Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/12520 E. 2023/2152 K. 11.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12520
KARAR NO : 2023/2152
KARAR TARİHİ : 11.04.2023

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kesin kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyize tabi hale geldiği, anılan Kanuna eklenen geçici 5 inci maddenin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz talebinde bulunulduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Düzce 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.05.2018 tarih ve 2017/116 Esas 2018/124 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ve 220 inci maddesinin 7 nci fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 nci maddesinin 7 nci fıkrasının 2 nci cümlesi, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5327 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü maddesinin son cümlesi, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 2 yıl 9 ay 10 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 10.10.2019 tarihli ve 2019/212 Esas, 2019/67 sayılı Kararı ile İlk Derece Mahkemesi hükmüne yönelik istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE karar verilmiştir.
3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; CMK’nın 302/1 inci maddesine göre temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün ONANMASI görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemleri özetle;
*Sendikaya kayıt olma hakkının anayasal hak olduğuna, suç oluşturmayacağına,
*Bank … hesap hareketinin talimatla yapılmadığına,
*Suçun unsurlarının oluşmadığına,
*Öncelikle yeterli delil olmadığından beraat kararı verilmesi gerektiğine, aksi halde TCK 30 uncu maddesindeki hata hükümlerinin uygulanarak ve TCK 221/3 üncü maddesi gereğince de ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğine,
*Lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine,
*Eksik inceleme ve yetersiz delille karar verildiğine ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu iddiasıyla hazırlanan iddianame kapsamında mahkemece yapılan yargılama sonucunda “…Yapılan yargılamada tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde;
Sanığın …İlkokulunda öğretmen olarak görev yaparken 01.09.2016 tarihinde FETÖ/PDY iltisakı nedeniyle KHK kapsamında ihraç edildiği,
Sanığın FETÖ/PDY iltisakı nedeniyle kapatılan Deg-der derneği ve Aktif -Sen sendikasına üye olduğu, üyeliği hususunda ki açıklamalarının suçtan kurtulmaya yönelik olup inandırıcı bulunmadığı,
Sanığın etkin pişmanlık kapsamında alınan beyanına göre;
Sanığın örgütün yayın organı olan Zaman gazatesine abone olduğu,
Sanığın örgütle iltisakı nedeniyle TMSF’ye devredilen Bank Asyada hesabının bulunduğu,
Sanığın örgütün eleman kazandırma, kendini tanıtma ve amaçlarını gerçekleştirmek üzere faaliyet alanı olarak uyguladığı “sohbet” adı altında ki örgüt toplantılarına birden çok kez katıldığı,
Sanığın banka tarafından verilen promosyonu örgüte himmet olarak verdiği,
Sanığın çocukları olan E.G.U. ve E.S.U.’yu örgüte müzahir Yunus Güner ve Fatih Koleji okullarına gönderdiği,
Sanığın örgütle iltisaklı….Fem-Anafen Dershanesine gittiğini ikrar ettiği,
Her ne kadar sanık hakkında örgüt üyeliği suçundan cezalandırılması için dava açılmış ise de, sanığın eyleminin üyelik için aranan şartlar olan süreklilik, çeşitlilik ve devamlılık unsurlarını taşımadığı, sanığın ihraç olması, Bankasya hesabının olması, FETÖ/PDY ile iltisaklı dernek ve sendika üyeliği, Zaman gazetesi aboneliği, sohbet adı altında örgüt toplantılarına katılması, himmet vermesi ile kendisinin ve çocuklarının örgüte müzahir dershane ve okula gitme eyleminin örgüte yardım kapsamında kaldığı anlaşılmakla, sanığın değişen vasıfla örgüte yardım suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Cezanın Belirlenmesi ve Bireyselleştirilmesi:
Sanık hakkında örgüt üyeliğinden dava açılmış ise de, yukarıda açıklandığı üzere eylemi örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçu kapsamında değerlendirildiğinden TCK 314/3, 220/7 nci maddeleri delaletiyle 314/2 nci maddesi gereğince takdiren 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın örgüt üyesi olmayıp örgüte yardım eden konumunda bulunması nedeniyle 6352 sayılı Yasa’nın 85 inci maddesi ile değişik TCK’nın 220/7-2 nci maddesi gereğince cezadan indirim yapılması gerektiğinden, sanığın eyleminin vasfı, yardımın niteliği, kapsamı dikkate alınarak cezasından takdiren 1/3 oranında indirim yapılarak sanığın 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın işlediği suçun 3713 sayılı Yasa’nın 3 üncü ve 4 üncü maddelerinde sayılan suçlardan olması nedeniyle cezasından 3713 sayılı Yasa’nın 5/1 inci maddesi gereğince takdiren 1/2 oranında artırım yapılarak sanığın 4 yıl 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın pişmanlık göstererek, örgütün faaliyeti kapsamında bilgi vermesi nedeniyle, verilen bilginin mahiyeti ve içeriği dikkate alınarak hakkında verilen cezanın TCK’nın 221/4-son cümlesi uyarınca taktiren 1/3 oranında indirim yapılarak 2 yıl 16 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığa verilen cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkisi de dikkate alınarak cezasından 5237 sayılı TCK’nın 62 nci maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 2 yıl 9 ay 10 … hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanık …’ın üzerine atılı silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek suçu suçundan tutuklu kaldığı süre, verilen ceza miktarı dikkate alınarak adli kontrol hükümlerinin yeterli olacağı sonucuna varılmakla, sanığın adli kontrol hükümleri uygulanmak koşuluyla tahliyesine, sanık hakkında CMK 109/3-a maddesi gereğince yurt dışı çıkış yasağı şeklinde adli kontrol hükümlerinin uygulanmasına karar vermek gerekmiş…” şeklinde gerekçeyle mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, “… Silahlı terör örgütüne yardım etme suçu yönünden suç tarihinin “30.09.2016” yerine “19.07.2016” olarak yazılması,
Sanığın gözaltında kaldığı 30.09.2016-03.10.2016, tutuklandığı 03.10.2016 ve tahliye olduğu 09.12.2016 tarihlerinin CMK’nın 232/2-d maddesi uyarınca gerekçeli karar başlığında gösterilmesi,
Yine, gerekçeli karar başlığında suç adının “Silahlı terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” yerine “Silahlı terör örgütüne üye olma” olarak yazılmasının mahallinde düzeltilmesi,
Düzce Cumhuriyet Başsavcılığı adli emanetinin 2019/791 sırasında kayıtlı eşyalar ile soruşturma sırasında sanıktan elde edilen dijital materyaller hakkında dava zamanaşımı süresince mahallinde her zaman bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Sanık hakkında silahlı terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan tayin olunan ve TCK’nın 220/7 ve 3713 sayılı Kanunun 5/1 inci maddelerinin uygulanması sonucu hesaplanan 4 yıl 12 hapis cezasından TCK’nın 221/4-son cümlesi uyarınca 1/3 oranında indirim yapılırken 3 yıl 4 ay yerine hesap hatası sonucu 2 yıl 16 ay olarak eksik hapis cezasına hükmedilmesi, TCK’nın 62 nci maddesinin uygulanması neticesinde sonuç cezanın doğru tayin edilmiş olması karşısında bu husus davanın yeniden görülmesi nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, karar yerinde gösterilip incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınarak, savunmanın inandırıcı gerekçelerle red edilmesine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, verilen hükümde eleştiri dışında bir isabetsizlik bulunmadığından sanık müdafinin talepleri yerinde görülmemiş olmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-a maddesinin ilk cümlesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE…” karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir(TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz(TCK madde 30/1). 5237 sayılı TCK’nın, “Hata” kenar başlıklı 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir.
Hata(yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.
Dairemizin 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasaya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; örgütün nihai amacını ortaya koyan operasyonel faaliyetlerinin başlamasından önceki dönemde örgütsel içeriği tespit edilemeyen dini sohbetlere katıldığına, öğrencilere destek adında istenen maddi yardımda bulunduğuna, örgüte müzahir sendika ve derneğe üye olduğuna, bilahere üyeliklerini sona erdirdiğine ve fakat bu dönemden sonra örgütün devlet aleyhine faaliyetlerde bulunduğunu fark ederek irtibatını tamamen kopardığına yönelik aksi kanıtlanamayan samimi ikrarları dışında başkaca delil elde edilemeyen ve anlatımlarında örgütte kaldığı süre ve konumu itibarıyla, eşi dahil örgütün yapısı ve faaliyetleri ile ilgili bilgi veren sanığın; örgütün nihai amaçlarını açıkça ortaya koyan dış aleme yansıyan olay ve olguların yaşandığı dönemden itibaren bir iki kez dini sohbete katılma dışında herhangi bir örgütsel faaliyetinin tespit edilememesi karşısında, hakkında TCK’nın 30/1 inci maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden bir çoğu müsnet suç yönünden delil ya da örgütsel faaliyet kapsamında değerlendirilemeyecek olay ve olgulara hukuki değer atfedilerek delillerin hatalı değerlendirilmesi neticesinde yazılı şekilde mahkumiyet hükmü tesisi,
b)Sanığın gazete aboneliğinin, çocuklarını örgüte müzahir eğitim kurumlarına göndermesinin ve aynı özellikteki Bank …’daki mutad hesap hareketlerinin müsnet suç yönünden delil ya da örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğinin gözetilmemesi hukuka aykırıdır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 10.10.2019 tarihli ve 2019/212 Esas, 2019/67 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Düzce 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin … Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.04.2023 tarihinde karar verildi.