YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8467
KARAR NO : 2023/5904
KARAR TARİHİ : 03.05.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/632 Esas, 2021/741 Karar
SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜMLER : 1)İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.10.2020 tarihli ve 2016/56 Esas, 2020/290 sayılı Kararı ile; ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkûmiyet,
2)İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 24.03.2021 tarihli ve 2021/632 Esas, 2021/741 sayılı Kararı ile; istinaf başvurusunun esastan reddi.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrasınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrasına istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
… Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun (1136 sayılı Kanun) 59 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince 11.03.2015 tarihli ve 2015/26097 Soruşturma, 2015/9274 Esas, 2015/883 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan son soruşturmanın açılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
… 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.11.2015 tarihli ve 2015/101 Esas, 2015/318 sayılı Kararı ile sanığın görevi kötüye kullanma ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 155 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca kovuşturmanın İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde açılmasına karar verilmiştir.
İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.10.2020 tarihli ve 2016/56 Esas, 2020/290 sayılı Kararı ile hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu yönünden taraflar arasında uzlaşma sağlandığı gerekçesi ile düşme kararı, görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci, 50 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 75 tam gün karşılığı 3.750.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmolunmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 24.03.2021 tarihli ve 2021/632 Esas, 2021/741 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, mahkemece eksik araştırma yapıldığı, şikayetçinin somut bir zararının bulunmadığı, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemesinin ve mahkumiyet kararının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Serbest avukatlık yapan sanığın vekaletname ile şikayetçi şirketin avukatlığını üstlendiği, şirket adına ihtiyati haciz talepli hukuk dosyalarındaki teminat mektuplarını iade etmediği, takip ettiği icra dosyasındaki reddiyat makbuzu karşılığı aldığı paraları iade etmediği ve uhdesine geçirdiği yine takip ettiği icra dosyasını işlemsiz bırakmak suretiyle şikayetçinin zarara uğramasına sebebiyet verdiği gerekçeleri ile sanık hakkında görevi kötüye kullanma ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçları yönünden kamu davası açılmış ve sanık hakkında şikayetçi şirket vekili olarak takip ettiği icra dosyasındaki reddiyat makbuzu karşılığı aldığı paraları iade etmeyerek uhdesine geçirdiği yönündeki eyleminin TCK’nın 155 inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında kaldığı değerlendirilerek taraflar arasında uzlaşma sağlandığından dolayı düşme kararı, diğer eylemlere ilişkin olarak da ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu işlediği kabul edilerek mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesince, mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin bir hukuka aykırılık bulunmadığı ve değerlendirmenin yerinde olduğu gerekçesi ile sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Sanığın, katılan şirketin muhasebecisi tarafından verilen talimatlar ve yönlendirmeler doğrultusunda icra takipleri başlattığını ve bu takiplerin kısıtlı olarak yapılmasının istendiğini beyan ederek şirket muhasebecisini tanık olarak göstermesi karşısında, savunmasında adı geçen kişilerin tanık sıfatıyla dinlenmesinden sonra, tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
İddianamede ve son soruşturmanın açılması kararında 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrasının uygulanması talep edildiği halde, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan anılan Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanması suretiyle aynı Kanun’un 226 ncı maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde düzenlenen hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin 5 inci fıkrası gereğince, ayrıca, adli para cezasının tamamen infazından itibaren başlamak üzere, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin nazara alınmaması,
Sanığın sübutu kabul edilen eylemlerinin bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi nedeniyle hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi gereği cezasından indirim yapılan sanık hakkında, istinaf dilekçesinde belirttiği şekilde şikayetçiye ait zararın araştırılarak tespit edilmesinden sonra, bu zararın giderilip giderilmediğinin tespiti ve kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek, yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, ”katılanın zararının giderilmemiş olması” şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 24.03.2021 tarihli ve 2021/632 Esas, 2021/741 sayılı Kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle
BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 307. maddesinin beşinci fıkrası hükmü gereğince sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.05.2023 tarihinde karar verildi.