Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/12508 E. 2023/2150 K. 11.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12508
KARAR NO : 2023/2150
KARAR TARİHİ : 11.04.2023

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kesin kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29 ncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyize tabi hale gediği, anılan Kanuna eklenen geçici 5 nci maddenin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz talebinde bulunulduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. …. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.12.2017 tarih ve 2017/317 (E) ve 2017/533 (K) sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesi, 5327 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının son cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 15.03.2018 tarihli ve 2018/336 Esas, 2018/485 sayılı Kararı ile ilk derece mahkemesi hükmüne yönelik etkin pişmanlıktan yararlanan sanık hakkında “TCK’nın 221/5. maddesi uyarınca sanığın 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına” ibaresi hükme eklenip, hükmün DÜZELTİLEREK istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE karar verilmiştir.
3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; CMK’nın 302/1 maddesine göre temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün ONANMASI görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemleri özetle;
*Gerekçeli kararda delillerin açıklanmadığına ve tartışılmadığına, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine,
*ByLock içerikleri temin edilmediğine, dijital inceleme raporu beklenmediğine,
*ByLocka ilişkin verilerin soyut, istihbari nitelikte olduklarına ve hükme esas alınamayacaklarına,
*ByLock kullanmanın suç oluşturmayacağına,
*Eksik inceleme ve yetersiz delille karar verildiğine,
*Delillerin hukuka aykırı elde edildiklerine,
*Hukuk ilkelerinin ihlal edildiklerine,
*Suçun unsurlarının oluşmadığına,
*Sanık hakkında beraat hükmü kurulması gerektiğine, aksi durumda da etkin pişmanlık nedeniyle indirimin en üst haddden olması gerektiğine,
*Lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu iddiasıyla hazırlanan iddianame kapsamında mahkemece yapılan yargılama sonucunda “…16/10/2017 tarihli ByLock raporunda; 0532 (…) (..) (..) nolu GSM hattı ile … isminin ve TC kimlik numarasının belirtildiği, sanığın alınan savunmasında sözü edilen GSM hattını kullandığını, ByLock programının telefonuna yüklediğini beyan ettiği, bu GSM hattı ile ByLock uygulamasına bağlanıldığına ilişkin baz bilgilerinin tespit edildiği, bylock raporundaki imei numarası ile aramada ele geçirilen cep telefonunun imei numarasının farklı olması ve delil durumu dikkate alınarak sanıktan ele geçirilen cep telefonunun incelenmesinin beklenmesine gerek olmadığı,dosyada beyanları bulunan tanığın sanığın örgüt içerisindeki konumu hakkında bilgi verdiği, bylock raporu,baz bilgileri ile sanığın ikrara yönelik savunması birlikte değerlendirildiğinde sanığın bylock uygulamasını kullandığının sabit olduğu, kriptolu ByLock haberleşme programını da münhasıran FETÖ/PDY mensuplarınca kullanıldığı da göz önüne alındığında sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu,tanık beyanı,bylock raporu, baz bilgileri,sanığın ikrara yönelik savunması hep birlikte değerlendirildiğinde sanığın söz edilen terör örgütüne organik bağ ile bağlı olduğu ve dolayısıyla “silahlı terör örgütüne üye olma” suçunu işlediği anlaşılmaktadır…” şeklinde gerekçeyle mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, “…Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusu ile ilgili yapılan inceleme sonucunda; ilk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin her hangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından diğer istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak; etkin pişmanlıktan yararlanan sanık hakkında TCK’nın 221/5. maddesi uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ise de; bu aykırılık 5271 sayılı Kanunun 303 üncü maddesi uyarınca düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, hükme “TCK’nın 221/5. maddesi uyarınca sanığın 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE..” karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı Kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b)Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür.
c)Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullanan, örgütsel toplantılara katılan, örgüt evlerinde kalan, örgütün asker mahrem yapılanmasında yer alarak, mahrem imamlarla irtibatını sürdüren, himmet veren ve örgütün operasyonel faaliyetlerinin başlamasından sonraki süreçte de faaliyetlerine devam eden sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde oranında bir isabetsizlik görülmemiştir.
d)Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 15.03.2018 tarihli ve 2018/336 Esas, 2018/485 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.04.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.