YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11370
KARAR NO : 2023/821
KARAR TARİHİ : 20.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/123 E., 2019/396 K.
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı; davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Uygulama kadastrosu sırasında, … ili Merkez / … Mahallesi çalışma alanında ve tapuda … Turz. San. ve Tic. A.Ş. ve … adına kayıtlı bulunan eski 1572 parsel sayılı 13400,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 5483 ada 25 parsel numarasıyla 12776,86 metrekare yüzölçümlü olarak; Oflazlar Dayan. Tük. San. Tic. Ltd. Şti. adına tapuda kayıtlı bulunan 1789 parsel sayılı 4844,65 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, 5483 ada 26 parsel numarasıyla 4843,58 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
2. Davacılar … Turz. San. Tic. A.Ş. ve … asıl dava dosyasına sundukları dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında kendilerine ait taşınmazın yüzölçümünün eksildiğini ve eksikliğin davalıya ait 5483 ada 26 parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek, taşınmazın yüzölçümünün düzeltilmesini; birleşen 2017/404 Esas sayılı dava dosyasına sundukları dava dilekçesinde ise; dava konusu taşınmazın 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22/A uygulaması ile yüzölçümünün küçüldüğünü, Kadastro Müdürlüğüne 3402 Sayılı Kanun’un 41 inci madde uyarınca düzeltim için başvurulduğunu ancak reddedildiğini belirterek, ret kararının kaldırılması suretiyle taşınmazın eski yüzölçümüne getirilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın haksız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalılardan …. San. Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafa yöneltilen haksız bir elatmanın somut olayda mevcut olmadığını, davacının tapu kayıtlarında da sabit olduğu üzere malik olmadığı bir yer için elatmanın önlenmesi davasını açtığını, müvekkili ile Hazine arasında ihtiyari dava arkadaşlığı yada mecburi dava arkadaşlığı bulunmadığını, müvekkilinin taşınmazında m² yazında artırma yada eksiltme bulunmadığını, bu nedenle söz konusu davada Hazine ile tarafları arasında ne hukuki ne de fiili bağlantı bulunmadığını belirterek, açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 07.11.2013 tarih ve 2011/608 Esas, 2013/402 Karar sayılı önceki kararı ile, dava, 3402 sayılı Kanun’un 41 inci maddesi kapsamında değerlendirilerek, açılan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 07.11.2013 tarih ve 2011/608 Esas, 2013/402 Karar sayılı önceki kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 22.12.2015 tarih ve 2015/6439 Esas, 2015/16107 Karar sayılı ilamıyla; “Mahkemece, yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak, tesis kadastrosu sırasında zeminde sabit sınır bulunup bulunmadığı tespit edilmediği açıklanarak, harita mühendisi sıfatına sahip önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılması, yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerlerinin fen bilirkişisine işaretlettirilmesi, bundan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilerek ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozma ilamına Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, sınır tespiti hususunda teknik verilerle mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının net bir şekilde tespite yarar sonuçlar doğurmadığından davacının iddia ettiği vakıayı ispat edemediği gerekçesiyle, mahkemenin 2017/404 Esas sayılı birleşen davasının ile asıl davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepler
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, uygulama kadastrosu sırasında davacıya ait taşınmazın yüzölçümünde meydana gelen azalmanın olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kanun’un 22/2-a ve 41 inci maddeleri,
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 125,50 TL’nin temyiz edenden alınmasına,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,20.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.