YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1033
KARAR NO : 2023/3670
KARAR TARİHİ : 06.07.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 20. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki yabancı mahkeme kararının tanınması ve vasiyetnamenin tenfizi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların ortak murisi Mustafa ve Bedriye’nin müşterek olarak Frankfurt/Main şehrindeki Noter Wolfgang Heinrich’in Noterliğinin 29.01.2002 günlü vasiyetnamesi ile tüm mal varlıklarını davacı ile davalı …’a bıraktıklarını, iş bu vasiyetnamenin Frankfurt Tereke Mahkemesinin 12.12.2012 günlü 51 sayılı kararı ile açılmasına karar verildiğini iddia ederek Frankfurt Tereke Mahkemesi kararının tanınması ve vasiyetnamenin tenfizine karar verilmesini talep etmiş, 06.07.2017 tarihli dilekçe ile tenfizin konusunun İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, Suadiye Mahallesi, 3190 ada 60 parsel sayılı taşınmazda kain 5 numaralı bağımsız bölüm olduğunu belirtmiştir.
II. CEVAP
Davalı … cevap dilekçesinde özetle; vasiyetnamenin konusunun Almanya’da bulunan 1 adet ev olduğunu, bu evin vasiyetnameye uygun olarak mirasçılar arasında paylaşıldığını, vasiyetnamenin murislerin tüm malvarlığını kapsamadığını, tanınması istenen mahkeme kararında kesinleşme şerhinin bulunmadığını, belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında “Türkiye’de bulunan taşınmazlar hakkında Türk Hukuku uygulanacağı, O halde, taşınmaz mal vasiyetinin geçerli olması için Türk Hukuk sistemindeki usul ile yapılmış olması gerektiği, TMK’nın 532 ve takip eden maddelerine göre; resmi vasiyetname, iki tanık huzurunda resmi memur tarafından düzenlenmesi gerektiği, dava konusu vasiyetnamenin bu şekle uygun düzenlenmediği, Yine, 5718 sayılı Kanun’un 25 inci maddesinde; taşınmazlara veya onların kullanımına ilişkin sözleşmelerin taşınmazın bulunduğu ülke hukukuna tâbi olduğu hüküm altına alındığı, davacı tarafça kesinleşme şerhli kararın sunulmadığı, fotokopi Noterlik evrakının içeriğinden muris … ve …’ın ölüme bağlı tasarrufundaki konunun Frankfurt/Main adresindeki evin üçte birlik kısmı olduğunun tespit edildiği, davacının belirtilen şartlara haiz kesinleşmiş mahkeme ilamı sunmuş olsaydı dahi, vasiyete konu taşınmazın bulunduğu ülke hukukuna tabi olması yani, taşınmazın Almanya’da bulunması nedeniyle her halükarda Alman Hukukuna tabi olduğu” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuran
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu vasiyetnamenin sadece Almanya’daki mal varlığı için yapıldığının kabulünün doğru olmadığını, murislerin tüm mal varlığını kapsadığını, belgelerde eksiklik bulunmadığını, Frankfurt Tereke Mahkemesinin neden kesinleşme şerhi veremediğine dair kararını ibraz ettiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; “yabancı mahkeme kararında kesinleşme şerhinin bulunmadığı, davacının tenfizin konusunu bir adet bağımsız bölüm olarak beyan ettiği, vasiyetnamenin tenfizi davalarının nispi harca tabi olduğu nazara alındığında, davacı tarafça dava değeri belirtilip harcı yatırılarak usulünce açılmış vasiyetnamenin tenfizi davası da bulunmadığı, yasanın öngördüğü tanıma koşullarının oluşmadığı, davanın reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının sonuç olarak doğru olduğu” gerekçesiyle davacı tarafın istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarına ek olarak tenfize konu taşınmazın değeri üzerinden harç ikmal edilmeden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ve re’sen belirlenecek nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yabancı mahkeme kararının tanınması ve vasiyetnemenin tenfizi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.Konusu para veya para ile değerlendirilebilen bir şey (malvarlığı, mamelek hakkı) olan (yani, konusu belli bir değerle ilgili bulunan) davalarda karar ve ilam harcı nispidir. Nispi karar ve ilam harcının dörtte biri dava açarken davacıdan peşin olarak alınır. Peşin olarak ödenecek olan bu dörtte bir karar ve ilam harcı, dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden hesaplanır. Ayrıca, harç ikmal edilmemesinin yasal sonuçları da 492 sayılı Kanun’un 30 ve 32 nci maddesinde duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirtilmiştir.
2. 492 sayılı Harçlar Kanun’u harç alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış; değinilen yönün mahkemece re’sen gözetilmesini hükme bağlamıştır.
3. Değerlendirme
Somut olaya gelince, davacı 06.07.2017 günlü dilekçe ile tenfizin konusunun Kadıköy’de bir adet bağımsız bölüm olarak göstermiş, taşınmazın değerine ilişkin beyanda bulunmamıştır. Bu durumda Mahkemece tenfize konu taşınmazın değerini keşfen belirleyerek eksik harcı ikmal ettirip yargılamaya devam etmesi gerekirken yazılı şekilde karar vermesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.