Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/5558 E. 2023/5648 K. 22.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/5558
KARAR NO : 2023/5648
KARAR TARİHİ : 22.05.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/282 E., 2023/392 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/201 E., 2020/143 K.

Taraflar arasındaki prime esas kazancın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.

Kararın tüm taraflarca istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi tüm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, 1999/4 – 02.07.2012 tarihleri arasında davalı şirkette çalışan davacının en son ücretinin 900 TL olmasına rağmen, prime esas kazançlarının kuruma esksik bildirildiğinden bahisle, davacının çalıştığı süre boyunca prime esas kerçek kazançlarının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
Davanın kısmen kabulü ile,
Davacının davalı işyerinde 900 TL net, 1256,10 TL brüt ücretle çalışmasına dair 01.10.2011 – 30.06.2012 tarihleri arasındaki kazançlarının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde tüm taraflar istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf talebinde özetle; davacının sadece 01.10.2011 tarihinden sonra ücret tespitine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının tüm hizmet süresine ilişkin ücretinin … 2.İş Mahkemesinin 2012/725 E. sayılı dosyası ile tespit edildiğini, buradaki tespit değerlendirilmeden verilen kararın hukuka aykırı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı şirket vekili özetle, hükme esas alınan bilirkişi raporunda onca tanıktan sadece 1 tanesinin beyanı dikkate alınarak raporun hazırlandığını emsal ücretlerin talep edilen ücrete uyarlanmaya çalışıldığını imzalı bordroların gerçeği yansıttığını beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı kurum vekili özetle, hak düşürücü sürenin geçtiğini, kurum kayıtlarının esas olduğunu, tanık beyanlarına dayalı kararın yerinde olmadığını, kurumun feri müdahil olduğundan bahisle aleyhine vekalet ücretine, yargılama giderine karar verilmemesi gerektiğini beyanla kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde tüm taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili istinaf sebeplerini tekrarla, işçlik alacaklarına daişr açtıkları davanın kesinleştiği, bu davanın güçlü delil kabul edilerek tüm çalışma dönemi yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, davalı vekili istinaf sebeplerini tekrarla, işçilik alacakları davasının bu davada dikkate alınamayacağı, fer’i müdahil Kurum vekili istinaf sebeplerini tekrarla, yazılı delil bulunmayıp sadece tanık beyanlarıyla karar verildiği, tanıkların vasıflarının uygun olmadığı, kurumun davada davalı olması gerekip lehine vekalet ücreti verilmesi gerektiği gerekçeleriyle kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, prime esas gerçek kazançların tespiti noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Kanun’un 77, 5510 sayılı Kanun’un 80 inci madde hükümleri.

3. Değerlendirme
1. Davanın Yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun’un “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77 inci maddesinin 1 inci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun’un “Prime esas kazançlar” başlıklı 80 inci maddesinin birinci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu ve 5510 sayıl Kanun’un 86/9 uncu maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80 inci maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun; 288 inci maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289 uncu maddesinde, 288 inci madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292 inci maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 200 ve 202 inci maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.

2. Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas – 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas – 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas – 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas – 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas – 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.

3. Eldeki davada; davacının davalı işyerinden 01.08.1999 – 30.06.2012 tarihleri arasında bildirimlerinin bulunduğu, davalı aleyhine açılan işçilik alacaklarına dair davada son ücreti net 900 TL. olarak hesplama yapıldığı, … adlı tanığın davacının 800-900 TL net ücret aldığına dair beyanı bulunduğu, mahkemece emsal ücret araştırması yapılarak dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin işçilik alacakları dosyası, Deriteks Sendikası yazı cevabı ve tanık beyanına göre hesaplama yaptığı ve bu hesap üzerinden davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

4. Dosyaya sunulan davacıya ait ücret bordrolarının imzalı olması, kuruma yapılan resmi bildirimler karşısında, yazılı belgenin aksinin ancak aynı kuvvetteki yazılı belgeyle ispatlanabilir, yazılı belge karşısında tanık deliline itibar edilmez. İşçilik alacakları davası ile prime esas kazancın tespitine dair davaların, tarafları ve ispat usulleri bakımından birbirinden farklı davalar olduğu, işçilik alacakları davasında taraflarca getirilme ilkesinin uygulanmasına rağmen prime esas kazancın tespiti davasının kamusal yönü dikkate alındığında, alacak davasında verilen karar güçlü delil ve bağlayıcı olmayıp yazılı delil başlangıcı olarak da kabul edilemez.

5. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.