Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/12132 E. 2023/922 K. 23.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12132
KARAR NO : 2023/922
KARAR TARİHİ : 23.02.2023

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/111 E., 2019/47 K.
KARAR : Davanın reddine

Taraflar arasında görülen sınırlandırmanın iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Dairesince bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Kadastro sırasında, Adana ili … ilçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 1295 parsel sayılı 453.653,23 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 27.03.2007 tarihinde mera olarak sınırlandırılmış ve bu tespit 10.07.2007 tarihinde kesinleşmiştir.
2. Davacı … dava dilekçesiyle; Adana ili … ilçesi … Köyünde bulunan ve sınırları dava dilekçesinde belirtilen tahmini 1.500 ve 15.000 metrekare yüzölçümündeki iki parça taşınmaza ataları ve kendisinin 200 yılı aşkın süredir zilyet olduğunu, ancak taşınmazın orman olarak tespit gördüğünü ileri sürerek sınırlandırmanın iptali ile adına tescili istemiyle dava açmış ve yargılama sırasında dava konusu taşınmazların 101 ada 1295 parsel vee 102 ada 1 parsel içinde kaldığı belirlenmiştir.

II. CEVAP
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin 24.04.2012 tarih ve 2009/93 Esas, 2012/89 Karar sayılı ilk kararıyla, davanın reddine karar verilmiş, bu kararın, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesi neticesinde, 08.10.2013 tarih ve 2013/919 Esas, 2013/9018 Karar sayılı ilamla; “dava konusu 102 ada 1 parsel içindeki (B) bölümünün orman sayılan yerlerden olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle, bu bölüme ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar verildikten sonra, dava konusu 101 ada 1295 parsel sayılı taşınmazın (A) harfiyle gösterilen bölümü yönünden, taşınmaz bölümünün mera vasfında olup olmadığının ve mera vasfında değilse davacı lehine zilyetlik yoluyla iktisap koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması” gereğine değinilerek bozulmasına karar verilmiştir.

2. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde verilen 25.11.2014 tarih ve 2014/6 Esas, 2014/239 Karar sayılı ikinci kararla, dava konusu 102 ada 1 parsel içindeki (B) ile gösterilen kısma ilişkin verilen kararın Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 08.10.2013 tarihli ve 2013/919 Esas, 2013/9018 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiş olması nedeniyle bu bölüm yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dava konusu 101 ada 1295 parsel sayılı taşınmazın (A) harfiyle gösterilen 13.176,38 metrekarelik kısmına ait mera kaydının iptali ile davacı … adına tapuya tesciline hükmedilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 25.11.2014 tarih ve 2014/6 Esas, 2014/239 Karar sayılı ikinci kararı, davalı Hazine vekili ve davalı … İdaresi vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 21.12.2017 tarih ve 2017/10585 Esas, 2017/10945 Karar sayılı ilamıyla onandıktan sonra, davalı … İdaresi vekilinin karar düzeltme başvurusu üzerine, aynı Dairenin 20.06.2018 tarih ve 2018/1853 Esas, 2018/4886 Karar sayılı ilamıyla; “dava konusu (A) harfi ile gösterilen taşınmazın dört tarafının mera olup sonrasının ise orman parseli ile çevrili olduğu, dosyaya sunulan ziraat bilirkişi raporunda bu kısmın kıraç tarla vasfında olduğu belirtilmişse de konumu ve taşınmazın mera bütünlüğü içinde kalması nedeniyle öncesinin mera olduğunun kabulü gerektiği açıklanarak, davacının davasının reddine karar verilmesi gerekirken, kabul kararı verilmesinin isabetsizliğine” değinilerek bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozma ilamına Uyularak Verilen Karar
Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin 25.03.2019 tarih ve 2018/111 Esas, 2019/47 Karar sayılı kararıyla, davaya konu 101 ada 1295 parsel içindeki (A) harfi ile gösterilen taşınmazın konumu itibariyle mera bütünlüğü içinde kalması nedeniyle öncesinin mera olduğunu kabul etmenin zorunlu olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, dosyada taraf olan diğer kişilerle ilgili yargılama giderlerine ilişkin hüküm kurulmadığını, dava konusu taşınmazın mera olduğundan bahisle ret kararı verilmesinin hatalı olduğunu, taşınmazın ne zamandır mera olduğunun mahalli bilirkişilerden sorulmadığını, komşu köylerden dinlenen bilirkişilerin dahi beyanlarına itibar edilmeme nedeninin anlaşılamadığını, eksik inceleme ile karar verilmesinin bozma sebebi olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, sınırlandırmanın iptali ve tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası,

3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

179,90 TL onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,

1086 sayılı Kanun’un 440/III-1, 2, 3 ve 4 üncü bentleri gereğince karara karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,23.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.