Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/2516 E. 2023/3639 K. 04.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2516
KARAR NO : 2023/3639
KARAR TARİHİ : 04.04.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/4324 E., 2020/2881 K.
DAVA TARİHİ : 19.10.2016
HÜKÜM/KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/883 E., 2018/470 K.

Taraflar arasındaki iş kazasında iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkemece verilen karara karşı, davacı ve davalılardan Anıt İletişim Sar. Emlak Paz.ve İnş. Tic. Ltd. Şti., vekilinin istinafa başvurması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine dair karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin asıl işveren Anıt İletişim’in alt işveren …’in işletmesinin yaptığı Kompak Alüminyum korkuluk işlerinde işçi olarak çalıştığını, 05/01/2016 tarihinde 17:45 civarında Anıt İnşaat’ta camlara silikon ve fitil taktığını, müvekkilinin işinin bittiğini, işyerinden ayrılacağı esnada, arkadaşı …ile birlikte çalıştıkları yerde hava karardığı ve elektrik bulunmadığı için telefonlarının ışıklarını yakarak işyerinden ayrılmak istediğini, müvekkilinin arkadaşı …telefonun ışığını yaktığı esnada asansörün kapısı da olmadığı için müvekkilinin 5 inci kattan asansör boşluğuna düşerek iş kazası geçirdiğini, iş kazası sonucu bir çok operasyon geçirdiğini, müvekkilinin üzerine düşen dikkat ve özeni göstermiş olmasına rağmen işyerinde iş sağlığı ve güvenliği kurallarına uygulanmadığı için işbu iş kazasının meydana geldiğini, davalı işverence inşaat aydınlatma sistemi kurulmadığını ve asansör kapısının da mevcut olmadığını belirterek 25.141,54 TL maddi tazminat ile 80.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının malüliyeti olmadığını, kurumda iş kazası tahkikat dosyası dahi açılmadığını, kazanın akşam geç saatlerde karanlık bir saatte yaşandığını, davacının müvekkilinin işçisi olmadığını, kazazede müvekkilinin işçisi olmadığını, kazanın yaşanmasında işveren … ve işçinin ağır kusurlarının sebebiyet verdiğini, davacının ayağında kırık dışında başkaca bir yara almadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
2. Davalı … davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Kocatepe SGM’nin sağlık kurulu raporunda %3, YSK’nun raporunda %3 sürekli iş göremezlik derecesi belirlendiği, birbirini teyit eden 20.04.2017, 25.11.2017 tarihli kusur raporlarında davalı asıl işveren Anıt… Şti’nin %50, ihbar olunan alt işveren Kompakt Alüminyum ünvanlı …’in %30, davacının %30 oranında kusurlu olduğu, davacının maddi ve manevi zarara uğradığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 25.141,54 TL maddi tazminatın, 4.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Anıt İletişim Sar. Emlak Paz.ve İnş. Tic. Ltd. Şti vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının kaza sırasında 18 yaşında olduğunu, ailesiyle birlikte yaşadığını, babasının yaşlılık aylığı dışında gelirleri olmadığını, aynı zamanda öğrenci ve sporcu olduğunu, reklam çekimleri için çağrıldığını, olay nedeniyle birçok ameliyat geçirdiğini, bacağından yaralandığı için spor hayatının sona erdiğini, manevi tazminat miktarlarının az olduğunu belirterek davalının istinafının reddini, manevi tazminatın artırılmasını talep etmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının işvereninin diğer davalı olduğunu, davalının alüminyum işinin Tuğra Alüminyum’dan aldığını savcılıkta beyan ettiğini, müvekkilinin binanın kaba inşaatından sorumlu olduğunu, davacının dikkatsiz davrandığını, davacı ve diğer davalının kusurlu olduğunu, maddi ve manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını, davanın reddini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Davalı şirketin müteahhitliğini yaptığı inşaatın alüminyum korkuluk, pencere montaj işlerinin Kompak Alüminyum – … tarafından üstlenildiği, davacının da diğer davalı …’in işçisi olarak bu işte çalıştığı, 05.01.2016 tarihinde davacının 5 inci kat asansör boşluğundan aşağı düştüğü, %3 oranında malul kalacak şekilde yaralandığı, davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi olduğu, inşaatta asansör boşluğu gibi tehlike arzeden noktalara uyarı levhaları koymaması, aydınlatma sistemi kurmaması, asansör boşluğunun önünü korkulukla kapatmaması, iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verilip verilmediğini kontrol etmeme nedenlerine dayalı olarak davalı şirkete verilen kusur oranının oluşa uygun olduğu, davalının istinafının yerinde olmadığı, olay tarihi, davacının maluliyet oranı, olayın özelliği, kusur durumu, tarafların ekonomik durumları dikkate alındığında manevi tazminat miktarının makul takdir edildiği, taraf vekillerinin istinafının yerinde olmadığı, maddi tazminat hesabında hata olmadığı, HMK’nın 355 inci maddesi uyarınca davalı şirket vekilinin süre tutum dilekçesi ile istinaf kanun yoluna başvurduğu, gerekçeli istinaf başvurusu süresinde olmadığından kamu düzeni açısından yapılan incelemede mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, anlaşıldığından tarafların yerinde görülmeyen istinaf başvurularının …nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair karar verildiği anlaşılmıştır.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Müvekkilinin daha rüştünü almamış tecrübesiz genç bir işçi iken davaya konu kazaya maruz kaldığını, kaza öncesinde lisanlı futbol, judo ve kuraş sporcusu olduğu halde kaza nedeniyle bacağından yaralanması nedeniyle oluşan sürekli iş göremezliği kapsamında spor faaliyetine devam edemeyeceği, % 3 oranındaki iş göremezliğin sürekli olduğu ve ömür boyu devam edeceği dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğu gözetilerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde iş göremezliğe uğrayan sigortalının manevi tazminat miktarının yerinde olup olmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun’un 56 ve 417 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un 95 inci maddesi, 4857 sayılı İş Kanunu 77 inci maddesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Maddeleri ile 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.

3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve kanunun açık hükmüne aykırı görülen ve re’sen dikkate alınacak hususlar ile temyiz kapsam ve nedenlerine göre, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir

2. Gerek mülga 818 sayılı Borçlar Kanunun 47 ve gerekse iş kazasının gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 56 ıncı maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene veya ölenin yakınlarına manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür.

3.Hakimin manevi zarar adı ile zarar görene veya ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.

4..Manevi tazminat davalarında, gelişmiş ülkelerde artık eski kalıplardan çıkılarak caydırıcılık unsuruna da ağırlık verilmektedir. Gelişen hukukta bu yaklaşım, kişilerin bedenine ve ruhuna karşı yöneltilen haksız eylemlerde veya taksirli davranışlarda tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranlarda manevi tazminat takdir edilmesi gereğini ortaya koymakta; kişi haklarının her şeyin önünde geldiğini önemle vurgulamaktadır.

5. Bu ilkeler gözetildiğinde; aslolan insan yaşamıdır ve bu yaşamın yitirilmesinin yakınlarında açtığı derin ızdırabı hiçbir değerin telafi etmesi olanaklı değildir. Burada amaçlanan sadece bir nebze olsun rahatlama duygusu vermek; öte yandan da zarar veren yanı da dikkat ve özen göstermek konusunda etkileyecek bir yaptırımla, caydırıcı olabilmektir.(HGK 23.6.2004, 13/291-370)

6. Somut olayda, davacının 05.01.2016 tarihinde iş kazasına uğramadan önceki süreçte Türk Futbol Fedarasyonu ile Gençlik Spor Genel Müdürlüğünden getirilen kayıtlara göre lisanlı sporcu olduğu, iş kazasına uğramasından sonraki süreçte ise uğradığı sürekli iş göremezlik kapsamında spor faaliyetlerine devam edemediğinin anlaşıldığı, iş kazası nedeniyle geçici iş göremezlik süresi ve sürekli iş göremezlik oranı olarak belirlenen %3 düzeyindeki kayıp, hükme esas alınan kusur raporuna göre; davalı asıl işveren şirketin %50, davalı alt işveren firmanın %30 kusuru yanında, davacının %20 oranında müterafik kusurunun bulunduğu gözetildiğinde mahkemece 80.000,00 TL’lik maddi tazminat isteminden hüküm altına alınan 4.000,00 TL tutarındaki tazminatın bariz biçimde çok az miktarda olduğu anlaşılmaktadır.

7. Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş, davacının iş kazasına uğraması nedeniyle açıklanan sebeplerle duyduğu şiddetli elem ve ızdırabı tazmin ile yeterli hakkaniyete uygun miktarda manevi tazminata hükmetmekten ibarettir.

8. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
9. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bozma sebebine göre bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin, istinaf itirazlarının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

3. Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,

4. Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.