YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5775
KARAR NO : 2023/8347
KARAR TARİHİ : 13.07.2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/363 Esas, 2016/63 Karar
SUÇ : Zincirleme biçimde nitelikli zimmet
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.11.2015 tarihli ve 2014/25493 Soruşturma, 2015/10289 Esas, 2015/785 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında zincirleme biçimde nitelikli zimmet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 43 üncü maddesi ve 248 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılması, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.03.2016 tarihli ve 2015/363 Esas, 2016/63 sayılı Kararı ile sanık hakkında zincirleme nitelikli zimmet suçundan 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 43 üncü maddesi, 248 inci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hak yoksunlukları uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, suçun sübut bulmadığına, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, mahkemenin kabulüne göre de 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulama koşullarının oluşmadığına, cezasında aynı Kanun’un 248 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca indirim yapılması gerektiğine ve temyiz aşamasında resen nazara alınacak sair nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihlerinde Etimesgut Belediyesinde Mali Hizmetler Müdürlüğünde veznedar olarak görev yapan sanığın tahsil ettiği belediye gelirlerine ilişkin makbuzları sistem üzerinden iptal ederek toplamda 54.310,95 TL’yi zimmetine geçirdiği ve bu şekilde zincirleme nitelikli zimmet suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında sanığın mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Suç tarihlerinde Etimesgut Belediyesinde Mali Hizmetler Müdürlüğünde veznedar olarak görev yapan sanığın tahsil ettiği belediye gelirlerine ilişkin makbuzları sistem üzerinden iptal ederek toplamda 54.310,95 TL’yi zimmetine geçirdiği iddiasıyla açılan kamu davasında sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de; sanığın uhdesinde para bulunmadığını, yoğunluk nedeniyle eksik para aldığını fark ettiğinde rastgele makbuzları iptal ederek bedellerini kendi cebinden yatırdığını savunması, mahkemece bilirkişi heyetinden rapor alınmaması ve müfettiş raporuna dayanılarak hüküm kurulması karşısında, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer kalmayacak biçimde ortaya çıkartılabilmesi için iptal edilen makbuzlara ilişkin olarak yeniden ödeme yapıldığına dair kayıtların gerçekliğinin araştırılmasından, makbuzları iptal edilen mükellefler adına işlem yapan kişilerin tanık sıfatıyla beyanlarına başvurularak iptal edilen makbuzlar sebebiyle mükerrer ödeme yapıp yapmadıkları sorularak ikinci kez ödeme yaptılar ise makbuzların temininden sonra görev gereği yasal olarak tevdi edilen malın belli bir süre kullanılıp herhangi bir uyarı, ihbar, şikayet veya soruşturma olmaksızın kendiliğinden iade edilmesi halinde fiilin kullanma zimmeti aksi takdirde temellük zimmeti olarak değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek dava dosyası kül halinde Sayıştay emekli uzman denetçilerinden oluşturulacak bilirkişi heyetine tevdi edilerek, ikinci ödemenin kim tarafından yapıldığını ve sanığın uhdesinde kalan para bulunup bulunmadığını belirleyen, paranın kullanılıp iade edilmiş olması halinde ise nemasına ilişkin hesaplama içeren rapor alınması sonrasında, suç vasfının belirlenmesi ile sanığın hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeler sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Suç nedeniyle meydana gelen zararın tamamının sanık tarafından ödenip ödenmediği ile iptal edilip de sonradan yatırılan 2.137,30 TL’nin kim tarafından yatırıldığı araştırılmadan sanığın cezasından 5237 sayılı Kanun’un 248 inci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca indirim yapılmış olması,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince hak yoksunluğuna hükmolunmaması,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.03.2016 tarihli ve 2015/363 Esas, 2016/63 sayılı Kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.07.2023 tarihinde karar verildi.