Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/9298 E. 2023/880 K. 22.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9298
KARAR NO : 2023/880
KARAR TARİHİ : 22.02.2023

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2017/2 E., 2018/86 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili, davacı … İdaresi vekili, davalılardan … ve … tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Kadastro sırasında … Köyü 248 ada 1, 249 ada 1, 250 ada 1 parsel sayılı ve sırasıyla 198219,26 m², 254696,48 m² ve 676489,57 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, mera vasfıyla orta malı olarak,133 ada 1 parsel sayılı 326690,22 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, orman vasfıyla Hazine adına, 249 ada 5, 243 ada 8, 248 ada 28, 251 ada 32, 250 ada 4 parsel sayılı ve sırasıyla 8702,11 m², 24419,12 m², 18560,01 m², 2952,12 m² ve 55662,91 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, tarla vasfıyla ve sırasıyla dava dışı … , … ve arkadaşları, …, … adlarına tespit edilmiştir. … Köyü 248 ada 29, 249 ada 3, 6, 8, 9, 10 ve 12, 250 ada 3 parsel sayılı taşınmazlar hükmen orman olarak tapuda kayıtlıdır.

2. Davacı … İdaresi vekili dava dilekçesinde; … Köyünde yapılan kadastro çalışmaları sonucu 133 ada 1 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik olduğunu, bu parselin devamı olan 249 ada 1, 3, 5, 6, 8, 9, 10 ve 12 parsel, 248 ada 1, 28 ve 29 parsel ile 250 ada 1, 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların orman vasfında olduklarını açıklayarak, orman vasfı ile Hazine adına tescillerini istemiştir. Yargılama aşamasında dava dosyaları birleştirilmiştir.

II. CEVAP
Davalılar cevaplarında, davanın reddini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 15.11.2013 tarihli ve 2009/22 Esas, 2013/42 Karar sayılı kararı ile 2009/22 Esas sayılı dava yönünden 249 ada 5 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 114/1-ı ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğu nedeni ile usûlden reddine, 248 ada 29 parsel, 249 ada 3, 6, 8, 9, 10 ve 12 ile 250 ada 3 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davanın 6100 sayılı Kanun’un 114/1-i ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğu nedeni ile usûlden reddine, 133 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve bu taşınmaza ait kadastro tutanağı aslının olağan usûle göre kesinleştirilmesi için kadastro müdürlüğüne iadesine; birleştirilen 2009/249 Esas sayılı dava yönünden davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, 248 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 23.09.2013 tarihli ek fen bilirkişi rapor ve sınırlarını gösterir krokide (A) harfi ile gösterilen 112054,395 m² yüzölçümlü kısmının kadastro tespitinin iptali ile adanın son parsel numarası verilerek orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, 248 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 23.09.2013 tarihli ek fen bilirkişi rapor ve sınırlarını gösterir krokide (B) harfi ile gösterilen 86164,870 m² yüzölçümlü kısmının aynı ada parsel numarası altında tespit gibi mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline kaydına; birleştirilen 2009/331 Esas sayılı dava bakımından davanın reddine, 248 ada 28 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline; birleştirilen 2009/250 Esas sayılı dava yönünden davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, 249 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 23.09.2013 tarihli ek fen bilirkişi rapor ve sınırları gösterir krokide (A) harfi ile gösterilen 62380,510 m² yüzölçümlü kısmının kadastro tespitinin iptali ile adanın son parsel numarası verilerek orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, 249 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 23.09.2013 tarihli ek fen bilirkişi rapor ve sınırlarını gösterir krokide (B) harfi ile gösterilen 192315,973 m² yüzölçümlü kısmının aynı ada parsel numarası altında tespit gibi mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline kaydına; birleştirilen 2009/251 Esas sayılı dava yönünden davanın reddine, 250 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline kaydına; birleştirilen 2009/418 Esas sayılı dava yönünden davanın reddine, 250 ada 4 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline; birleştirilen 2009/330 Esas sayılı dava yönünden davanın reddine, 243 ada 8 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline; birleştirilen 2009/407 Esas sayılı dava yönünden davanın reddine davalı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı … İdaresi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (20). Hukuk Dairesinin 16.03.2016 tarihli ve 2016/1750 Esas, 2016/3363 Karar sayılı kararıyla, davacı … İdaresi vekili tarafından 248 ada 1 parsel sayılı taşınmazın (B) bölümü, 249 ada 1 parsel sayılı taşınmazın (B) bölümü ile 250 ada 1 ve 4, 243 ada 8 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarının reddine, bu parseller yönünden hükmün onanmasına; 248 ada 28, 249 ada 5, 251 ada 32 parsel sayılı taşınmazlar yönünden yapılan incelemenin yetersiz olduğu, yeniden yapılacak keşif sonucuna göre karar verilmesi, ayrıca temyize konu 249 ada 5 parsel sayılı taşınmaz bakımından başka dosyada davalı olduğundan o dosya ile birleştirilmesine karar verilmesi, temyize konu 251 ada 32 parsel yönünden ise davanın reddine karar verildiği halde taşınmaz yönünden sicil oluşturulmamasının da doğru görülmediği açıklanarak İlk Derece Mahkemesi kararının bu parseller yönünden bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hava fotoğrafları ve memleket haritalarına göre orman sayılan taşınmazlar belirlenmek suretiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine, çekişmeli 248 ada 28 parsel ve 249 ada 5 nolu parselin davalı adına olan tespitinin iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, çekişmeli 251 ada 32 parsel yönünden davanın reddi ile tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili, davacı … İdaresi vekili, davalılardan … ve … temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı … İdaresi vekili temyiz dilekçesinde, 251 ada 32 parsel sayılı taşınmazın orman vasfında olmasına rağmen davanın reddine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde, kadastro tespitinin usul ve kanuna uygun olup, kısmen kabul ve kısmen ret kararı verilmesinin usule ve kanunlara aykırı olduğunu açıklayarak, kabul kararı verilen parseller yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

3. Davalılardan … ve … temyiz dilekçelerinde, 248 ada 28 parsel ve 249 ada 5 parsel sayılı taşınmazların orman vasfında olmadıklarını, bademlik olarak kullanıldıklarını, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle adlarına tescil edilmesi gerekirken usul ve kanuna aykırı olarak orman vasfı ile tescillerinin hatalı olduğunu açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmişlerdir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraz istemine konu dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadıkları, gerçek kişi tespit malikleri lehine kazanma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 14, 15, 16, 17 ve 18 inci maddeleri

3. Değerlendirme
1. Dava ve temyize konu 248 ada 28 parsel sayılı taşınmaz yönünden; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi taşınmazın %15-20 eğimli ve 15-20 yaşında … ağaçları ile kaplı orman vasfında olduğu, hükümde yazılı köy adının ise … değil … olması gerekirken harf hatasından kaynaklı maddi hata kapsamında bulunduğu anlaşıldığına, 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekili ile davalılardan … ve …’nın bu parsele yönelen temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmemiş, İlk Derece Mahkemesi kararının bu parsel yönünden onanması gerekmiştir.

2. Dava ve temyize konu 249 ada 5 parsel sayılı taşınmaz yönünden: Bu taşınmazla ilgili orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiş ise de bozma kararında taşınmazın başka dosyada davalı olduğundan bahsedilmiş, İlk Derece Mahkemesinin ara kararında da, 2015/39 Esas sayılı dava dosyasında davalı olduğu belirtilmiş ancak bu hususta İlk Derece Mahkemesince inceleme yapılmadığından taşınmazın durumu tam olarak anlaşılamamıştır. Bu sebeple 249 ada 5 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanak aslı iş bu dosya arasında olup başka dosyada da davalı ise bu parsel yönünden birleştirme kararı verilmesi gerekir.

3. Ayrıca dava konusu taşınmaz başka dosyada davalı değilse ve iş bu dosya üzerinde karar verilecekse; dava konusu taşınmazın kadastro tutanağının malik hanesinde … ismi yazılı olup bu kişinin davada taraf olmadığı anlaşılmaktadır. Taraf teşkilinin sağlanması dava şartı olup, bu koşul yerine getirilmeden işin esasına girilerek hüküm kurulamaz. Kamu düzenine ilişkin bu hususun, yargılamanın her safhasında mahkemece re’sen dikkate alınması gerekir. Bu nedenle davacı tarafa, davasını … ‘a yöneltmesi için süre ve imkan tanınmalı, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması halinde, dahili davalıdan savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdiği takdirde delilleri toplanmalı ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.

4. Dava ve temyize konu 251 ada 32 parsel sayılı taşınmaz yönünden; Bu taşınmazla ilgili İlk Derece Mahkemesince tespit gibi tescile karar verilmiş ise de bozma gerekleri yerine getirilmeden eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulmuştur. Şöyle ki; Orman İdaresi tarafından kısmı aski ilan süresinde içinde açılan kadastro tespitine itiraz davası devam ederken bölgede kadastro çalışması yapılması neticesinde dava konusu taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlenmiş olup davada 3402 sayılı Kanun’un 30/2 nci maddesi şartları mevcuttur. İlk Derece Mahkemesince 3402 sayılı Kanun’un 30/2 nci maddesi uyarınca gerçek hak sahibinin re’sen belirlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle yapılacak keşifte taşınmazın en eski tarihli ve dava tarihinden önceki hava fotoğrafları ve memleket haritalarının tamamının getirilip incelenmesi, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının belirlenmesi, şayet taşınmaz orman sayılan yerlerden değilse zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekir. Ancak İlk Derece Mahkemesince yapılan keşfe ziraatçı bilirkişi götürülmediği gibi hükme dayanak yapılan orman bilirkişi raporunda sadece 1951 tarihli hava fotoğraflarının incelenmesi ile yetinilmiş olup zilyetlik mülk edinme koşulları ise hiç araştırılmamıştır.

5. O halde İlk Derece Mahkemesince öncelikle 249 ada 5 parsel sayılı taşınmazın başka dosyada davalı olup olmadığı araştırılarak davalı ise birleştirme kararı verilmeli, davalı değilse davacı tarafa, davasını … ‘a yöneltmesi için süre ve imkan tanınmalı, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması halinde, dahili davalıdan savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdiği takdirde delilleri toplanmalı, daha sonra her iki parsel yönünden yöreye ait en eski tarihli dahil memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli, 3116 sayılı Orman Kanunu’nun (3116 sayılı Kanun) 4785 Sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun) ile 5658 sayılı Orman Kanunu’nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun (5658 sayılı Kanun) karşısındaki durumu saptanmalı; zilyedlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli, toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli, keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli, yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazlar, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, taşınmazların gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle tespit edilmeli, stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazların niteliği, kullanım durumları ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, üzerlerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile imar-ihyaya konu olup olmadıkları, olmuş iseler imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğe ne zaman başlanıldığını ve 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 17/2 inci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadıklarını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.

6. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadıkları, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmedikleri ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı, dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı, yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraatçi bilirkişiden taşınmazların evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadıkları, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, 3402 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun’un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun’un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının (V.C. 3.1) nolu bentte yazılı nedenlerle 248 ada 28 parsel sayılı taşınmaz yönünden ONANMASINA,

2. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının (V.C. 3. 2-3-4-5) nolu bentlerde yazılı nedenlerle dava konusu 249 ada 5 parsel ve 251 ada 32 parsel sayılı taşınmazlar yönünden 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine,

1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,22.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.