YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1280
KARAR NO : 2023/1096
KARAR TARİHİ : 13.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/159 E., 2022/229 K.
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 01.06.2016
KARAR : Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen rücuan alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, kurum sigortalılarından …’ın davalıya ait işyerinde çalışırken 11.08.2015 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu vefat ettiğini, kazada vefat eden sigortalının hak sahiplerine müvekkili kurumca 432.848,96 TL peşin değerli gelir bağlandığını, 449,00 TL cenaze masrafı yapıldığını, meydana gelen iş kazasında davalının kusurunun bulunduğunu belirterek kurumdan isteyebileceği alacak miktarının tespiti ile kurum zararından fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL gelirin 29.03.2016 onay tarihinden itibaren, 10,00 TL cenaze masrafının 02.11.2015 ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı TTK vekili, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını iddia ederek açılan davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 30.01.2018 tarihli ve 2016/272 E. 2018/40 K. sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 16.10.2018 tarihli ve 2018/882 Esas, 2018/1916 Karar sayılı kararıyla; hükme esas alınan kusur raporunun olaya uygun, açıklayıcı ve denetime elverişli olduğu, gerçek zararın belirlenmesine yönelik hesap raporunun yöntemine uygun olduğu, gerçek zarar hesabında, sağ kalan eşin evlenme olasılığının tespitinde, ülkemiz şartlarına uyumlu olduğu değerlendirilen (Hukuk Genel Kurulunun 02.02.2011 gün; 2010/4-712 Esas, 2011/4 Kararı) tablonun kullanıldığı, gerçek zararın Kurumca bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinden yüksek olması nedeniyle ilk peşin sermaye değeri ile bağlı kalınarak hüküm kurulmasının yerinde olduğu anlaşılmakla; istinaf başvurusunda bulunan taraf ve istinaf sebepleri de gözetilerek yapılan istinaf incelemesine göre, mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, taraf vekillerinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1.Mahkeme kararına karşı taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 04.02.2020 tarihli ve 2018/6696 E. 2020/638 K. sayılı ilamında; somut dosyada; kusur raporlarına itibar edilerek hüküm kurulmuş ise de dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelerden olayın meydana gelmesinde kaçınılmazlık faktörünün etkisinin bulunmadığı, yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığı anlaşıldığı, sigortalının görevi ve yaptığı işin özellikleri maddi olguda usulünce belirlenerek iş kazasının meydana gelmesine neden olan etkenler, kazanın önlenebilmesi için alınması gereken önlemler ile bu önlemlerin alınıp alınmadığı, alınmış önlemlere sigortalının uyup uymadığı, kazaya sebep olan ihmallerin neler olduğu, kim tarafından ve nasıl karşılanması gerektiğine yönelik tespitlerin yapıldığı, davaya konu alanda işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulundan, işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına uygun, yargısal denetime elverişli, ayrıntılı irdeleme içeren ve verilen kusur oran ve aidiyetlerinin yanında kusur gerekçelerini de gösteren, 6331 sayılı Kanun hükümlerine göre hazırlanmış rapor alınıp, dosyadaki deliller ışığında yapılacak değerlendirmeyle karar verilmelidir yönünden bozulmuştur.
B. İkinci Bozma Kararı
1.Bozmaya uyan Mahkemece verilen 17.07.2020 tarihli ve 2020/113 E. 2020/167 K. sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiş; karara karşı taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Dairemizin 22.02.2021 tarihli, 2020/8605 E. 2021/1892 K. sayılı ilamında; Mahkemece tazminat dosyası ve ceza dosyası celp edilerek ve dosyalarda verilen kararlar ve taraflara verilen kusur oranları gözetilerek, kusur oran ve aidiyetini belirleyen alanında uzman bilirkişi kurulundan kusur raporu alınmalı, bu şekilde belirlenen kusur oranları sonucuna göre davalı işverenin teselsül sorumluluğu tespit edilip sonucuna göre karar verilmelidir yönünden karar bozulmuştur.
C. Ücüncü Bozma Kararı
1.Bozmaya uyan Mahkemece verilen 25.02.2022 tarihli ve 2021/79 E. 2022/36 K. sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiş; karara karşı taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Dairemizin 23.05.2022 tarihli, 2022/5450 E. 2022/7658 K. sayılı ilamında; davacı kurum tarafından 11.08.2015 tarihinde meydana gelen iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerine ödenen gelirin tahsili istenilmiş olup, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Somut dosyada davalı … olduğu halde mahkemece, dava ile ilgisi olmayan … ve Demir Madencilik hakkında hüküm kurulması, bu şekilde infaza elverişli karar verilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olduğu yönünden karar bozulmuştur.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; Sigortalı …’ın 11.08.2015 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu vefat ettiği, gerçekleşen iş kazası dolayısı ile sigortalının hak sahiplerine davalı SGK tarafından gelir bağlandığı, kazanın meydana gelmesinde davalı TTK ‘nın %80 kusurlu olduğu, müteveffa işçi …’ın %20 oranında kusurlu olduğu gözetildiğinde davacının davacının davalı hak sahibi …’a bağlanan gelirden kaynaklı isteyebileceği alacağının 215.994,28 TL, hak sahibi … ‘ya bağlanan gelirden kaynaklı isteyebileceği alacağının 59.976,62 TL, hak sahibi … ‘e bağlanan gelirden kaynaklı isteyebileceği alacağının 70.308,27 TL ve yapılan cenaze masraflarından kaynaklı isteyebileceği alacağın 359,20 TL olduğu anlaşılmakla taleple bağlı kalınarak; hak sahiplerine bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinden kaynaklı alacak olarak toplamda 346.279,17 TL’nin gelirin onay tarihinden itibaren, kurum tarafından yapılan cenaze masrafından kaynaklı alacak olarak 359,20 TL’nin ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı kurum vekili sigortalının kusurunun bulunmadığını, davalı vekili kaza olayında kusurlarının bulunmadığını, eksik araştırmaya dayalı hüküm kurulduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı kurum 11.08.2015 tarihli iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerine ödenen gelir ve cenaze giderinin tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun’un birinci fıkrası ile) 369 uncu maddesinin 370 ve 371 inci maddeleri ve 5510 sayılı Kanun’un 21 inci maddeleridir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
13.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…