YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1132
KARAR NO : 2023/2460
KARAR TARİHİ : 09.05.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 22. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki intifa hakkının terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli olarak istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.05.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı vekili Av. … ile diğer taraftan davalı vekili Av. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. İşin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 09.05.2023 Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 154 ada 91 parsel sayılı taşınmazda kayıtlı 4, 6, 28, 29, 30, 31 numaralı bağımsız bölümlerin çıplak mülkiyetinin sahibi olduğunu, söz konusu taşınmazlarda müvekkili ile aralarında boşanma davası devam eden davalı eşi lehine hukuka ve ahlaka aykırı işlemlerle intifa hakkı tesis edildiğini, bedele bağlı olarak düzenlenen intifa tesisi işlemi sonunda müvekkilinin hesabında intifa bedelinin bulunmadığını, müvekkili adına vekaleten intifa hakkını tesis eden vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını, intifa bedelinin en son davalının hesabına yatırıldığını, bankada sahte talimat belgelerine dayalı olarak para yatırma ve çekme işlemlerinin yapıldığını, vekillerin ve davalının birlikte hareket ettiklerini belirterek, dava konusu taşınmazlarda davalı lehine tesis edilen intifa haklarının terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; intifa hakkının sona erme nedenlerinin somut olayda gerçekleşmediğini, davacının müvekkili aleyhine 2013 yılında boşanma davası açtığını, intifa hakkının 2011 yılında tesis edildiğini, davanın ise 2017 yılında açıldığını, intifa hakkının aile içinde alınan kararla davalı adına tesis edildiğini, intifa bedelinin davacının hesabına yatırıldığını ve davacının bedeli dava dışı Mustafa’ya verdiği talimatla çektiğini, vekilin vekalet görevini kötüye kullanmadığını, intifa bedelinin davalının hesabına yatmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile intifa hakkı tesisine ilişkin olarak tapu müdürlüğünde resmi işlemin usulüne uygun olarak yapıldığı ve resmi senette intifa hakkı bedelinin tamamen alındığının belirtildiği, davacı tarafça intifa hakkı bedelinin ödenmemesi nedeniyle terkin talep edilmişse de resmi senette bedelin alındığının belirtilmesi nedeniyle bedele ilişkin iddianın davalı tarafa karşı değil tapuda resmi işlemi gerçekleştiren vekile karşı ileri sürülebileceği bunun dışında da intifa hakkının terkinini gerektirir başkaca bir durum bulunmadığı, intifa hakkının tesis edildiği 2011 yılından davanın açıldığı 2017 yılına kadar da intifa hakkının nizasız olarak devam ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; önceki beyanlarını tekrarlayarak ve hukuki nitelendirmenin yanlış olduğunu, vekaletnamedeki imzanın davacının el ürünü olup olmadığına dair birbiriyle çelişkili bilirkişi raporu ve uzman görüşü bulunduğunu, çelişkinin giderilmediğini, eksik incelemeyle karar verildiğini beyan ederek ve re’sen gözetilecek sebeplerle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile resmi senedin aksi aynı kuvvette delil ile ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; önceki beyanlarını tekrarlayarak ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının maliki olduğu taşınmazlarda davalı lehine tesis edilen intifa hakkının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1025 inci maddesi uyarınca terkini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 6 ıncı ve 1025 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Yargıtay duruşma vekalet ücreti 8.400,00 TL’nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.