Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/1679 E. 2023/2613 K. 06.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1679
KARAR NO : 2023/2613
KARAR TARİHİ : 06.07.2023

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1371 E., 2022/73 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 20/02/2009 tarihinde Yahyalı Derebağ Atıksu Arıtma Tesisi ve Yahyalı Kısmi Kanalizasyon İnşaatı Yapımı konusunda sözleşme imzalandığını, davalının yüklenici olduğu ve sözleşmede işin 31/10/2011 tarihinde tamamlanmasının kararlaştırılmasına rağmen işin 15/06/2012 tarihinde tamamlanabildiğini, 228 günlük gecikme nedeniyle sözleşme uyarınca davalıya 856.485,11-TL gecikme cezası kesildiğini, 92.963,01-TL’lik kısım davalının kesin hakediş bedelinden kesildiğini, 401.000,00-TL’lik kısmının da kesin teminat mektubunun paraya çevrilmesi suretiyle tahsil edildiğini, bakiye 362.522,10-TL gecikme cezasının tahsil edilemediğini, bu miktarın kesin hesap tarihi olan 24/07/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmeye göre işin 31/10/2011 tarihinde tamamlanmasının karaştırıldığı, ancak işin 15/06/2012 tarihinde tamamlanabildiği, dolayısıyla 228 günlük gecikmenin söz konusu olduğu, sözleşme uyarınca davalıya 856.485,11-TL gecikme cezası kesildiği, bakiye 352.522,10-TL’lik gecikme cezasının davalıdan tahsilinin gerektiği, davanın kabulü ile 362.522,10-TL’nin 24/07/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili, istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin yüklenicisi olduğu yapım işini eksiksiz bir biçimde yerine getirmiş olması nedeniyle davacıya herhangi bir borcu olmadığını, kesin hesapta gecikme cezasının uygulanmasının sözleşme ve idari şartnameye aykırı olduğunu, 24.05.2011 tarihli işletme tutanağından tesisin yani inşaatın tamamlanmış halde olduğu, pis su almaya engel bir durum olmadığının anlaşıldığını, işin geçici ve kesin kabullerinin yapıldığını, müvekkilinin kesin hesabı itirazi kayıt ile imzaladığını, gecikmenin bizzat iş sahibi idare tarafından sebep olunduğunu, sözleşmenin tamamı üzerinden gecikme cezası uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu, mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğunu, sözlü yargılama aşamasına geçileceği bildiriminde bulunulmadan karar verildiğini belirterek hükmün kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kesin hakkedişteki “haksız ve mesnetsiz uygulanan gecikme cezasına ilişkin hukuki haklarımız saklı kalmak kaydı ile” yapılan itiraz, dilekçe tarihinden bahsedilmemesi nedeniyle şartnamenin 41. maddesine uygun bir itiraz olmadığından geçersiz olup hakedişte kesilen ceza yüklenici yönüyle kesinleştiği gerekçesiyle, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmeyerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyizinde; istinafa başvuru dilekçesindeki itirazlarının değerlendirilmediğini belirterek istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri temyiz nedeni olarak ileri sürmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesine dayalı gecikme cezasının tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı TBK 470-486 maddeleri

2. 6100 sayılı Kanun’un 353/1-b maddesinin ilgili kısmı şu şekildedir:
“…
b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak;
1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine,
2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında,
3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir.”

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.1. 6100 sayılı Kanunun 353 ncü maddesine göre bölge adliye mahkemesi davanın esası ile ilgili olarak üç türlü karar verebilir. Bunlardan ilki, başvurunun esastan reddi; ikincisi yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında; üçüncüsü ise yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında karar vermektir. Kanun hükmü, başvurunun esastan reddi ile aynı anda yeniden esas hakkında veya düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına imkân tanımamaktadır. Diğer taraftan 6100 sayılı Kanunun “İncelemenin kapsamı” başlıklı 355 nci maddesine göre bölge adliye mahkemesi, istinaf sebepleri ile bağlı ise de kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu re’sen gözetebilir.

2.2.Ancak anılan düzenleme tamamen incelemenin kapsamına ilişkin olup bölge adliye mahkemelerince 353 üncü madde gereğince kurulacak hükmün şekline etkili değildir. Bu bakımdan bölge adliye mahkemesince, istinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri ile kamu düzenine aykırılık hâlleri bakımından ayrım yapılarak Kanun’da yer verilmeyen şekilde hüküm kurulması mümkün değildir.

2.3.Kaldı ki kamu düzenine aykırılık bakımından bir inceleme yapılabilmesi de istinaf başvurusunun kabulüne bağlıdır. Örneğin 6100 sayılı Kanunun “Ön inceleme” başlıklı 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde “başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin gösterilmemesi” hâline yer verilmiştir. Bu hâlde bölge adliye mahkemesince 353 ncü madde gereğince sadece kamu düzenine aykırılık bağlamında inceleme yapıldıktan sonra yine başvurunun esastan reddine veya kabulüne karar verilerek hüküm kurulmaktadır.

2.4. Belirtilen sebeplerle taraflardan birinin istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepler ve kamu düzenine aykırılık bakımından yapılacak incelemenin sonucunda, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasını yahut düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmasını gerektiren bir hâl tespit edildiği takdirde artık istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilemez.

3.1. Somut olayda Bölge Adliye Mahkemesince; davalı tarafın istinaf başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde, ilk derece mahkemesinin gerekçesinden farklı olarak dava dosyasındaki belgeler incelendiğinde, kesin hakkedişteki “haksız ve mesnetsiz uygulanan gecikme cezasına ilişkin hukuki haklarımız saklı kalmak kaydı ile” yapılan itirazın dilekçe tarihinden bahsedilmemesi nedeniyle şartnamenin 41. maddesine uygun bir itiraz olmadığından geçersiz olduğu ve hakedişte kesilen cezanın yüklenici yönüyle kesinleştiği belirtilerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıda belirtildiği üzere 6100 sayılı Kanunun 353/1-b-2 maddesi gereği, kararın gerekçesinde hata edilmiş ise istinaf başvurusunun kabulü ve yerel mahkeme kararının kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekirken, istinaf başvurusunun esastan reddi ile ilk derece mahkemesinin gerekçesinin değiştirilerek hüküm kurulması yukarıda açıklanan Kanun hükümlerine açıkça aykırı olup karar bu yönüyle hatalı olmuştur.

3.2.Bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Temyiz peşin harcın istek halinde davalıya iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.