Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2023/809 E. 2023/2610 K. 05.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/809
KARAR NO : 2023/2610
KARAR TARİHİ : 05.07.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2010/142 E., 2022/190 K.
HÜKÜM/KARAR : Asıl Davada Karar Verilmesine Yer Olmadığına, Birleşen Dava Kabul

Taraflar arasında görülen, sözleşmenin geçersizliğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; birleşen davanın kabulü ile sözleşmenin geçersizliğinin tespitine, asıl davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, asıl ve birleşen davada davalı tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 05.07.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde davalı asil … ve vekili Avukat … geldi. Tebligata rağmen karşı taraftan gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 09.08.1999 tarihinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, davalı yüklenicinin akde uygun davranmadığını, süresinde işi teslim etmediğini ileri sürerek, sözleşmenin feshini talep ve dava etmiştir.
2. Birleşen davada davacılar vekili; müvekillerinin murisi … ile davalı yüklenici arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiği tarihte …’in akıl sağlığının yerinde olmadığını, bu nedenle sözleşmenin geçersiz olduğunu ileri sürerek, sözleşmenin geçersizliğinin tespitini olmassa edimler arasında aşırı dengesizlik bulunduğundan gabin hukuksal nedenine dayalı olarak sözleşmenin iptalini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kaba kısmı bitmiş inşaat için müvekkili ile davacı arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşmede 1 ve 2 no.lu bağımsız bölümlerin arsa sahibine, 3 ve 4 nolu bağımsız bölümlerin yükleniciye ait olacağının kararlaştırıldığını, dairelerin bitirilerek teslim edildiğini, davalı arsa sahibinin ödemesi gereken SSK pirimlerini ödemediğini, bu nedenle iskan ruhsatı alınamadığını, davacı arsa sahibinin ihtirazi kayıt ileri sürmeden daireleri teslim aldığını, sözleşmenin düzenlendiği tarihte akıl sağlının yerinde olduğunu, hal ve hareketlerinin böyle bir intiba uyandırmadığını savunarak, asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 07.11.2007 tarihli ve 2005/61 Esas, 2007/600 Karar sayılı kararı ile asıl dava devam ederken davacı arsa sahibi …’in vefat ettiği, mirasçılarının sözleşmenin geçersizliğinin tespiti istemiyle birleşen davayı açtıkları, dosyada alınan Adli Tıp raporunda, arsa sahibinin sözleşmenin düzenlendiği tarihte temyiz kudretinin bulunmadığı ve bu durumun üçüncü kişilerce bilinebilecek düzeyde olduğunun belirtildiği gerekçesiyle, asıl davada karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın kabulü ile sözleşmenin yoklukla malul olduğunun tespitine, sözleşmenin hiç doğmamış sayılmasına karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 03.04.2009 tarihli ve 2008/1978 Esas, 2009/1956 Karar sayılı kararıyla, TMK’nın 15 inci maddesi uyarınca kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiillerinin hukuki sonuç doğurmayacağı, bu kuralın istisnasının TMK’nın 2 nci maddesi olduğu, mümeyyiz olmayan kimse temyiz gücüne sahip olsaydı aynı surette hareket edecek, yani normal zekalı bir insan dahi aynı biçimde işlemde bulunacak idi ise temyiz gücünden yoksun olduğu ileri sürülerek işlemin geçersizliğinin dermeyan edilemeyeceği, somut olayda, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesini arsa sahibi olarak imzalayan murisin sözleşme tarihinde temyiz kudretinin ve hukuki ehliyeti haiz olmadığının Adli Tıp Kurumu raporuyla belirlendiği, bu durumda, sözleşme tarihinde mümeyyiz olmayan arsa sahibi murisin temyiz gücüne sahip olsaydı aynı surette hareket edip etmeyeceği, yani normal zekalı bir insanıın dahi aynı biçimde hukuki işlemde bulunup bulunmayacağı, arsa sahibinin yaptığı işlemin geçersizliğinin ileri sürülmesinin TMK’nın 2 nci maddesine aykırı olup olmadığı hususlarının araştırılması gerektiği belirtilerek, mahkeme karar bozulmuştur.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmenin imzalandığı tarihte inşaatın kaba inşaat seviyesinde ve %40’nın tamamlanmış olduğu, sözleşmede arsa sahibine ağır edimler yüklendiği, bu kapsamda, yapının 1 ve 2. katlarının arsa sahibine, 3 ve 4. katları ile üst kata dubleks yapılırsa dubleks dairenin yükleniciye ait olacağının ve arsa sahibinin SSK primlerini ödemekle yükümlü olduğunun kararlaştırıldığı, temyiz gücüne sahip normal zeka seviyesinde bir arsa sahibinin böyle bir sözleşme düzenlemeyeceği gerekçesiyle, birleşen davanın kabulü ile sözleşmenin yoklukla sakat olduğunun tespitine, bu nedenle asıl davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz başvuru dilekçesinde; yapının %98,5 oranında tamamlandığını, dosyada rapor sunan bilirkişilerin sözleşmenin düzenlendiği 1999 yılının piyasa koşullarına göre sözleşme hükümlerinin makul olduğuna dair görüş bildirdiklerini, yapıdaki tüm dairelerin aynı metraj ve kalitede olduğunu, arsa sahiplerine düşen dairelerin daha değerli olduğunu, bölgenin yazlık bir bölge olması sebebiyle alt kat dairelerin daha yüksek fiyatlara satıldığını, projelendirilmemiş dubleks daire imalatının yüklenicinin kazanımı olarak kabul edilemeyeceğini, kaba inşaat kısmı sözleşmeden önce arsa sahibi tarafından yaptırıldığından SSK primlerini ödeme yükümlülüğünün arsa sahibine bırakıldığını, zira en yüksek SSK priminin kaba inşaat seviyesinde ortaya çıktığını, ince imalatların genelde dışardan montaj şeklinde olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, asıl davada arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi, birleşen davada ise sözleşmenin tarafı olan arsa sahibinin akıl hastası olması ve temyiz kudretinin bulunmaması nedeniyle sözleşmenin geçersizliğinin tespiti istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası ile HMK’nın 266 ncı vd. maddeleri

3. Değerlendirme
1. Dosya kapsamına ve bozmanın mahiyetine göre uyuşmazlık, sözleşmenin düzenlendiği tarih itibariyle, akıl hastalığına bağlı olarak temyiz kudreti ve hukuki işlem ehliyeti bulunmadığı anlaşılan arsa sahibi …’in, söz konusu rahatsızlık ile muzdarip olmasaydı dava konusu olan sözleşmeye imza atıp atmayacağı, diğer bir anlatımla da normal zeka seviyesine sahip bir insanın bu sözleşmeyi yapıp yapmayacağı noktalarında toplanmaktadır.
2. Bunun tespiti için yapılması gereken iş sözleşmenin düzenlendiği tarih itibariyle, edimler arasındaki dengenin gözetilip gözetilmediğinin bilirkişi marifetiyle belirlenmesidir.
3.HMK’nın “Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller” başlıklı 266 ncı maddesinde “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.” düzenlemesine, 282 inci maddesinde ise hakim, bilirkişinin oy ve görüşlerini diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir düzenlemesine yer verilmiştir. Buradaki takdir hakkının kapsamı, hâkimin hukuki olmayan özel ve teknik bilgiye ilişkin konularda, doğrudan doğruya kendi yorumuna ve anlayışına göre hüküm verebileceği anlamına da gelmemektedir. Hakim bilirkişi raporunu yeter derecede kanaat verici bulmazsa bilirkişiden ek rapor ya da sözlü açıklama almalı veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırmalıdır.
4. Somut olayda, mahkemece, bozma ilamında belirtilen araştırma ve incelemenin yapılması amacıyla, dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. İnşaatçı bilirkişilerden alınan raporlarda, inşaatın %100’e yakın bir oranda tamamlandığı, sözleşmenin piyasaya koşullarına uygun olduğu görüşlerine yer verilmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporlarından ayrılarak, yukarıda açıklanan gerekçelerle, sözleşmedeki edimler arasında dengesizlik bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektirmekte olup, mahkemenin kendi yorum ve anlayışıyla sonuca ulaşması doğru olmamıştır.
5. Bu durumda, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak, yapının %40 kaba inşaat seviyesinde yükleniciye teslim edilmiş olması, inşaat maliyetleri, o bölgedeki paylaşım oranları, yüklenicinin elde ettiği kar, SSK pirim tutarları ve tarafların sözleşmedeki tüm hak ve yükümlülükleri nazara alınarak, sözleşmenin düzenlendiği tarih itibariyle edimler arasındaki dengenin gözetilip gözetilmediği, sözleşmenin piyasa koşullarına uygun olup olmadığı, sonuç olarak temyiz kudretine ve hukuki işlem ehliyetine haiz bir arsa sahibinin böyle bir sözleşme yapıp yapmayacağı hususlarında yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınarak, asıl ve birleşen davalarda sonucuna göre karar verilmesi gerekmekte olup, kararın bu nedenle asıl ve birleşen davalarda davalı yararına bozulması gerekmiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Yargıtay duruşmasında vekili hazır bulunan davalı yararına takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davacılardan tahsili ile davalıya ödenmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,05.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.