YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/38662
KARAR NO : 2023/537
KARAR TARİHİ : 16.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/751 – 2021/1265
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.09.2020 tarihli ve 2020/49 Esas, 2020/239 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
B. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 22.06.2021 tarihli ve 2020/751 Esas, 2021/1265 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
C. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 07.10.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü liderinin ve yöneticilerinin 2013 yılı Aralık ayında Bank Asyada hesap açılması ve para yatırılması yönündeki talimatı üzerine; 13.09.2019 tarihli Masak raporu ve Müflis … Katılım Bankası tarafından gönderilen hesap hareketleri incelendiğinde, sanığın müşteri hesap açılış tarihinin 31.08.2007 olduğu, 2013 yılı Ocak ayında bakiyenin 2.690,05 TL, 2014 yılının Ocak ayında bakiyenin 4.407,56 TL, Ağustos ayında ise 4.388,59 TL olduğu ve hesabın Eylül ayında kapatıldığının görüldüğüne, sanığın bu şekilde talimat verilen dönemde hesap artışı yaparak örgüte destek sağladığına, 2010 sonrasında Samsun ve Ankara illerinde örgüte mensup kişilerle irtibatlı olarak dini sohbet adı verilen örgütsel toplantılara katıldığı gibi bu toplantılarda anlatıcı pozisyonunda da dönem dönem görev aldığına, bu hususta aleyhine E. E.’in beyan ve teşhisin yer almasına, örgüt içerisinde A. K.’ın sorumlu olduğu bölgede, küçük örgüt gruplarına sohbet veren kişi olarak bilindiğine, MASAK raporunda; 2015 yılında örgüte mensup kişilerle “Bayram-taksit” açıklamaları ile “himmet” adı verilen örgütsel para toplama faaliyetlerine katıldığının belirlendiğine, haklarında FETÖ/PDY’den işlem yapılan kişiler ile hesap hareketlerinin olduğunun tespit edildiğine, sanık her ne kadar sonradan irtibatını kestiğini beyan etmiş ise de Masak raporu itibarıyla 2016 yılına kadar örgüt üyesi şahıslarla para transfer ilişkisine devam ettiğine, tanık olarak beyanı alınan E. E. ile olan irtibatını 2014 yılına kadar 0532 (…) (..) (..) numaralı GSM hattı üzerinden sürdürdüğüne, çeşitlilik ve devamlılık gösteren sanığın eylemlerinin FETÖ silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturması karşısında atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken sanık hakkında ilk derece mahkemesi tarafından yazılı şekilde beraat kararı verilmesi ve bu karara karşı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sanık aleyhine gidilen istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince “sanığın Bank … hesabının 2007 yılında açıldığı, bu tarihin FETÖ/PDY terör örgütü liderinin Bank Asyaya para yatırın talimatı verdiği 15.01.2014 tarihinden çok önce olduğu, 2013 yılı içerisinde bakiyenin Ocak 2.690,05 TL, Şubat 2.638,3 TL, Mart 4.021,49 TL, Nisan 3.752,96 TL, Mayıs 3.772,92 TL, Haziran 3.439,19 TL, Temmuz 3.680,98 TL, Ağustos 3.991,15 TL, Eylül 4.271,07 TL, Ekim 4.195,4 TL, Kasım 4.032,59 TL, Aralık 4.097,54 TL olduğu, 2014 yılı içerisinde bakiyenin ise Ocak 4.407,56 TL, Şubat 4.547,87 TL, Mart 4.386,88 TL, Nisan 4.322,64 TL, Mayıs 4.192,32 TL, Haziran 4.400,84 TL, Temmuz 4.364,73 TL, Ağustos 4.388,59 TL olduğu ve çok fazla artış göstermediği, bu hususun sanığın altın yatırdığı için altın kuruyla orantılı olarak dalgalanmalar yaşandığı savunması ile tutarlı olduğu, söz konusu paranın 2014 yılı eylül ayında çekildiği, bu tarihin söz konusu bankanın BDDK’ya devredildiği 04.02.2015 ve FETÖ/PDY terör örgütü liderinin paralarınızı çekin talimatı verdiği ve bankaya kayyum atandığı 30.05.2015 tarihinden çok önce olduğu ve hesabın bankanın devrinden sonra 05.01.2016 tarihinde kapatıldığı, bankacılık işlemlerinin rutin bankacılık işlemlerinden ibaret olduğu, hesabında sıra dışı işlemler bulunmadığı; sanığın tek hesabının bu banka nezdinde olmadığı ve Halk Bankası hesabının mevcudiyeti, Halk Bankası hesap özet ekstrelerinde daha yüksek meblağlı para yatırma işlemlerinin (01.08.2014 tarihinde 7.000 TL, 08.01.2015 tarihinde sanığın abisi tarafından yatırılan 17.300 TL, 02.04.2015 tarihinde sanığın eşi tarafından yatırılan 24.000 TL) mevcut olduğu, sanığın bu meblağları Bank … hesabına yatırma imkanı varken Halk Bankası hesabına yatırdığı hususları bir arada değerlendirildiğinde sanığın örgüt kapsamında örgüt liderinden alınmış bir talimat ile hareket etmediği, iddianamede himmet niteliğinde olduğu iddia edilen parasal yardımlara ilişkin sanığın başından beri çelişmeyen ve kendi içinde tutarlı savunması ve bu savunmasına ek olarak yapmış olduğu bir çok insani yardım, bağış ve bu bağışların birbirinden farklı vakıflara yönelik olduğuna dair mahkememize sunduğu evraklar ve sanık tarafından SMS yoluyla TÜRKİYE yazıp 3072’ye ”yetim, suriye, gazze ilaç, mısır, yemen, deprem” vb. içerikli bir çok bağış mesajının gönderildiğini gösterir evrak ile sanık hakkında bilgi ve görgüsü bulunması sebebiyle tanıklığına başvurulan E. E.’in beyanında sanığı 2010 yılında dernekte bulunan öğrencilere yönelik sohbet verdiği, himmet veya başka bir ad altında örgüte yardım edip etmediğine ilişkin bilgisi ve görgüsü olmadığını içerir beyanları ve aralarında herhangi bir para transferinin olmayışı da dikkate alındığında, Kızılay’da görev yapan sanığın öncesinde örgütle bağlantılı kurumlarda SGK kaydının bulunmaması, örgütle irtibatlı herhangi bir eğitim kurumuna gitmemesi, örgütle bağlantılı dernek üyelikleri mevcut olsa dahi bu durumun sanığın konum ve kişisel özellikleri, yapmış olduğu iş ve üye olduğu tarihte derneğin kuruluşunun ve varlığının yasal oluşu ile alakalı olduğu, sanığın 17/25 Aralık sürecinden sonra örgütün sohbetlerine katılmak, kod adı kullanmak ya da sair örgütsel faaliyetlerde bulunmak şeklinde gerçekleşen eylemlerde bulunduğuna dair herhangi bir tanık ya da itirafçı sanık beyanı bulunmadığı (özellikle haklarında FETÖ/PDY terör örgütüne üyelik suçundan işlem yapılan ve sanık ile aralarında para transferi bulunan şahısların dosyalarından dosyamıza eklenen bir belge olmayışı), sanığın örgütün kriptolu iletişim ağı olan ByLock iletişim sistemini kullanmadığının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 02.03.2020 tarihli yazısında anlaşıldığı, sanığın yatırılan paralara ilişkin aşamalarda değişmeyen, kendi içerisinde tutarlı, aksi ispat olunamayan ve bu itibarla mahkememizce itibar edilen savunmasına binaen örgüt liderinin talimatı doğrultusunda hareket ettiğine dair her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, bu sebeple sanığın örgüt hiyerarşisine dahil olmaksızın bilerek ve isteyerek örgüte yardım etme kastının mevcut olmadığı vicdani kanaatine varılarak sanığın beraatına” karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Bölge Adliye Mahkemesi karar başlığında suç türünün silahlı terör örgütüne üye olma şeklinde yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak değerlendirilmiştir.
B. Ayrıntıları Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2017/1809 Esas ve 2017/5155 sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere: Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ; canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm İşlemek İçin Örgütlenme, s. 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (… Özel Kısım s. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt s. 28, Özgenç Genel Hükümler s. 280).
C. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi TMSF’ye devredilen ve 22.07.2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 107 inci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası A.Ş’de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte
yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebilecektir.
D. Bu açıklamalar ışığında; nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre; geçmişte örgütle irtibatı bulunan ancak örgütün kamuoyunca da bilinen operasyonel eylemlerinden sonrasına ilişkin örgütsel herhangi bir faaliyeti tespit edilemeyen sanığın Bank … hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemlerinin dışında değerlendirilemeyeceği ve himmet niteliğinde olduğu iddia edilen parasal yardımlara ilişkin sanığın çelişmeyen ve tutarlı savunmalarının aksini ispat eden başkaca bir delil elde edilemediği gözetildiğinde örgüt liderinin talimatı doğrultusunda hareket ettiğine dair her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, bu sebeple sanığın örgüt hiyerarşisine dahil olmaksızın bilerek ve isteyerek örgüte yardım etme kastının mevcut olmadığının ilgili ve yeterli gerekçeleri gösterilerek oluşan kabul ve takdiri ile İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında verilen beraat kararına ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen esastan ret kararında bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmekle, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 22.06.2021 tarihli ve 2020/751 Esas, 2021/1265 sayılı kararında Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.02.2023 tarihinde karar verildi.