YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2277
KARAR NO : 2023/725
KARAR TARİHİ : 16.02.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1633 E., 2021/1497 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun kabulüne, davanın kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın, davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının davasının kabulü ile kadastro tespitinin iptaline, dava konusu taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. 1979 yılında yapılan ilk kadastro tespiti sırasında dava konusu taşınmaz orman olarak kadastro harici bırakılan alanda kaldığı gerekçesi ile kadastroya tabi tutulmayarak tespit harici bırakılmıştır.
2. 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8 inci maddesi uyarınca 2020 yılında yapılan kadastro sırasında … ili, … ilçesi, … Mahallesi çalışma alanında bulunan 224 ada 2 parsel sayılı 1.334,08 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, davalı adına tespit edilmiştir.
3. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde, taşınmaz hakkında mahallinde yapılan inceleme neticesinde, taşınmaz üzerinde herhangi bir zilyetliğin bulunmadığı, taşınmazın ham toprak vasfında olduğu, kadastro tespit işlemlerinin hemen özncesinde zilyetlik ve imar-ihya faaliyetlerinin başladığı, açıklanan nedenlerle çekişmeli taşınmaz bakımından davalı lehine zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleşmediğine, çekişmeli taşınmazın tespitinin iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; tespitin Kanun’a uygun olduğunu, taşınmazın davacıya annesinden kaldığını, sürülüp ekildiğini, içindeki boynuz ağaçlarının meyvelerinin toplandığını, taşınmazın Hazine ile ilgisi olmadığını, zilyetlikle edinilmesi mümkün olan tarım alanı olduğu, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin 50 yıla ulaştığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “mahallinde yapılan keşif ve neticesinde alınan ziraat bilirkişi raporunda, taşınmazda toprak kazılarak eğiminin azaltıldığı, taşınmazda keşif günü eğime dik yönde bulunan alandaki toprak ve kayaların oyularak eğiminin azaltıldığı, mevcut durumda taşınmazın boş arazi görünümünde olduğu, geçmişe ait hava fotoğraflarının incelenmesinde parsel içerisinde bulunan ağaçların keşif günü itibariyle kesilerek alanın düzeltiğinin görüldüğü, taşınmazda halihazırda tarımsal üretim olmadığı, hava fotoğraflarında evveliyatında taşınmazda tarımsal amaçlı terasların görüldüğü, arazi tesviye çalışmalarının, zemin eğiminin azaltılmasının, taş terasların yapılmasının emek ve para harcanarak taşınmazda değer kazandıran faaliyetler olarak değerlendirileceği ancak tarımsal amaçlı imar ihyanın keşif günü itibariyle tamamlanmadığının tespit edildiği, bir yerin imar ve ihya ile kazanılması için taşınmazın emek ve para sarf edilerek tarım arazisi haline getirilmesi gerektiği, zilyet, masraf ve emek sarf etmemişse imar ve ihyadan söz edilemeyeceği, ihya edilen taşınmazın tarıma elverişli bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik ve tarla haline getirilmiş olması gerektiği, kültür arazisi niteliği kazandırılmayan bir yerin ihyasından söz edilemeyeceği, öte yandan taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin iktisap sağlaması için ekonomik amaca uygun olması ve 3402 sayılı Kanun’un 17 ve 14 üncü maddeleri ile öngörülen diğer şartları taşıması gerektiği, dava konusu taşınmaz üzerinde her ne kadar tarımsal üretime hazırlık için arazi tesviye çalışmaları, zemin eğiminin azaltılması, parselin taş ve kayalardan temizlenerek taş terasların yapılması gibi emek ve masraf sarf edilerek taşınmazın tarım arazisi haline getirilmesi yönünde faaliyetler yapılıyor ise de imar ve ihya tek başına mülkiyetin kazanılması için yeterli bir olgu olmadığı, 3402 sayılı Kanun’un 17 nci maddesindeki yollama gereğince aynı Kanun’un 14 üncü maddesinde belirtilen zilyetliğin nizasız fasılasız ve malik sıfatıyla en az 20 yıl sürmesi gerektiği, diğer ifade ile imar ihyanın tamamlandığı tarihten tespit tarihine kadar nizasız fasılasız malik sıfatıyla zilyetlik olmalı ve bu zilyetliğin Kanun’un 14 ve 17 nci maddelerinde belirtilen koşulları taşıması gerektiği, bu nedenlerle yapılan tespitin hatalı olduğu kanaatine varılarak açılan davanın kabulüne, taşınmazın Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline ” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçelerinde; dinlenilen mahalli bilirkişiler ve tanıkların, taşınmazın davacıya atalarından kaldığını, uzun yıllardır zilyetiliğinde olduğunu açıkladıklarını, taşınmazın içinde çok önceleri yapılmış teraslama çalışmaları olduğunu, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında olan ve zilyetlikle kazanılması mümkün olmayan yerlerden olmadığı, zilyetliğin şekli taşınmazın durumuna, yapılan ziraat çeşidine göre değişkenlik gösterdiği, taşınmazda yapılan ıslah çalışmaları sonucunda bir kısım insan gücü ile kaldırılması mümkün olmayan kaya bulunması taşınmazın emek ve çaba sarf edilerek ihya yapılmadığı anlamına gelmeyeceği, taşınmazda uzun yıllar kuru tarım yapıldığı, son yıllarda sera yapılmak üzere hazırlandığı, davalının zilyetliğinin kesintiye uğramadan devam ettiğini, bilirkişilerin verdikleri raporun, kesin ve bilimsel olmaktan uzak olduğu, geçmişteki haritalardan istifade edildiği belirtilmesine rağmen fotoğrafların ve haritaların ne anlattığının duraksama yer vermeyecek şekilde açıklanmadığı, kabule göre de Hazine adına tescil kararı verirken davacının taşınmazda zilyet olduğunun beyanlar hanesinde şerh edilmesine karar verilmemesinin de yerinde olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istenmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile zirai bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazın % 8-10 oranında eğimli iken toprak kazılarak % 2-4 ‘e düşürüldüğü, % 30-50 oranında blok kaya mevcut olup çok kayalık ve çok taşlı bir yapıya sahip olduğu, III. Sınıf tarım arazisi olduğu, 1981, 1992, 2009 ve 2012 yıllarında hava fotoğraflarında bulunan ağaçların keşif günü itibarıyla kesildiği, mevcut durumda tarımsal üretim yapılmadığı ve tarımsal amaçlı imar ve ihyanın tamamlanmadığı, tarımsal üretime hazırlık uygulamaları bulunduğu, kullanım kadastrosu yapılmayan yerde zilyetlik şerhi verilemeyeceği anlaşıldığından davalının istinaf nedenleri yerinde değildir. Ancak mahkemece hüküm kurulurken itiraza konu kadastro tespitinin de iptaline karar verilmesi gerekirken tespit hakkında hüküm kurulmaksızın sadece davanın kabulüne ve hazine adına tespit ve tescile karar verilmesi ile yetinilmesi infazda tereddüt yaratacağından, anılan yanlışlığın düzeltilmesi için yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davalının istinaf başvurusunun açıklanan nedenle kabulü ile hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 nci maddesi uyarınca kaldırılmasına, davacının davasının kabulüne, davaya konu parsele ilişkin kadastro tespitinin iptaline, dava konusu … ili, … ilçesi, … Mahallesi 224 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tarla vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, Kadastro Tespitine İtiraza ilişkin olup taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun’un Geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında davalı adına zilyetlik nedenine dayalı olarak tespit edilen taşınmazda zilyetlikle kazanım koşullarının davalı lehine oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kanun’un 14, 17 ve Geçici 8 inci maddeleri, Kadastro Güncelleme Yönetmeliği 15 inci madde
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 99,20 TL’nin temyiz eden …’dan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.