Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/39659 E. 2023/543 K. 16.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/39659
KARAR NO : 2023/543
KARAR TARİHİ : 16.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/282 E., 2021/453 K.
SUÇ : Terör örgütü propagandası yapmak
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince Terör örgütü propagandası yapmak suçundan verilen beraat hükmüne yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Amasya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.02.2020 …, 2019/330 Esas ve 2020/33 sayılı oy birliği verilen Kararı ile sanık hakkında Terör örgütü propagandası yapmak suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin; 25.06.2021 tarihli, 2020/282 Esas, 2021/453 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik O yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca esastan reddine karar verilmiştir
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 10.11.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri;
Tanık anlatımları ve dijital materyallerin içerikleri göz önüne alındığında sanığın eylemlerinin terör örgütü prapagandası yapma suçunu oluşturduğu halde sanığın beraatına dair karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, O yer Cumhuriyet savcısınca yapılan aleyhe istinaf talebi üzerine ceza dairesince verilen ve hukuka aykırı olduğu anlaşılan istinaf talebinin esastan reddine dair ceza dairesi kararının sanık aleyhine bozularak sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiğine yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
“Somut olayda sanığın Ankara’daki ve Suruç’ta meydana gelen patlamalarla ilgili askerler yaptı şeklinde sınıfta söylemiş olması, Ankara’da meydana gelen saldırıda 37 kişiyi patlattılar sözüne oğlum ne zamandan beridir ölülerin arkasından gülüyoruz şeklinde tepki vermesi üzerine çocukların hocam bombayı biz mi patlattı bize değil teröristlere kızın söylemine karşılık sanığın bombayı kimin patlattığına değil sizin tavrınıza gülüyorum şeklinde sözler söylediği, müdürün odasında kendisine kahrolsun PKK diyebilir misin denilmesi üzerine siz konuyu nereye çekiyorsunuz, şiddete karşı duruş sergilediğini tüm dünyadaki şiddet olaylarına karşı çıktığı, yapılan aramada … Gençlik Muhalefeti Halk Şenliği altında … ilçesinde kapalı yerde pkk lılarak yönelik saygı duruşunda bulunduğu, sanığın da eli havada yumruk yapmış vaziyette görüntülerinin olduğu, yine tanık ifadelerinde sanığın pkklıların ölmemesi gerektiği patlamalarda ölen kişilerin eceliyle ölmediği devlet tarafından öldürüldüğü, askeri ve polisi kötüleyici konuşmalar yaptığı bu nedenle örgüt propagandası yaptığı iddia edilmiş ise de yukarıda belirtilen mahkeme kararları, Anayasa Mahkemesinin fikir hürriyetine dair vermiş olduğu son dönem kararlar dikkate alındığın sanığın eyleminin fikir hürriyeti kapsamında kaldığı, örgüt propagandası için gerekli koşulların oluşmadığı, 7188 sayılı yasayla TMK’nın m. 7/2’de yapılan değişiklikle fikir hürriyetinin kapsamının genişletildiği, eleştiri sınırında kalan hususların prapaganda suçu oluşturmayacağının belirtildiği dolayısıyla sanığa isnat edilen eylemlerin eleştiri sınırında kaldığının kabulü ile suçun yasal unsur ve şartlarının oluşmadığı kanaatine varılarak beraatine” karar verildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE
A.Terör örgütünün propagandasını yapmak suçunu düzenleyen 3713 sayılı Kanun’un mer’i 7/2 ncı maddesi şöyledir:
“(Değişik ikinci fıkra: 11.4.2013-6459/8 md.) Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Ayrıca, basın ve yayın organlarının suçun işlenmesine iştirak etmemiş olan yayın sorumluları hakkında da bin günden beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur. (Ek cümle:17.10.2019-7188/13 md.) Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz. Aşağıdaki fiil ve davranışlar da bu fıkra hükümlerine göre cezalandırılır:
a) (Mülga: 27.3.2015-6638/10 md.)
b) Toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında gerçekleşmese dahi, terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde;
1. Örgüte ait amblem, resim veya işaretlerin asılması ya da taşınması,
2. Slogan atılması,
3. Ses cihazları ile yayın yapılması,
4. Terör örgütüne ait amblem, resim veya işaretlerin üzerinde bulunduğu üniformanın giyilmesi.”
Tarihi seyir içinde Kanunun 12.4.1991 tarihinde yürürlüğü giren ilk hâlinde, 7’inci maddesinin ikinci fıkrası “örgüt mensuplarına yardım eden ve örgütle ilgili propaganda yapanlar” hakkında 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve ağır para cezası öngörülmüşken, 19.2.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4744 sayılı Kanunla, ceza miktarları aynı şekilde muhafaza edilerek örgüt propagandası yapma suçunun unsurları değiştirilmiş ve propagandanın suç olması için “terör yöntemlerine başvurmaya özendirecek şekilde” yapılması şart koşulmuştur.
Madde gerekçesinde, her propagandanın değil, sadece terör yöntemlerine başvurmaya özendirecek propagandaların suç olmasının öngörüldüğü ve düşünce özgürlüğü sınırlarının genişletilerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bu alanda aradığı kriterlere uygun bir düzenleme getirildiği belirtilmiştir.
Aynı maddede, 7.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4963 sayılı Kanunla yeniden değişiklik yapılarak propagandanın, “şiddet veya diğer terör yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde” yapılması halinde suç olacağı kabul edilmiştir.
Madde gerekçesinde, örgütle ilgili olsun veya olmasın şiddet veya diğer terör yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde propaganda yapanların cezalandırılmasının öngörüldüğü ifade edilmiştir.
18.7.2006 tarihinde yürürlüğü giren 5532 sayılı Kanunla, anılan maddeden “yardım eden” ibaresi çıkarılmış, bir tanımlama yapılmamakla birlikte “terör örgütünün propagandasını yapma” suç olarak düzenlenmiş, suçun basın yayın yoluyla işlenmesi hâlinde cezanın yarı oranında artırılacağına ve yayın sorumlularına da adlî para cezası verileceğine dair hükümler ilk defa bu değişiklikle maddeye eklenmiştir.
Maddede 11.04.2013 tarih ve 6459 sayılı Kanunla suçun unsurları açısından en ciddi değişikliğe gidilmiştir. Buna göre ancak; “Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapma” durumunda fiil suç teşkil edecektir. Böylece düzenleme, AİHM’in bu konudaki kriterine uygun hale getirilerek son halini almıştır.
Bilahare 27.03.2015 tarih 6638 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi ile, 7 inci maddenin 2 nci fıkrasının son cümlesinin “a” bendi yürürlükten kaldırılmış, maddeye 3. fıkra eklenmiştir.
Nihayet 17.10.2019 tarih, 7188 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesi ile de 7 inci maddenin 2 nci fıkrasının son cümlesinden önce gelmek üzere “Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.” cümlesi eklenmiştir. Görüldüğü gibi, safahatta yapılan her değişikliğin ifade ve basın özgürlüğü lehine geliştiği çok açıktır.
TDK’ya göre propaganda; “bir öğreti, düşünce veya inancı başkalarına tanıtmak, benimsetmek ve yaymak amacıyla söz, yazı vb. yollarla gerçekleştirilen çalışma, yaymaca” anlamına gelmektedir.
TMK 7/2, 1. cümlede yer alan düzenlemeye göre tipiklik açısından suçun oluşabilmesi için:
1) “Propaganda” niteliğinde bir fiilin işlenmesi,
2) Yapılan propagandanın;
• Terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek şekilde veya
• Terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini övecek şekilde veya
• Terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde:
Ayrıntıları ( kapatılan ) 16. Ceza Dairesinin 09.02.2016 tarih, 2015/7466 Esas 2016/1025 Kararında açıklandığı üzere, olay tarihi ve yeri, sanığın muhatap kitle üzerindeki etkisi, paylaşımın terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerini öven, meşru gösteren ya da bu yöntemlere başvurulmasını teşvik eden bir muhteva da içermediğinin anlaşılması karşısında; terör örgütünün propagandası yapmak suçunun unsurlarının oluşmadığı, Anayasa Mahkemesinin fikir hürriyetine dair vermiş olduğu son dönem kararlar dikkate alındığın sanığın eyleminin fikir hürriyeti kapsamında kaldığı, 7188 sayılı Kanun’la TMK’nın m. 7/2’de yapılan değişiklikle fikir hürriyetinin kapsamının genişletildiği, eleştiri sınırında kalan hususların prapaganda suçu oluşturmayacağının belirtildiği dolayısıyla sanığa isnat edilen eylemlerin eleştiri sınırında kaldığının kabulü ile suçun yasal unsur ve şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında verilen beraat kararına ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen esastan ret kararında bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmekle, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin; 25.06.2021 tarihli, 2020/282 Esas, 2021/453 sayılı Kararında Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Amasya 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.02.2023 tarihinde karar verildi.