YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9212
KARAR NO : 2011/11133
KARAR TARİHİ : 31.10.2011
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ,YIKIM
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, … Organize Sanayi Bölgesi sınırları içerisinde yer alan 1780 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın, kesinleşmiş imar planında rekreasyon alanı (park) olarak belirlendiğini, davalıya ait bir kısım yapının rekreasyon alanı olarak ayrılan 1 parselde, bir kısım yapının da yol ve sağlık bandı üzerinde kaldığını, Organize Sanayi Bölgesi imar planı içerisinde bulunan rekreasyon alanları ve yolların Organize Sanayi Bölgesi tasarrufu altında olduğunu, davalının ortak alanlara müdahale ettiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve yapıların yıkımına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, usulüne uygun tebligata rağmen savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı ve davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi …’ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Dava; çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillere göre ; davacının tasarruf idare ve nezaretindeki Organize Sanayi Bölgesindeki “yol ve rekreasyon” ile “sağlık alanına” davalı tarafından yapılanmak suretiyle müdahale edildiği şeklindeki iddialardan elatmanın önlenmesi ile bilirkişi raporunda “E harfi” ile gösterilen iki katlı betonarme – karkas yapı niteliğindeki binanın yıkımı isteğinin reddine, diğer bölümlere elatmanın önlenmesine ve yıkım isteğinin kabulüne karar verildiği görülmektedir.
Davalı, temyiz dilekçesinde her ne kadar dava dilekçesinin imza karşılığı bizzat kendisine tebliğ edildiği şeklinde tebligat mazbatası düzenlenmiş ise de kendisinin okur- yazar olmadığını, imza yerine parmak izi kullandığını dolayısıyla kendisine savunma olanağı verilmediğini, esasen anılan yapıların da kendisi tarafından yapılmadığını ve amcasının oğlu Nurettin Güney tarafından inşa edildiğini savunmuştur.
Gerçekten de davalının, temyiz aşamasında vekil tayin ederek vekil aracılığıyla kararı temyiz ettiği, … 10. Noterliğince düzenlenen vekâletnamede ise davalının parmak izi ile birlikte Mehmet Yeniyeğin ile Emrah Aslan’ın tanık olarak gösterilmek suretiyle vekâletname düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; 1086 sayılı HUMK’nu 73. (6100 sayılı HMK’nun 27. md.) maddesi hükmü gereğince davalı tarafın Anayasanın 36. maddesinde öngörülen savunma hakkını kullanabilmesi için usulüne uygun şekilde kendisine tebligat yapılması asıldır. Oysa davalı kendisine 05.05.2009 tarihinde yapıldığı bildirilen tebligata karşı çıkmış ve imza kullanmadığını, parmak izi kullandığını belirterek imzanın kendisine ait olmadığını bildirmiştir.
O halde mahkemece; bu husus üzerinde durularak savunmanın açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Yapılacak araştırma neticesinde gerçekten de tebligatın usulsüz yapıldığı sonucuna varılması halinde davalıya savunma hakkı tanınarak tarafların delillerinin toplanması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Kabul tarzı itibariyle de Organize Sanayi Bölgesi içerisinde imarla oluşan yol üzerindeki yapının yıkımına da karar verilmesi gerekirken bu isteğin reddedilmiş olması da yerinde değildir.
Tarafların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü bozma nedenlerine göre sair hususlar incelemeksizin 6100 sayılı HMK’nun geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı HMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine,31.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.