Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2010/14108 E. 2011/647 K. 24.01.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14108
KARAR NO : 2011/647
KARAR TARİHİ : 24.01.2011

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ-TERKİN-ELATMANIN ÖNLENMESİ-YIKIM

Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Davacı Hazine, davalıların malik olduğu 1018 parsel sayılı taşınmazın, kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığını, kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, özel mülke konu olamayacağını ileri sürerek, tapu iptali-terkin, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinde bulunmuştur.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin 1965 yılında kesinleştiği davaların 2003 ve sonraki yıllarda açıldığı 5841 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.

-KARAR-

Birleşen davalar, 3621 Sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptali ve taşınmazın sicil kaydının kütükten terkini, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkin olup, mahkemece 14.3.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa hükümleri uyarınca kadastro tespitiyle dava tarihi arasında 3402 Sayılı Yasanın 12/3.maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Öyleyse, davacı Hazinenin bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Hemen belirtilmelidir ki, yargılama sırasında yürürlüğe giren 19.1.2011 tarih ve 6099 Sayılı Yasanın 16.maddesiyle değişik 3402 Sayılı Yasanın 36/A maddesinde; “… yargılama giderlerinin davalıya yükletilemeyeceği “hükmünün getirilmiş olmasın karşısında, yargılama giderlerinin Hazine üzerinde bırakılmış olması da doğrudur.
Bilindiği üzere; kural olarak davacının davasında haksız çıkmış olması halinde, davalı lehine yargılama gideri ve avukatlık ücreti tayini gerekeceği açıktır. Ancak, genel kuralın istisnası olarak hak düşürücü sürenin hukuki niteliği ve yerleşik yargıtay kararlarına göre, yargılama sırasında yürürlüğe giren geçmişe etkili yasa değişikliği nedeniyle yargılama giderine ve davada kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği öngörülmüştür.
O halde, davalı lehine avukatlık ücretine hükmedilmiş olması doğru değilsede, bu husus yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden, hüküm fıkrasından;” davada kendilerini vekille temsil ettiren davalılar lehine 575.’er -TL. avukatlık parasına hükmedilmesi” ibaresinin çıkartılarak, hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 24.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.