Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2023/880 E. 2023/2805 K. 26.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/880
KARAR NO : 2023/2805
KARAR TARİHİ : 26.04.2023

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı/borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından iki adet çek ve bir adet bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takip üzerine, borçlu tarafından; bono üzerindeki imzaya ayrıca ve açıkça, çekler yönünden ise çeklerin üzerinde adı ve imzası olmadığından borca itiraz edildiği, İlk Derece Mahkemesince ilk kararda; bono yönünden imza itirazının bilirkişi raporuna dayanılarak, borca itiraz yönünden ise İİK’nın 169/a-1. maddesinde sayılan belgelerle iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince; istinaf başvurusunun esastan reddedildiği, borçlunun temyizi üzerine, Dairemizce; sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra çekler üzerindeki imzalar yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılarak imzaların …’nın eli ürünü olduğunun anlaşılması hâlinde, çeklerin keşidecisi olan şirketin keşide tarihi itibariyle yetkililerinin ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğünden sorularak gelen yazı cevabı doğrultusunda oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulduğu, bozma kararından sonra alacaklı vekilinin muteriz borçlu …’ya yönelik çeklerle ilgili sorumlu olduğu veya çekteki imzanın yetkisiz temsilci sıfatı ile sorumlu olduğu yönünde taleplerinin olmadığını beyan ettiği, İlk Derece Mahkemesince; alacaklı vekilinin borçlunun çeklerle ilgili sorumlu olduğuna veya çekteki imzanın yetkisiz temsilci sıfatı ile borçlu tarafından atıldığına yönelik herhangi bir iddia ve istemlerinin olmadığını açıkça bildirmesi göz önüne alındığında ihtiyati haciz kararında da açıkça borçlu DİA Gıda… Ltd. Şti.’nin bono ve çekten, …’ın ise 15.05.2009 tarihli 23.300 TL bedelli bonodan sorumlu olduğunun yazıldığı ve takibe de bu şekilde girişildiği, takipte alacaklının her iki kambiyo senedi yönünden ayrı ayrı sorumluluk miktarlarını ödeme emrinde gösterdiği, borçlunun İİK’nın 169/a-1 maddesinde sayılan yasal kanıtlardan birini sunmadığı gerekçesi ile direnme adı altında; bozma kapsamı dışında kalan kısımlar kesinleştiğinden bu kısımlar hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına, borçlu … yönünden borca itirazın reddine, geçici durdurma kararı verilmediğinden tazminat verilmesine yer olmadığına karar verildiği, borçlunun temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 09.11.2022 tarih, 2020/546 E.-2022/1477 K. sayılı kararı ile “direnme” olarak verilen kararın, usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, Daire denetiminden geçmemiş olan
yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak suretiyle verilen kararın yeni hüküm niteliğinde olduğu, kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevinin Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye ait olduğu gerekçesi ile borçlunun temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderildiği görülmüştür.
Somut olayda Dairemiz bozma ilamı üzerine mahkemece yapılan yargılama sırasında, alacaklı vekilinin 28.11.2019 tarihli duruşmada zapta geçirilen “…takip talebinde … yönünden çekler yönünden herhangi bir talebimiz yoktur, … bononun borçlusudur, bonondaki imzanın kendisine ait olduğu ortaya çıkmıştır,….” ve 19.12.2019 tarihli duruşmada zapta geçirilen “…. İstanbul 1. ATM 2019/1394 D. iş sayılı dosyasında talep edilen ihtiyati hacizde açıkça davacının sadece bonodan sorumlu olduğu, çeklerle ilgili sorumluluğun ise sadece keşideci şirket ile alakalı olduğu açıkça yazılan talep ve dilekçede belirtilmiştir…bizim davacıya dair çekler ile alakalı sorumlu olduğu veya çekteki imzanın yetkisiz temsilci sıfatı ile sorumluluğuna gidilmesi yönünde talebimiz hiç olmamıştır….” beyanları ile çeklerden muteriz borçlunun sorumlu olmadığı yolunda ikrarı mevcuttur. Alacaklının anılan ikrarı mahkeme içi ikrar niteliğinde olup borçlu lehine kesin delil teşkil eder. Öte yandan takibe dayanak çeklerin ve bononun takip talebi ve ödeme emrinde miktarları ayrı ayrı gösterilmiş ise de her bir borçlu yönünden sorumlu olunan miktarların ayrı ayrı gösterilmediği görülmektedir.
O halde mahkemece; muteriz borçlu …’nın itirazının kısmen kabulü ile bu borçlu için takibin, dayanak iki adet çek ve ferileri yönünden durdurulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Davacı/borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca, İstanbul 22. İcra Hukuk Mahkemesinin 19.12.2019 tarih ve 2019/594 E.-2019/1197 K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 26.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.