Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2022/2966 E. 2023/731 K. 16.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2966
KARAR NO : 2023/731
KARAR TARİHİ : 16.02.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/791 E., 2022/175 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki askı ilanından sonra açılan uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca 2015 yılında yapılan uygulama kadastrosu sırasında, … ili … ilçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan ve tapuda davacı … adına kayıtlı bulunan eski 73 parsel sayılı 853 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 104 ada 21 parsel numarası ile 1.118,20 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı … adına kayıtlı eski 74 parsel sayılı 1.333 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 104 ada 22 parsel numarası ile 1.166,27 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.

2. Tespit tutanağına davalı … tarafından itiraz edilmesi üzerine, Kadastro Komisyonu 12.11.2015 tarihli kararı ile Hihmet …’nın itirazının kabulü ile 104 ada 21 parselin yüzölçümünün 1.000,16 metrekare, 104 ada 22 parselin yüzölçümünün ise 1.284,31 metrekare olarak düzeltilmesine karar verilmiştir.

3.Davacı … vekili dava dilekçesinde, uygulama kadastrosu sırasında davacı adına kayıtlı 104 ada 21 parsel sayılı taşınmaz ile davalı …’e ait 22 parsel sayılı taşınmaz arasındaki sınırın davacının taşınmazının aleyhine olacak şekilde tespit edildiğini ileri sürerek tesptin iptalini istemiştir.

II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davaya konu taşınmazın Hazine adına kayıtlı olmadığını, komşu parsel olan taşınmazlardan 22 nolu parselin …, 20 nolu parselin … adına kayıtlı olduğu, davada husumetin Maliye Hazinesine yöneltilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenlerle haksız olarak açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini savunmuştur.

2. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davacının da tıpkı davalı gibi bu taşınmazını mevcut sınırlarını metrekaresini bilerek aldığını, 2014 yılında yapılan kadastro çalışması esnasında davacının davalı müvekkili ile olan sınırını tel örgü olarak gösterdiğini ve bu sınırın kadastral sınıra uygun olmamasına rağmen her iki tarafın kabul ettiği ve mutabık kaldığı sınır olduğunu beyan etmesi sonucu her ili parsel sınırının bu şekli ile bilgilendirme ilanına çıkmasını sağladığını, bu hatalı ve kasıtlı bilgilendirmenin müvekkilinin bilgisi dışında olduğunu, bunun üzerine davalı müvekkilinin komisyona itirazını yazılı olarak bildirdiğini, bunun üzerine kadastro komisyonunca yapılan incelemede müvekkilinin haklı bulunması üzerine kadastral paftasına uygun olarak sınır yeniden ve doğru şekilde tespit edildiğini beyan ederek açılan haksız davanın reddi savunulmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “eski ve yeni tarihli hava fotoğrafları ile kadastral paftatalar çakıştırılmak suretiyle hazırlanan bilirkişi raporunun bilimsel verilere uygun olduğu ve hükme esas almaya elverişli olduğu anlaşılmakla, alınan bilirkişi raporu ve yapılan yargılama doğrultusunda, dava konusu … ili, … ilçesi, … Mahallesi 104 ada 21 ve 22 parseller arasındaki sınırın; hava fotoğraflarında ve yerinde yapılan incelemelerde sabit sınır niteliğinde olmadığı, dava konusu parsellere ilişkin yapılan yenileme çalışmalarının 3402 sayılı Kadastro Kanunun 22/a maddesi ve ilgili mevzuata uygun olarak yapıldığı, yapılan yenileme çalışmalarının taşınmazların zirai bütünlüğü ile de uyumlu olduğu anlaşılmakla yapılan yenileme çalışmalarının usul ve yasaya uygun olduğu görülmekle davanın reddine” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçelerinde; eksik inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporu dayanak alınarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, yargılama sırasında beyanları alınan tanık ve mahalli bilirkişilerin usulüne uygun tespit edilip beyanlarının alınmadığını, dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede sınırlarda kayma olduğu, teknik bilirkişilerce belirtilmesine rağmen yüzölçümündeki değişikliğin hangi nedenden kaynaklandığının açıklanmadığını, bu durumun temel haklardan olan mülkiyet hakkını ihlal ettiğini, eksik ve hatalı değerlendirme içeren bilirkişi raporlarına karşı itirazları değerlendirilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, istinaf incelemesi sonucu İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 3402 sayılı Kanun’un 22/a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosuna itiraz talepli davanın yapılan yargılaması sonunda; dava konusu taşınmazlarda yapılan uygulama kadastrosunun yasa ve yönetmeliklere uygun olduğunu belirten, teknik ve bilimsel veriler içeren, denetlenebilir nitelikteki bilirkişi raporu dayanak alınarak davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, uygulama kadastrosunun yöntemine uygun şekilde yapılıp yapılmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kanun’un 22/a maddesi

3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 99,20 TL’nin temyiz edenden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.