YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/721
KARAR NO : 2023/2338
KARAR TARİHİ : 26.04.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki ön alım nedeniyle tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili ve dahili davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince dahili davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve dahili davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu 8890 parsel sayılı taşınmazda müvekkillerinin miras bırakanı Raif Demir’in paydaş olduğunu, 1/3 payın dava dışı Ahmet Akgül adına kayıtlı iken 24.01.2012 tarihinde 90.000,00 TL bedelle davalıya satıldığını, davacıların paydaş bulunmaları nedeni ile MK’nın 732 nci maddesi uyarınca yasal süresi içinde ön alım haklarını kullanmak istediklerini, bu sebeple dava konusu payın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile miras şirketi adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davacılar vekili, dava konusu payın yargılama esnasında devri nedeniyle HMK’nın 125 inci maddesi uyarınca seçimlik haklarını yeni malike karşı kullanmak istediklerini bildirerek ikinci satışın muvazaalı olduğu itirazında bulunmuştur.
II. CEVAP
1. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın takas anlaşması uyarınca devralındığını, asıl bedelin takasa konu 108 ada 3 parsel sayılı taşınmaz ile ilaveten ödenen 8.000,00 TL olduğunu, davacı tarafın 300.000,00 TL değerindeki taşınmazı 90.000,00 TL’ye devrini talep ederek haksız kazanç sağlama gayreti içinde olduğunu, diğer davalı ile muvazaalı hareket ettiği iddiasının dinlenemez nitelikte olduğunu, zira davacı tarafın bu konuda gösterdiği somut hiçbir delil bulunmadığını, davalının müteahhit olduğunu, davacının satıştan harici olarak haberdar olduğunu belirtmek suretiyle davanın reddini savunmuştur.
2. Dahili davalı … vekili cevap dilekçesinde; davacının 270.000,00 TL üzerinden harç ikmalini tamamlaması gerektiğini, 25.02.2014 tarihinde yapılan tapu devrinde müvekkilinin dava konusu taşınmazı 270.000,00 TL bedel karşılığı satın aldığını, müvekkilinin iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu, aksini davacı tarafın ispatlaması gerektiğini, taşınmazı yatırım amaçlı olarak davalının emlâkçı olan yeğeni vasıtasıyla satın aldığını, ilk satıştan uzun süre sonra dava açıldığını, bu nedenle taşınmazın güncel değerinin hesaplanması gerektiğini belirtmek suretiyle davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın süresinde açıldığı, fiili taksim savunmasında bulunulmadığı, davacıların ön alım haklarını kullanmalarının önünde yasal bir engel bulunmadığı, depo edilmesi gereken bedel konusunda husumet bulunduğu, bu noktada ise davacılar tarafından ispat külfetinin yerine getirilemediği, davalı …’in önceki davalı …’e banka kanalı ile satış bedelini havale ettiğinin anlaşıldığı gerekçeleriyle davacıların ikinci satış bedeli ile tapu masrafı toplamı olan 275.000,00 TL’yi depo etmesi gerektiği sonucuna varılarak davanın kabulü ile davalı adına olan taşınmaz hissesinin tapu kaydının iptaline ve bu hissenin davacılar adına miras hisseleri oranında tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile dahili davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1. Dahili davalı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu payın öncelikle davacı tarafa satışının teklif edilmesine rağmen onlar tarafından satın alınmadığından kötü niyetli olduklarına dair gösterdikleri tanıklarının dinlenmediği, yargılamanın uzun sürdüğü, depo kararının geç verildiği, satış bedelinin güncellenmeyip paranın değerindeki düşüşün dikkate alınmadığı, yine bedele yönelik nemalandırma taleplerinin kabul edilmediği, mülkiyet hakının ihlâl edildiği, dava açmak için Kanunda düzenlenen 2 yıllık sürenin hukuki güvenilirliği ihlâl etmesi nedeniyle somut norm denetimine konu edilmesi gerektiği hususlarına itiraz etmiştir.
2. Davacılar vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde; davalıların ikinci satışta kötü niyetli olduğunu, davanın açılmasının hemen sonrasında devrin yapıldığını, davalı …’in yeğeni aracılığıyla taşınmazın satın alınması ve davalıların aynı ofiste çalışan vekillerle temsil edilmesi durumlarının muvazaayı açıkça göstermesine rağmen ilk satış bedelinin dikkate alınmayıp ikinci satıştaki yüksek bedel üzerinden depo kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, her iki davalıdan da vekâlet ücreti tahsil edilmesi gerektiğini belirterek itiraz etmişlerdir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davacının paydaş olduğu taşınmazda ilk olarak taşınmazın 1/3 kısmının 24.01.2012 tarihinde 90.000,00 TL bedelle davalı …’a satıldığı, davalı …’in dava açıldıktan sonra 25.02.2014 tarihinde satın aldığı payı 270.000,00 TL bedelle …’a sattığı, davacının HMK’nın 125 inci maddesi uyarınca davasını yeni malike yönelttiği ve ikinci satışın kötü niyetli muvazaalı bulunduğunu ileri sürdüğü, keşifte belirlenen ikinci satış günündeki rayiç değer ile akit değerinin uyumlu olduğu, davalılar arasında el ve iş birliği bulunduğunun, tanık anlatımları ile kanıtlanamadığı, ön alım hakkının ikinci satış bedeli üzerinden kullandırılmasına ilişkin İlk Derece Mahkemesi değerlendirilmesinde bir yanılgı görülmediği belirtilmiştir. Yargılama giderlerinin sadece davalı …’den alınmasına hükmedilmiş olmasının HMK’nın 125/a son cümleye aykırı olduğu, bu eksikliğin yeniden yargılamayı gerektirmediği, davalı vekili tarafından bedelin güncellendirilmesini istemiş ise de, ön alım davası hakkının süresinde kullanıldığı, davacının kusuruyla bir gecikme bulunmadığı, noter kanalıyla davacıya bildirim yapılmadığından, şifai bildirim nedeniyle hak düşürücü sürenin geçtiğine yönelik itirazlarının dinlenilmesinin mümkün olamayacağı gerekçesiyle davalı … vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yargılama giderlerinin davalılardan müteselsilen alınmasına ilişkin yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde dahili davalı vekili ile davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1. Dahili davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrarlayarak, Bölge Adliye Mahkemesince de yargılamada gecikme olduğunun kabul edildiği hâlde buna katlanmasının davalı taraftan beklenemeyeceğini, öncelikle davanın reddedilmesi gerektiğini, olmadığı takdirde güncel bedel üzerinden hüküm kurulmasını, bunun da kabul edilmemesi durumunda enflasyon karşısındaki değerin dikkate alınması gerektiğini belirtmek suretiyle temyiz etmiştir.
2. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrarlamıştır.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ön alım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 732, 733 ve 734 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraflarca temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.