Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2020/307 E. 2023/6181 K. 10.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/307
KARAR NO : 2023/6181
KARAR TARİHİ : 10.05.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Zimmet (sanık … yönünden), icrai davranışla görevi kötüye kullanma (tüm sanıklar yönünden)
HÜKÜMLER : Beraat

Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.03.2016 tarihli ve 2015/167 Esas, 2016/82 sayılı Kararının, katılan vekili, şikayetçi sanık … müdafii ve O yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli ve 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere “suçtan zarar görme” kavramının “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle sanık … hakkında zimmet ve tüm sanıklar hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından açılan kamu davalarına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesine göre anılan suçlardan doğrudan zarar görmeyen Mustafa Fehmi’nin katılma hakkı olmadığı gibi mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da hükümleri temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmıştır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.07.2011 tarihli, 2011/2-148 Esas ve 2011/155 sayılı Kararında ayrıntısı açıklandığı üzere; 5271 sayılı Kanun’un 34 üncü ve 231 inci maddelerinin ikinci fıkraları ve 232 nci maddesinin altıncı fıkrası gereğince gerek yüze karşı gerekse gıyapta verilen hükümlerde başvurulabilecek yasa yolu, süresi, merci ve şekillerinin açıkça gösterilmesi gerektiği, aksi halde aynı Kanun’un 40 inci maddesi uyarınca eski hale getirme nedenlerinin oluşacağı, 10.03.2016 tarihli kararda ise sanık …’in yüzüne karşı, müdafiinin ise yokluğunda verilen hükümlere yönelik temyiz süresi başlangıcının 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası ve 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesine göre “hükmün tefhimi veya tebliğinden” itibaren bir hafta olmasına karşın “kararın öğrenilmesinden” itibaren bir hafta olduğu belirtilmek suretiyle tarafların yanıltıldığı ve bu itibarla sanık … müdafiinin 18.03.2016 havale tarihli temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı anlaşılmıştır.
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 inci maddesinin birinci fıkrasınca sanık … müdafiinin müvekkili hakkında her iki suçtan kurulan hükümleri vekalet ücretine hasren, katılan … vekilinin sanık … hakkında zimmet ve tüm sanıklar hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma, O yer Cumhuriyet savcısının tüm sanıklar hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından kurulan hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince yukarıda belirtilen husus dışında temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.04.2015 tarihli ve 2014/34107 Soruşturma, 2015/7520 Esas, 2015/547 numaralı İddianamesiyle sanık … hakkında zimmet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmesi; tüm sanıklar hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davaları açılmıştır.
2.Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.03.2016 tarihli ve 2015/167 Esas, 2016/82 sayılı Kararı ile sanık … hakkında zimmet suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, tüm sanıklar hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan ise aynı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraatlerine karar verilmiştir.
3.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; köye ait olan 135.000,00 Türk lirası (TL) paranın mevzuata aykırı olarak Köy Cami Yaptırma ve Yaşatma Derneğine bağışlanması suretiyle kamu zararı oluştuğundan sanıkların üzerlerine atılı suçu işlediklerinin sabit olduğu ve bu hususta bilirkişi raporu aldırılması gerektiğinden bahisle hükümlerin bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Sanığın atılı suçlardan beraat etmesi nedeniyle sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden bahisle hükümleri temyiz etmiştir.
B. Şikayetçi Mustafa Fehmi’nin Temyiz Sebepleri
Sanık … hakkında zimmet ve tüm sanıklar hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kurulan hükümlerin usûl ve yasaya aykırı olduğu, bilirkişi raporunun hukuki değerden yoksun olduğu, uzman bir bilirkişi heyetinden rapor aldırılması gerektiği, delillerin takdirinde hataya düşüldüğü, sanıkların üzerlerine atılı suçları işlediklerinin sabit olduğu ve Yargıtayca resen gözetilecek sebeplerle hükümleri temyiz etmiştir.
C. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri
Sanık … hakkında zimmet ve tüm sanıklar hakkında görevi kötüye kullanma suçlarının unsurlarının oluştuğu, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğu, görevi kötüye kullanma suçuyla alakalı olarak bilirkişi heyetince değerlendirme yapılmadığı, kararların usûl ve yasaya aykırı olduğu ve Yargıtayca resen gözetilecek sebeplerle hükümleri temyiz etmiştir.
D. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri
Köy Camı Yaptırma ve Yaşatma Derneğine sanıklarca yapılan 135.000 TL bağışın mevzuata aykırı olduğu, anılan miktar kadar kamu zararının oluştuğu, sanıkların görevi kötüye kullanma suçunu işlediklerinin sabit olduğu sebepleriyle atılı suçtan kurulan hükümleri temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanık …’in Çaybaşı Köyü’nün (Köy) suç tarihindeki muhtarı, sanıklar Ali Rıza ve Savaş’ın ise ihtiyar heyeti üyesi oldukları, Köy’ün Ziraat Bankası nezdındeki vadeli hesaplarına 2010 ilâ 2014 yılları arasında tahakkuk ettirilen faiz miktarından 14.609,90 TL’si için gelir makbuzu tanzim etmeyen ve muhtarlık kayıtlarına intikal ettirmeyen sanığın zimmet suçunu işlediği, yine 442 sayılı Köy Kanunu İle Köy İdareleri Hesap Talimatnamesinde, köye ait paraların nerelerde kullanılacağının belirtildiği, bu nedenle muhtarların bağış yapma yetkisinin bulunmadığı, 135.000,00 TL köy parasının Köy Cami Yaptırma ve Yaşatma Derneğine bağışının usulsüz olarak yapıldığı, kamu zararının oluşması nedeniyle sanık … ile birlikte bu yardımın yapılmasına dair alınan karara ilişkin olarak köy karar defterinde imzaları bulunan sanıklar Savaş ve Ali Rıza’nın görevi kötüye kullanma suçunu işledikleri iddiasıyla açılan kamu davalarında, aldırılan bilirkişi raporuna göre sanık …’in uhdesinde köy parasının bulunmadığının bildirilmesi ve tüm dosya kapsamına göre zimmet suçunun unsurlarının oluşmadığından bahisle, tüm sanıklar hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçu yönünden ise suç kastlarının bulunmadığından bahisle ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Katılan Vekilinin Sanık … Hakkında Zimmet Suçundan Kurulan Beraat Hükmüne
Yönelik Temyiz Sebeplerinin İncelenmesinde;
Sanığın aşamalardaki savunmalarında suçlamaları kabul etmemesi ile hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olup hükme esas alınan bilirkişi raporunda sanığın uhdesinde köy parasının bulunmadığının belirtilmesi de nazara alındığında, sanığın leh ve aleyhindeki toplanan tüm kanıtları inceleyip, irdeleyen ve iddianın reddine ilişkin sebepleri karar yerinde ayrı ayrı gösteren, savunmayı tercih nedenlerini açıklayan, aleyhteki kanıtları hükümlülük için yeterli görmeyen mahkemenin beliren takdir ve kanaati karşısında katılan vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Ve Katılan Vekilinin Tüm Sanıklar Hakkında İcrai Davranışla Görevi Kötüye Kullanma Suçundan Kurulan Beraat Hükümlerine Yönelik Temyiz Sebeplerinin İncelenmesinde;
Sanıkların leh ve aleyhlerindeki toplanan tüm kanıtları inceleyip, irdeleyen ve iddiaların reddine ilişkin sebepleri karar yerinde ayrı ayrı gösteren, savunmaları tercih nedenlerini açıklayan, aleyhteki kanıtları hükümlülük için yeterli görmeyen mahkemenin sanıkların suç kastıyla hareket etmediklerine dair beliren takdir ve kanaati karşısında tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmediği gibi katılan vekili ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
C. Sanık … Miidafiinin, Müvekkili Hakkında Zimmet Ve İcrai Davranışla Görevi Kötüye Kullanma Suçlarından Kurulan Beraat Hükümlerine Yönelik Vekalet Ücretine Hasren Temyiz İtirazlarının İncelenmesinde İse;
Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir” biçimindeki düzenleme nazara alınarak, kendisini vekille temsil ettiren ve atılı suçlardan beraatine karar verilen sanık … lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuş ancak tespit edilen bu hukuka aykırılığın Dairemiz tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
l.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle şikayetçi Mustafa Fehmi’nin, sanık … hakkında zimmet ve tüm sanıklar hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2.Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.03.2016 tarihli ve 2015/167 Esas, 2016/82 sayılı Kararı ile sanıklar Ali Rıza ve Savaş hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kurulan hükümlere yönelik katılan vekili ve O yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden O yer Cumhuriyet savcısının ve katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
3.Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.03.2016 tarihli ve 2015/167 Esas, 2016/82 sayılı Kararı ile sanık … hakkında zimmet ve icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından kurulan hükümlere yönelik olarak gerekçe bölümünün (A) ve (B) bentlerinde açıklanan nedenlerle katılan vekilinin ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları yerinde görülmemiş ancak (C) bendinde açıklanan nedenle sanık … müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hüsüs yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasına; “Hakkında beraat hükümleri kurulan sanık … kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 3.600,00 TL maktu avukatlık ücretinin Hâzineden alınarak sanığa verilmesine,” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.05.2023 tarihinde karar verildi.