Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/3964 E. 2023/4593 K. 27.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/3964
KARAR NO : 2023/4593
KARAR TARİHİ : 27.04.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1287 E., 2023/213 K.
HÜKÜM/KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/179 E., 2021/46 K.

Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ilk eşi Fateh El-Halebi ile 18.03.1983 tarihinde evlendiğini, 19.03.2002 tarihinde boşandığını, ikinci eşi … ile 26.09.2002 tarihinde evlendiğini, 08.02.2007 tarihinde boşandıklarını, babasından yetim aylığı bağlandığını, davacının eşi ile birlikte yaşadığı gerekçesiyle aylığının kesildiğini, davacının eski eşi ile birlikte yaşamasının söz konusu olmadığını, belirterek Kurum işleminin iptaline, davacının aylığının yasal faizi ile birlikte ödenmesine, davacının … 10. İcra Müdürlüğü’nün 2012/18760 Esas sayılı dosyasında davacının ödemek zorunda kaldığı 11.467,99 TL’nin ödeme tarihi olan 14.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davacıya ödenmesini istemiştir.

II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; “davalı … vekilinin cevap dilekçesi ile özetle, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un 56 ncı maddesi gereği dava konusu kurum işleminin gerçekleştirildiğini, 5510 sayılı Kanun’un 59 uncu maddesi gereğince kurum yetkili memurlarınca düzenlenmiş olan denetim raporlarının resmi belge mahiyetinde olduğunu, rapor içinde tespit edilen hususların aksinin ispatı aynı kuvvette delil ile mümkün olduğunu, 5510 sayılı Kanun’un gelir ve aylık bağlanamayacak haller başlıklı 56 ncı maddesinin son fıkrasında eşinden boşandığı halde boşandığı eşiyle birlikte fiilen yaşadığı belirlenen eş ve çocukların bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar 96 maddeyi hükümlerine göre geri alınır hükmü gereğince kurum tarafından işlem yapıldığını, davanın haksız ve sebepten yoksun olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
Kararda özetle; davanın reddine karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

B.İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kurumun raporunun usul ve Kanun’a aykırı olduğunu, toplanan delillerin, dinlenen tanıkların davacı ve eşinin birlikte yaşamadığını gösterdiklerini, belirterek Mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.

C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 56 ncı maddesi.

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Üye …’ın muhalefetlerine karşı, Başkan vekili … ile Üyeler …, … ve …’ün oyları ve oy çokluğuyla,

27.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

KARŞI OY GEREKÇESİ

1. Somut uyuşmazlıkta, davacı kadın ilk eşinden 19.03.2003 tarihinde boşanmış ve 26.09.2003 tarihinde ise başka bir kişi ile evlenmiştir. Davacı kadına 08.02.2007 tarihinde ikinci eşinden boşanmadıktan sonra ölen babasından dolayı bağlanan yetim aylığı 2011 yılında yapılan denetim sonrası ilk eşi ile birlikte yaşadığı gerekçesi ile 2008-2011 yılları için 5510 sayılı Kanun’un 56 ncı maddesi uyarınca ödenen aylıkların yersiz ödendiği gerekçesi ile borç çıkarılmıştır.

2. Dairemizin 07.10.2021 tarih ve 2021/7072 Esas, 2021/11762 Karar sayılı ilamında yazılan karşı oy gerekçelerimde belirttiğim gibi davacı boşandığında 506 sayılı Kanun yürürlüktedir. 5510 sayılı Kanun’un 5754 sayılı Kanun’un 68 nci maddesi ile değişik geçici 1 inci maddesi uyarınca kesilmede 506 sayılı Kanun uygulanmalıdır. Anılan Kanun’da ise boşanılan eş ile birlikte yaşama olgusu bir kesilme nedeni olarak düzenlenmemiştir. 5510 sayılı Kanun’un 01.10.2008 tarihinden önce gerçekleşen boşanma olgusuna uygulanması olanağı, önceye etki yasağı nedeni ile olanaklı değildir.

3. Çoğunluğun önceye etki yasağı ilkesine aykırı olarak, lafzi yorum ve sigortalı aleyhine yorumu benimseyerek, sonradan gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak salt birlikte yaşama ve boşanan eşin desteğini alma koşulunu yeterli kabul etmesi, Kanunun ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçelerine aykırıdır. Kaldı ki davacı birlikte yaşadığı iddia edilen eşi ile boşandıktan sonra başka bir kişi ile evlenmiş ve yaklaşık 4 yıl evli kalmıştır. Burada davacının salt aylık almak için boşandığından, dolayısı ile aylık bağlanması için bu hakkını kötüye kullandığından söz edilemez.

4. Açıklanan bu gerekçelerle mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerekirken, onanması görüşüne katılınmamıştır.