Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/5425 E. 2023/1064 K. 28.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5425
KARAR NO : 2023/1064
KARAR TARİHİ : 28.02.2023

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/1001 E., 2020/659 K.
KARAR : İstinaf talebinin esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bingöl Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davacılar ve müdahil Abdullah Bilgin’in davalarının kabulüne, müdahil … Köyü Tüzel Kişiliği’nin davasının reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının davalı … vekili ve davalı (Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu) vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı … vekili ve davalı Elektrik Piyasası Düzenleme Kurumu vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Bingöl ili Genç ilçesi … Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) uyarınca, 2009 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 158 ada 1 parsel sayılı 16.037,58 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan, ekonomik yarar sağlaması mümkün yerlerden olduğu ve kimsenin mülkiyet iddiasında bulunmadığı belirtilerek, ham toprak vasfıyla, davalı … adına tespit edilmiştir.

2. Davacılar …, …, … ve … vekili dava dilekçesiyle; Bingöl ili … ilçesi … Mahallesi 158 ada 1 parsel sayılı taşınmazın bir kısım davacılar ile bir kısım davacıların miras bırakanları adına tapu kaydının olduğunu, davacıların murisleri ve davacıların çekişmeli taşınmazda 100 yıldan fazla zilyetliklerinin bulunduğunu, 1990’lı yılların başından itibaren terör olayları sebebiyle davacıların geçici bir süre dava konusu yeri ekip biçemediklerini, bu durumun davacıların iradi olarak zilyetliklerini terk ettikleri anlamını taşımadığını, davacıların bu dönemde de dava konusu yeri sahiplendiklerini ve koruduklarını, bölgede durum normalleştiğinde bu yer üzerinde tarımsal faaliyette bulunacaklarını ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın davacılar adına eşit hisseler ile tescil edilmesi istemiyle davalı … aleyhine dava açmış, yargılama sırasında dava Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna ve TCDD’ ne de yöneltilmiş ve davacı …’ in vefat etmesi nedeniyle dava mirasçıları tarafından takip edilmiştir.

3. Ayrıca, davacı taraf Mart 1341 tarih ve 113 sıra numaralı tapu kaydına dayanmış ise de, yargılama sırasında davacılar vekili, 10.04.2017 tarihinde mahallinde yapılan keşif sırasında, tapu kaydına dayanmaktan vazgeçtiklerini, sadece zilyetlik iddiasında bulunduklarını beyan etmiştir.

4. Müdahil … Köyü Tüzel Kişiliği temsilcisi müdahale dilekçesinde; dava konusu yerin köyün orta malı olduğunu, kadimden beri köy halkı tarafından mera veya yayla vasfında faydalanıldığını, dava konusu yerin davacılar ve Hazineyle bir ilgisinin bulunmadığını belirterek, davaya katılmış ise de, yargılama sırasında taşınmazın Bilekli ve Bilgin ailelerinin müşterek kullanımında olduğunu, uzun yıllardan bu kişiler tarafından müştereken malik sıfatıyla zilyet olarak tasarruf edildiğini ve taşınmazın mera vasfında olmadığı gibi Hazineyle de ilgisinin bulunmadığını belirterek, davadan feragat ettiğini bildirmiştir.

5. Müdahil … müdahale dilekçesinde; dava konusu yerin davacılar ile kendisi arasında çok uzun süreden beri müşterek olarak kullanıldığını, davacıların dava konusu yerin 3/4′ ünü, kendisinin ise 1/4′ ünü malik sıfatıyla zilyet olarak kullandıklarını belirterek, davaya katılmıştır.

II. CEVAP
1. Davalı EPDK vekili cevap dilekçesinde; kurumun davalı olarak gösterilmesinin hatalı olduğunu, bu nedenle kurum yönünden husumetten red kararı verilmesi gerektiğini, esas yönünden ise taşınmazın geçmişinin orman olduğunu, taşınmazın tamamının su altında kaldığı için ziraat bilirkişi raporundaki tespitlerin gerçeği yansıtmadığını, hava fotoğrafı incelemesi yapılması gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.

2. Davalı TCDD Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; Dava konusu 158 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 118,01 metrekarelik kısmının kamulaştırıldığını belirterek, kurum tarafından kamulaştırılan kısım yönünden davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, müdahil … Köy Tüzel Kişiliğinin davası yönünden, köy muhtarı tarafından davalarından feragat edilmiş ise de, feragat beyanın usulüne uygun bir şekilde yapılmadığı, bu nedenle feragat beyanın kabul edilmediği, müdahil köy tüzel kişiliğinin iddiaları yönünden ise, keşif sırasında dinlenen kişilerin beyanlarına ve bilirkişi raporlarına göre taşınmazın mera olmadığının anlaşıldığı; davacılar ve diğer müdahilin davası yönünden ise, çekişmeli taşınmazın tamamı üzerinde hem bölgedeki terör olayları nedeniyle köy boşaltma tarihine kadar hem de taşınmazın bir kısmının baraj gölü altında kaldığı tarihe kadar davacı ve müdahiller lehine zilyetlik yoluyla iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, dava konusu 158 ada 1 parsel içerisinde kalıp TCDD tarafından … yolu vasfı ile 2013 yılında kamulaştırılan ve kamulaştırma işleminden sonra dava konusu 158 ada 1 parselin ifrazı ile 158 ada 3 parsel numarası alan 118,01 metrekare yer açısından usulüne uygun yapılmış kamulaştırma işlemi bulunması ve söz konusu yerin TCDD adına tescil edilmiş olması sebebiyle, usul ekonomisi ilkesi nazara alınarak tescil işleminin muhafaza edilmesine, bu yer açısından davacılar ve asli müdahil …’nin payları oranında mülkiyet haklarının tespitine, 158 ada 3 parsel numarası alan 118,01 metrekare yer açısından toplam mülkiyet hakkının 128 pay kabul edilerek hüküm yerinde gösterilen paylarla … ve müşterekleri adına tespitine,14.06.2017 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 11.810,97 metrekare yer açısından, bu yerin baraj gölü suları altında kaldığı anlaşıldığından ifraz edilerek, 3402 sayılı Kanun’un 16/C maddesi uyarınca tespit dışı bırakılmasına, bu yer açısından davacılar ve asli müdahil …’nin payları oranında mülkiyet haklarının tespitine, toplam mülkiyet hakkının 128 pay kabul edilerek hüküm yerinde gösterilen paylarla … ve müşterekleri adına tespitine, aynı tarihli raporda (A) harfi ile gösterilen 4.226,61 metrekare yer açısından davacılar ve asli müdahil …’nin davasının kabulüne, aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle çayır vasfıyla tapuya tesciline, toplam mülkiyet hakkının 128 pay kabul edilerek hüküm yerinde gösterilen paylarla … ve müşterekleri adına tespit ve tapuya tesciline, müdahil …’nin davasının reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararına karşı davalı … vekili ile davalı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davalı … vekili istinaf dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, taşınmaz üzerinde EPDK ve TCDD’nin kamulaştırma işlemlerinin bulunduğunu, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yer olması nedeniyle zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını, İlk Derece Mahkemesince eksik araştırma ve inceleme yapıldığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı … vekili istinaf dilekçesinde; taşınmaz üzerinde zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını, İlk Derece Mahkemesince eksik araştırma ve inceleme yapıldığını, hava fotoğrafı incelemesi yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu parselde davacıların ve asli müdahilin 20 yılı aşkın uzunca bir süredir malik sıfatıyla zilyet oldukları, dava konusu yeri terör sebebiyle köy boşaltılana kadar ekonomik amaca uygun olarak kullandıkları ve zilyet oldukları, parsellerin davacılara ve asli müdahile babalarından ve dedelerinden kaldığı keşifte dinlenen mahalli bilirkişileri, tespit bilirkişileri ve taraf tanıklarının beyanlarından ve bilirkişi raporlarından açıkca anlaşıldığı, ayrıca terör sebebiyle zilyetliğin terkinin iradi terk sayılmayacağının Yargıtay kararlarında açıkca belirtildiği, köyün terör sebebiyle boşaltılmadan öncesinden zaten 20 yılı aşkın zamandır davacıların ve asli müdahilin dava konusu yerde zilyet olduklarının tüm dosya kapsamından anlaşıldığı bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun uygun olduğu gerekçesiyle davalı … vekili ile davalı … vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davalı … vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek. Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, çekişmeli taşınmaz üzerinde davacı ve müdahil taraf lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14, 16, 17 ve 18’inci maddeleri,

3. Değerlendirme
1. İlk Derece Mahkemesince, yukarıda (III ve IV.C.) numaralı paragrafta yazılı gerekçelerle davacılar ve asli müdahil …’ nin davalarının kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Şöyle ki; bir taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği ile kullanım şeklini ve süresini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde, hava fotoğraflarından yararlanılmadığı gibi, komşu parsel tutanakları getirtilerek dava konusu taşınmaz yönünü ne okuduğu üzerinde durulmamış ve taşınmaz hakkında kamulaştırma çalışması mevcut ise buna ilişkin kayıt ve belgeler tam olarak getirtilerek yöntemince uygulanmamıştır.

Diğer taraftan İlk Derece Mahkemesince, yöntemine uygun bir şekilde mera araştırması yapılmadığı gibi, fen bilirkişisinden çekişmeli taşınmaza komşu parselleri de gösterir şekilde denetime elverişli kroki de alınmamış, keşif sırasında dinlenen kişilerin beyanlarında dava konusu taşınmazın tespitten sonra 2015 yılında barajın yapılması nedeniyle sular altında kaldığı ifade edilmesine ve mahkeme hakiminin gözleminde taşınmazın tamamının sular altında kaldığı belirtilmesine rağmen, fen bilirkişi raporunda taşınmazın tamamının mı yoksa bir kısmının mı sular altında kaldığı açıklanarak bu husus kroki üzerinde gösterilmemiş ve ayrıca jeolog bilirkişi raporunda taşınmazın bir kısmının sular altında kaldığı belirtilmek suretiyle mahkeme gözlemine aykırı tespitte bulunulduğu halde bu çelişki üzerinde durulmamış ve taşınmaza ilişkin kamulaştırma belgeleride kroki üzerinde gösterilmemiştir.
Öte yandan; jeolog bilirkişi raporunda taşınmazın baraj yapılmadan önce Murat Nehri’nin yatağında kalıp kalmadığı hususlarında değerlendirme yapılmadığı gibi, ziraatçi bilirkişi raporu da, soyut içerikli, yetersiz ve taşınmazın vasfını belirlemekten uzak olup, rapora dava konusu taşınmazın fotoğrafları da eklenmemiştir.
Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.

2. Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek, taşınmazın bulunduğu köyü / mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre tespit tarihi olan 2009 yılından 15 – 20 – 25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar, uydu fotoğrafları ile memleket haritaları ilgili kurumlardan celbedilmeli, davacılar (bir kısım davacılar murisi …’de dahil olmak üzere) ve müdahil şahıs adına aynı çalışma alanı içerisinde kadastro sırasında belgesiz zilyetlik nedeniyle tespit edilen taşınmaz bulunup bulunmadığı Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğü ile Kadastro ve Tapu Müdürlüklerinden sorularak, varsa bu taşınmazlara ait kadastro tutanak örnekleri ve oluşmuş ise tapu kayıtları ile taşınmaz hakkında kamulaştırma yapılmış ise kamulaştırma belgeleri, haritaları ile varsa mahkeme dosyalarının tamamı getirtilmeli, taşınmaza komşu durumunda bulunan taşınmazların da kadastro tespit tutanakları ile varsa dayanakları olan kayıt ve belgelerde celbedilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile 3 kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu, jeodezi ve fotogrametri mühendisi, jeolog ve fen bilirkişisi hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalı; keşif sırasında, mahkeme hakiminin, taşınmazın konumuna, niteliğine ve çevre parsellerle karşılaştırılmalı olarak fiziksel özelliklerine ilişkin gözlemi keşif tutanağına aynen yansıtılmalı; tespit tarihten geriye doğru 3402 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesindeki kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanım koşullarının davacılar ve asli müdahil lehine oluşup oluşmadığı araştırılmalı, bu kapsamda dinlenilecek mahalli bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı, taşınmazın sınırlarında geçmişten bugüne kadar herhangi bir değişiklik olup olmadığı, taşınmazın kullanımına ara verilip verilmediği, önceki niteliğinin ne olduğu, öncesinin mera, yaylak, kışlak ya da genel harman yeri olup olmadığı, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmaları halinde imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, edilmişse ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman tamamlandığı, taşınmazın yakınınındaki nehirden etkilenip etkilenmediği hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; beyanlar arasında çelişki oluştuğu takdirde, gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı, tespite aykırı sonuca varılması halinde aykırılığın giderilmesi için tespit bilirkişilerinin beyanlarına başvurulmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli; fen bilirkişisine, taşınmazın kamulaştırılan kısmını ve kısmen su altında kalmış ise su altında kalan kısmını gösterir, keşfi takibe ve dinlenilen tanık ve bilirkişi sözlerini denetlemeye elverişli rapor ve harita düzenlettirilmeli; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini, üzerlerindeki bitki örtüsünü ve varsa ağaçların cinslerini ve yaşlarını, zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmişse imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, taşınmazın her yönünden çekilmiş renkli fotoğraflarını içeren, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden, çekişmeli taşınmazın kadastro paftasındaki konumunun bilgisayar programı aracılığıyla uydu ve hava fotoğraflarına aktarılması suretiyle, uydu ve hava fotoğraflarının ait oldukları yıllara göre taşınmazın niteliğini, imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten rapor düzenlemesi istenilmeli; jeolog bilirkişisinden, taşınmazın önceki ve halihazırdaki niteliğinin ne olduğu, taşınmazın, Murat Nehri yatağında kalıp kalmadıkları, nehir yatağından kazanılıp kazanılmadığı, nehrin etkisi altında kalıp kalmadığı, nehrin … riski taşıyıp taşımadığı, taşınmazın jeolojik yönden zilyetlikle iktisap edilmeye olanaklı yerlerden olup olmadığı hususlarında ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.

3. İlk Derece Mahkemesince, yukarıda detaylı şekilde açıklanan çerçevede araştırma ve inceleme yapılıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,28.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.