YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3249
KARAR NO : 2023/3873
KARAR TARİHİ : 06.04.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/3160 E., 2022/98 K.
HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2015/2 E., 2019/157 K.
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili özetle; davacının 12.02.2013 günü saat 09:00 sularında Adnan Menderes Mahallesi’nde bulunan belediyeye ait şantiyenin marangozhanesinde çalıştığı sırada hızarda 3 metrelik kalası düzeltme işlemi yaparken kolunun hızar makinesinin bıçağına temas etmesi sonucu sol elinin bileğinden tamamen koptuğunu, müvekkilinin kopan elinin 12 saat süre ameliyat sonucunda dikildiğini, ancak elde ampütasyon oluştuğunu, bununla birlikte el tamamen kullanılmadığı için dikilmiş olmasına rağmen yamuk durduğunu, meydana gelen kaza sonucu müvekkilinin çalışma gücünün %45’ini kaybettiğini, müvekkilinin 20.02.2013 tarihinde ceza soruşturması sırasında verdiği ifade de şantiyenin sorumlusu…’dan ve başkaca kişilerden şikayetçi olmadığını belirtmiş ise de ifadesini etki altında verdiğini, 17.02.2013 tarihinde dönemin ve şimdinin … Büyükşehir Belediye Başkanı…ve ekibi tarafından müvekkilinin ziyaret edildiğini ve kendisine ev verileceği de dahil olmak üzere maddi, manevi zararının tazmin edileceğinin bildirildiği ancak hastaneden çıkmasıyla birlikte ilgisizlikle karşılaştığını, müvekkilinin 01.07.2013 tarihinde davalı işyerinde inşaat işçisi olarak çalışmaya başladığını, daha sonra farklı farklı görevlerde kullanılan müvekkilinin en son marangozhane de göreve başladığını, ancak müvekkilinin marangozluk konusunda herhangi bir bilgisi, eğitimi ve deneyiminin bulunmadığını, bununla birlikte 3 metrelik kalası tek başına hem hizalayıp hem de hızar makinesinde düzeltmeye çalışmak zorunda kalmasının işverenin ayrı bir kusuru olduğunu, müvekkilinin yaşadığı facia sonucunda büyük elem ve ızdırap çektiğini, kopan elin yerine dikilmiş olmasına rağmen protez el gibi durduğunu, ayrıca yamuk durarak anormal göründüğünü ve toplum içerisinde özrünün ezikliğini sürekli hissettiğini, ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000,00 TL maddi tazminat ile 175.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 12.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesine özetle; öncelikle davanın yasal süresi içinde açılmadığını, bu nedenle zamanaşımına uğradığını, dava konusu olayın meydana gelmesinde, güvenlik önlemlerinin alınmamasından kaynaklanan bir durumun olmadığını, kaza olayı, bünyesel olarak aniden gelişen bir durum karşısında meydana gelse de, kazazede işçinin yaşı ve tecrübesi itibariyle, tehlikelerin bilincinde ehil, aklıselim işçi olarak, dava dilekçesinde bahsettiği, 3 metrelik kalası tek başına hem hizalayıp hem de hızar makinesinde düzeltmeye çalışmış olması işçinin kendi kusurundan kaynaklanmış olduğunu ve davacının tedbirsizliğini ve dikkatsizliğini gösterdiğini, işçileri çalışırken taksirli eylemlerden kaçınarak iş sağlığı ve iş güvenliği hakkındaki usul ve şartlara uymakla yükümlü olduklarını, iş güvenliği usullerine aykırı davranarak kendi can güvenliğine yeterince özen göstermeyen kazadede işçinin olayın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu, davacının çalışması esnasında gerek teknik gerekse iş güvenliği koşullarına tam olarak uymadığını, müvekkili idarenin insan yaşamının kutsallığı ilkesinden hareketle, insanın beden ve ruh tamlığının korunması için gerekli ve yararlı her türlü iş güvenliği önlemini, işçinin dikkatine ve tecrübesine göre gerekip gerektiğine bakmaksızın aldığını, iş ekipmanlarında karşılaşılabilecek tehlikeler dikkate alınarak meydana gelebilecek tehlikeler ve riskler önlenmeye çalışıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; Davanın kısmen kabul kısmen reddine, 1-Davacı … lehine 194.871,67-TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 12.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Davacı … lehine takdiren 85.000,00 -TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 12.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusur oranına ilişkin iki rapor arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde rapor alındığını ve müvekkilinin kusur oranının %25 olarak belirlenmesine rağmen buna göre aktüer rapor alındığını ancak davalı işverenin hiçbir güvenlik önlemi almaması, iş güvenliği eğitimi vermemesi ve güvenli çalışma şartlarını sağlamaması hususlarına göre müvekkiline atfedilen kusur oranının yüksek olduğu gibi müvekkilinin hak edeceği maddi tazminattan tenzilat yapılmasına neden olduğunu, meydana gelen kazada müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, hükmedilen manevi tazminatın olayın özelliğine göre düşük olduğunu belirterek karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
2.Davalı … vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu olayın meydana gelmesinde çalışma hayatının akışında önüne geçilmez bir kaza olduğunu, olayda güvenlik önlemlerinin alınmamasından meydana gelen bir iş kaza olmadığını, meydana gelen kazanın davacının kendi ihmali ve kusurundan kaynaklandığını, davacının tam kusurlu olduğunu, buna rağmen davacıya %25 oranında az bir kusur izafe edilmesinin hatalı olduğunu, müvekkiline atfedilen kusurun kabul edilemez olduğunu, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, müvekkilinin kusuru ve sorumluluğunun bulunmadığını, hükmedilen maddi tazminatın fahiş olduğunu, mahkemece yüksek miktarda manevi tazminata hükmedildiğini, sebepsiz zenginleşmeye yol açacak nitelikte olduğunu, davanın reddi gerektiğini belirterek karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; istinaf dilekçesinde sunduğu gerekçelerle temyiz talebinde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun’un 13, 16 ve 20 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 4 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
2.Dosya içeriğine göre davacı lehine İlk Derece Mahkemesince 85.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmişken, Bölge Adliye Mahkemesinin 27.01.2022 tarihli kararında da davalı vekilinin başvurusunun esastan reddine dair karar verildiği ve bu tutarın, Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından, davalının bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
3. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
4.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından maddi tazminat talebine dair kurulan hükümle ilgili temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Davalı vekilinin, davacı lehine hükmedilen manevi tazminata ilişkin temyiz isteminin miktardan REDDİNE,
2.Davalı vekilinin, davacı lehine hükmedilen maddi tazminata yönelik Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.