YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/17675
KARAR NO : 2023/545
KARAR TARİHİ : 16.02.2023
T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI :2019/2144 E, 2020/869 K
SUÇ :Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM :İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle,
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 04.06.2020 tarih ve 2019/2144 Esas, 2020/869 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314/2, 3713 Terörle Mücadele Kanun’un (3173 sayılı kanun) 5/1, 5237 sayılı Kanun 62, 53/ 1,2,3, 58/9, 63 maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir.
2 İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.04.2019 … ve 2017/380 Esas 2019/265 sayılı kararıyla sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 16.02.2022 tarihli; usul ve yasaya uygun olan hükmün onamasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafilerinin Temyiz Sebepleri;
Sanığın örgüte ilişkin bildiği ve bilebileceği her şeyi anlatması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’ un 221 inci Maddesindeki indirim hükümlerinden faydalanmasının gerektiği, 2013 yılında çocuklarını Fetö iltisaklı okuldan alarak devlet okuluna verdiği, bankacılık işlemlerini sadece Bank …’da yapmadığı, aynı zamanda Vakıfbank, TEB, ve Garanti Bankası ile de çalıştığı, Bank …’daki işlemlerin normal bankacılık işlemleri olduğu, örgütle organik bir bağının bulunmadığı, müvekkilinin kanser tedavisi devam eden arkadaşlarını ziyaret için Paris’e gittiği, Türkçe olimpiyatları için gitmediği, müsned suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı, müsnet suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeterli delilin bulunmadığı, beraatine karar verilmesinin gerektiği, eksik inceleme sonucunda mahkumiyet kararı verildiği, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY ve OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Makemesinin kabulü
” Sanık …’ın; tanık beyanlarına göre FETÖ/PDY silahlı terör örgütününün gerçek amacına vakıf, kendilerine sorumluluklar verilmiş kimse olan “mütevelli” grubunun içinde etkin bir konumda yer aldığı, bu bağlamda örgütün, mensuplarının sadakat ve bağlılıklarını arttırmak, örgütsel faaliyetleri planlayıp düzenlemek, örgüte yeni eleman kazandırmak, örgüte mali kaynak sağlamak ve örgütsel eğitim vermek adına sistemli ve düzenli olarak organize ettiği sohbet adı altındaki toplantılara katıldığının anlaşıldığı, Bankasya nezdinde yukarıda detaylıca açıklandığı üzere 17/25 Aralık 2013 sürecinden sonra Bank Asyanın ekonomik olarak krize girmesine ve Bankadan yoğun bir mevduat çıkışı olmasına rağmen sanığın örgüt liderinin talimatı doğrultusunda 2014 Ocak ayından başlayarak hesabına para yatırarak bakiyesini arttırmak, muhtelif tarihlerde yeni katılım hesapları açmak, bu katılım hesaplarını da vadesinden önce kapatarak kar payını bankaya bırakmak ve başka bankalardaki hesabında bulunan paralarını da bankasya hesabına göndermek suretiyle örgüte finansal katkı sağlamak amacıyla hareket ettiği ayrıca aynı sohbet grubunda oldukları ve haklarında fetö/pdy silahlı terör örgütünden soruşturma bulunan kişiler ile yurt dışı çıkış kayıtlarının olduğu, örgütün organize ettiği ve Fransa’da düzenlenen Türkçe Olimpiyatlarına katıldığının anlaşıldığı ve tüm bunlara göre sanığın silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısı içinde yer aldığı anlaşılmakla sanığın süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik gösteren faaliyetleri karşısında FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yapısı ve amacı dikkate alındığında sadece örgüt üyeleri tarafından gerçekleştirilebilen faaliyetlerde bulunan sanığın örgüt üyesi olarak kabul edilmesi gerekmekte olup buna göre sanığın örgüt üyesi olarak FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaçlarını benimsediği örgüt bütünlüğü içerisinde ve hiyerarşik yapıya dahil olarak örgüt tarafından verilen görevleri her zaman için yerine getirmeye hazır vaziyette bekleyerek, kendi iradesiyle hareket etmeyip örgüt iradesini benimseyerek ve bunu kendi iradesinin önüne geçirdiği, örgüt ile organik bir bağ kurduğu dosya kapsamından anlaşılmakla sanığın atılı suçtan cezalandırılmasına” karar verildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre; silahlı terör örgütün örgütsel toplantılarına katılan, örgüte yardımlarda bulunan, örgütün operasyonel eylemlerinin kamuoyunca bilinmesinden sonra da örgütsel faaliyetler içinde yer alan ve mütevelli olduğu değerlendirilen sanığın anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağ ile katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemekle, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine;
Ancak; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu kanun dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır. 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 Esas 2015/1292 26.10.2015 tarih, 2015/1565-3464 K.).5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3’ten 3/4’e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir.
Bu açıklamalar ışığında, somut olay değerlendirildiğinde;
Her ne kadar yerel mahkeme sanığın beyanlarında samimi olmadığı, bazı hususları kabul edip bazı hususları kabul etmeyerek beyanlarının çelişkili olduğu, verdiği bilgilerin örgütün yapısı ve faaliyetlerinin tespiti açısından elverişli ve faydalı olmadığı anlaşıldığından bu itibarla sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin uygulanmaması gerektiği yönünde vicdani kanaat oluştuğu gerekçesi ile etkin pişmanlık hükümlerini uygulamadıysa da; sanığın, temyiz aşamasında sunmuş olduğu ayrıntılı 06.05.2021 tarihli dilekçesi ile etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini bildirip yerel mahkemede beyan etmediği 2013 yılı sonrası hakkında bilgi vereceğini beyan etmesi karşısında, sanığın duruşmada hazır edilerek beyanlarının alınıp, vereceği bilgilerin örgüt içerisindeki kaldığı süre, örgütsel faaliyet ve konumlarına uygun faydalı bilgiler olup olmadığı eldeki bilgiler ile örtüşüp örtüşmediği ilgili birimlerden sorulup değerlendirilerek sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin 4 üncü fıkrasının 2 inci maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunması gerekçesiyle sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiilerinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 04.06.2020 tarih ve 2019/2144 Esas, 2020/869 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle hükmün sair yönleri incelenmeksizin öncelikle gerekçede belirtilen nedenlerle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.02.2023 tarihinde karar verildi.