YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7390
KARAR NO : 2010/8430
KARAR TARİHİ : 20.07.2010
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
İHBAR OLUNAN :İSTANBUL VAKIFLAR BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ
DAVA TÜRÜ : TAPUDA KAYIT TASHİHİ
Taraflar arasındaki davadan dolayı Beyoğlu 3.Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 2.6.2009 gün ve 295-125 sayılı hükmün Onanmasına ilişkin olan 7.4.2010 gün ve 2072-3926 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davacılar vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, çekişmeli taşınmazın Girit mübadili miras bırakan …, … İstanbul Tefviz Komisyonunun 1927 tarihli kararı ile tahsis ve tefviz edilmesine; tapu kaydı da oluşmasına karşın ilgisiz bazı kişilerce alınan veraset belgesine göre davalı kişiler adına 1/3 pay tescil edildiği iddiasına dayalı, iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, verilen ret kararı Dairece onanmıştır.
Gerçekten, davacıların ceddi … ait Girit’in Kandiye Kasabasında kain Kalıpsızzade Vakfın hakkı mübadele nedeniyle Türkiye’ye devir ve intikal ettiğinden vakıf mirasçısı (davacılara murisi) İbrahim Kenan’ın kendisini tek mirasçı göstererek, vakfın emlak ve akratına karşılık olmak üzere bazı taşınmazların ( bu arada dava konusu taşınmazın) 1927 tarihli Tefviz Komisyonunca, İbrahim Kenan’a tefviz ve tahsis edildiği ve adına kaydedildiği ; bu durumda davacılar miras bırakanı lehine tescili sağlayan idari kararın (işlem) hukuksal varlığını koruduğu ve halen ayakta olduğu düşünülebilir ise de; sonradan yanlar arasında görülen 2.4.1935 tarih 160 esas sayılı dava soncu 27.2.1948 tarih 56 sayılı kararla “… 24 numaralı evin… 2304 sehim itibariyle davacılar adlarına (eldeki davadaki davalı taraf) tesciline karar verilmiş, anılan karar kesinleşmiştir.Bundan sonra bu karar tapuca infaz edilerek,tahsis suretiyle eldeki davadaki davalı taraf adına pay verilmiştir.
Bilindiği üzere kesin hüküm davada yer alan tarafları bağlar. Muhkem kaziye (kesin hüküm) niteğindeki kararların hukuk alemine mal olmaları nedeniyle de Anayasanın 138.maddesinin 4.üncü fıkrası gereğince de yerine getirilmeleri zorunlu hale gelir
Zira maddi anlamda kesin hüküm, yargısal (kazai) kararlara tanınan yasal gerçeklik (hakikat) vasfıdır. Bu vasıf yargısal (kazai) kararların gerçeğe (hakikata) uygun olarak verildiğinin kabul edilmesini zorunlu kılar.Kesin hüküm kuralı, haklı ve adil kararların korunması yanında, kişiler arasındaki çekişmelerin sonsuza dek davam etmesini önlemek, toplumun istikrar ve düzenini sağlamak, hukukun ve yargının güvenirliğini korumak amacıylada kabul edilmiştir.Bütün yasal yollar kapandıktan ve verilen hüküm kesinleştikten sonra, aynı davanın tekrar yargı önüne getirilmesi, toplumda sonu gelmeyen çekişmelere, huzursuzluklara, istikrarsızlıklara, kazanılmış hakların her zaman ortadan kaldırılabileceği endişesine neden olur.Çelişkili kararların çıkmasına sebebiyet verir.Bu itibarla, tarafları,mevzuu ve sebebi aynı olan Devletin iştiraki, hakimin tarafsız araştırması ve iradesi ile kurulan, tüm yasal yollardan geçmek suretiyle; diğer bir anlatımla şekli yönüyle de kesinleşen önceki hükmün korunmasında kamunun büyük yararı bulunmaktadır.
../..
-2-
Hukukumuzda kamu düzeninden sayılan ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 237.maddesinde düzenlenen kesin hüküm tarafların anlaşmaları ile ortadan kaldırılamadığı gibi, mahkemece kendiliğinden (resen) gözönünde tutulur. Düzenlediği hak ve çıkar ilişkileri yönünden yasal gerçeklik (hakikat) sayıldığından taraflarını bağlar.
Olay bu açıdan değerlendirildiğinde gerek yerel mahkeme kararında ve gerekse Dairenin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Öte yandan karar düzeltme dilekçesinde bildirilen diğer nedenler HUMK.’nun 440.maddesinde sayılan hallerden hiçbirisine uymamaktadır.
Bu nedenle karar düzeltme isteğinin REDDİNE,20.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
…