YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/23569
KARAR NO : 2012/44922
KARAR TARİHİ : 01.11.2012
Hırsızlık suçundan sanık … hakkında yapılan duruşma sonunda; mahkumiyetine ilişkin TUZLA Asliye Ceza Mahkemesinin 12.09.2008 gün, 2005/293 – 2008/1073 sayılı kararının sanığın temyizi üzerine, dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonunda; 16.05.2012 gün, 2012/12440- 2012/14077 sayılı ilam ile “5237 sayılı TCK.nun 7/2 ve 5252 sayılı Yasanın 9/3.maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya ayrı ayrı uygulanarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilip, somut olayda sanığın, suça konu aracı kapıları açık ve kontak anahtarı üzerinde olduğu halde yüklü bulunduğu çekicinin üzerinden çalması biçimindeki eyleminin 765 sayılı TCK’nın 491/ilk ve 5237 sayılı Yasaya göre ise 141/1.maddelerinde tanımlan hırsızlık suçunu oluşturduğu, buna göre 765 sayılı Yasa hükümlerinin sanık lehine olduğu düşünülmeden ve 765 sayılı Yasaya göre nitelendirme yapılıp, hükmolunması gereken ceza denetime olanak sağlayacak şekilde saptanmadan, 5237 sayılı Yasa hükümlerinin lehe olduğu kabul edilerek, yanlış nitelendirme sonucu aynı Yasanın 142/1-e maddesiyle hüküm kurulmak suretiyle fazla cezaya hükmolunması” gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.06.2012 tarihli, 2010/284968 sayılı yazısı ile “kamu davası yargılamasına konu eylem değerlendirildiğinde, sanık …’in geceden sayılan zaman dilimi içerisinde, tesis içerisinde park halinde bulunan iki katlı çekicinin alt katında ve en sonunda anahtarları üzerinde ve kapıları açık halde bulunan aracı, çekicideki kızakları yere indirdikten sonra çalıştırarak çaldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda eylemin 765 sayılı TCK’nın 493/2.maddesinde düzenlenen, ‘haksız yere elde bulundurulan asıl anahtar’ ile işlenen hırsızlık suç tipine uyduğu ve cezasının da, 3 seneden 8 seneye kadar hapis cezası olduğu anlaşılmaktadır. Eylem 5237 sayılı TCK hükümlerine göre değerlendirildiğinde ise, anılan Kanunun 142/2-d maddesinde düzenlenen ‘haksız yere elde bulundurulan anahtar’ ile işlenen hırsızlık suç tipine uyduğu ve cezasının da, 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası olduğu anlaşılmaktadır. Suç geceden sayılan zaman dilimi içerisinde işlendiği için, 5237 sayılı TCK uyarınca hükmolunan cezada, anılan Kanunun 143.maddesi uyarınca üçte birine kadar artırım yapılacağı da göz önüne alındığında, 765 sayılı TCK hükümlerinin sanık lehine olduğu düşünülmektedir. Açıklanan nedenlerle, bozma kararının kaldırılması ve sanığın lehine olan 765 sayılı TCK’nın 493/2.maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi” için itiraz kanun yoluna başvurması üzerine dosya, Yargıtay Birinci Başkanlığı aracılığıyla Ceza Genel Kurulu’na gönderilmiştir.
05.07.2012 gün 28344 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasanın 99-101.maddeleriyle 5271 sayılı CMK’nın 308.maddesinde yapılan değişiklikten sonra Yargıtay Ceza Genel Kurulunca henüz karara bağlanmamış, itiraz kanun yoluna konu edilen dava dosyasının öncelikle Özel Daire tarafından incelenmesinin zorunlu olması nedeniyle anılan dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanlığı tarafından Dairemize gönderilmesi üzerine yapılan incelemede;
Dairemizin 2012/12440- 2012/14077 sayılı ve 16.05.2012 tarihli bozma ilamında da belirtildiği gibi suça konu aracı, kapıları açık ve kontak anahtarı üzerinde olduğu halde yüklü bulunduğu çekicinin üzerinden çalan sanığın eyleminin, 765 sayılı TCK’nın 491/ilk. maddesinde tanımlan hırsızlık suçunu oluşturduğunun anlaşılması karşısında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.06.2012 tarihli, 2010/284968 sayılı yazısındaki itirazları dairemizce yerinde görülmediğinden, 6352 sayılı Yasa ile değişik 5271 sayılı Kanunun 308.maddesinin 3.fıkrası gereğince dosyanın itirazı incelemeye yetkili Yargıtay CEZA GENEL KURULUNA sunulmak üzere Yagıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE 01.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.