksal değerlendirme ve denetim dışında, tamamen maddi olgulara yönelik, ilk bakışta hata olduğu açık ve belirgin olup, her nasılsa inceleme sırasında gözden kaçmış ve bu tür bir yanlışlığın sürdürülmesinin kamu düzeni ve vicdanı yönünden savunulmasının mümkün bulunmadığı, yargılamanın sonucunu büyük ölçüde etkileyen ve çoğu kez tersine çeviren ve düzeltilmesinin zorunlu olduğu açık hatalardır.
“Maddi hataya dayanan bozma kararına uyulması da usulü müktesep hak teşkil etmez” (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.03.1972 gün ve E:1968/1-277, K:176; 01.03.1995 gün ve E:1995/7-641, K:117; 23.01.2002 gün ve E:2001/1-1010, K:2002/1; 12.07.2006 gün ve E:2006/4-519, K:527; 04.11.2009 gün ve E:2009/13-370, K:2009/480 sayılı kararları, Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, İstanbul 2001, Cilt 5, sayfa 4771 vd.).
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için, bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir (Hukuk Genel Kurulu’nun 24.05.2017 tarih

ve 2017/2-1607 Esas, 2017/968 Karar sayılı kararı).
Tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde; Bölge Adliye Mahkemesince borçlu şahısların teminat iddiasına dayalı borca itirazları yerinde görülmediğine göre İİK’nın 45. maddesine yönelik şikayet nedenleri incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. Anılan şikayet sebebi hakkında olumlu veya olumsuz bir hüküm tesis edilmediğinden ve bu husus kamu düzenine ilişkin olduğundan Dairemizin 13.10.2022 tarih ve 2022/2208 E. – 2022/10332 K. sayılı bozma ilâmına uyularak yazılı şekilde karar verilmesi, alacaklı lehine usuli kazanılmış hak oluşturmaz. Bölge Adliye Mahkemesi kararın bu sebeple yeniden bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Borçlular …, …, … ve …’in temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 18.01.2023 tarih, 2022/3736 E. – 2023/132 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nın 364/2. ve HMK’nın 373/1. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.