Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/4491 E. 2023/4118 K. 12.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4491
KARAR NO : 2023/4118
KARAR TARİHİ : 12.04.2023

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/120 E., 2022/332 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulü

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen asıl ve birleşen rücuan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Kurum vekili ile davalılardan … ile … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı SGK vekili, dava dilekçesinde, Kurum sigortalılarından…’ın 13.06.2006 tarihinde davalılara ait inşaatta işçi olarak çalışmakta iken geçirdiği iş kazası sonucu vefat etmesi nedeniyle hak sahiplerine 31.893,99 TL peşin değerli gelir ile SYZ olan aylık bağlandığını, davalıların olay nedeniyle 506 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi uyarınca Kurum zararından sorumlu olduklarını belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000,00 TL’nin tahsis onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı kurum vekili 06.02.2015 tarihli dilekçesinde, yargılama devam ederken dosyaya gelen kusur bilirkişi raporunda; davalıların % 65 oranında kusurlu olduklarının tespit edildiğini belirterek bu orana göre, sigortalının hak sahiplerine bağlanan 28.135,42 TL peşin değerli gelir ve 1.562,55 TL fiili ödemeden, 5.000,00 TL olan dava tutarını 14.303,68 TL daha artırarak 19.303,68 TL ye yükselttiklerini beyanla, 18.288,02 TL Peşin sermaye değerli gelirin onay tarihi olan 15.05.2007 tarihinden, 1.015,56 TL.fiili ödemenin 15.06.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen 04.03.2022 dava tarihli dilekçe ile davacı Kurum vekili, davalı …’den şimdilik 38.259,33 TL sine tekabül eden PSDG ve fiili ödemenin onay tarihi olan 15.05.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte diğer davalılarla birlikte davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir

II. CEVAP
Davalılardan… vekili cevap dilekçesinde, davaya konu fiilin 2006 yılında meydana geldiğini, davanın ise süresinden sonra açıldığını, bu nedenle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, müvekkilinin ceza davasında taraf olmadığını, bu nedenle husumet itirazında bulunduklarını, müvekkilinin söz konusu kazanın meydana gelmemesi için tedbirleri almış olduğunu, sigortalının bağışlanmaz kusurunun, 506 sayılı Kanun’un 111 inci ve belki de 110 uncu maddesi açısından değerlendirilmesi gerektiğini, peşin sermaye değerlerinin fahiş belirlenmiş olduğunu, mevcut raporlar arasındaki belirsizliğin, çelişkinin ortadan kaldırılması, kusur oranı, zarar miktarı ve ödenecek bedelin, objektif olarak, Kurum kayıtlarından bağımsız belirlenmesi gerektiğini, illiyet bağının kesilmesi, sigortalının kendi kusuru ve işveren tarafından öngörülemezlik olgusu nedeniyle müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, ödeme tarihinden itibaren faiz talep edilebilecekken, tahsis onay tarihinden itibaren yasal faiz istenmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu öne sürerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin12.04.2016 tarihli ve 2013/142 Esas 2016/120 K. sayılı kararıyla, davanın kabulü ile 19.303,87 TL olan kurum zararından 18.288,02 TL ilk peşin sermaye değerli gelirin tahsis onay tarihi olan 15.05.2007 tarihinden itibaren; 1.015,85 TL fiili ödemenin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı kuruma ödenmesine, karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1.Mahkeme kararına karşı davacı kurum vekili ve davalılardan … ve … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 16.10.2018 tarihli ve 2016/8949 E. 2018/8054 K. sayılı ilamında; ceza davasında mahkum olanlara da bir miktar kusur verilmesi gerektiği gözetilerek yeniden bilirkişi heyetinden kusur raporu alınması gerekeceği yönünde karar bozulmuştur.

B. İkinci Bozma Kararı
1.Bozmaya uyan Mahkemece verilen 12.12.2019 tarihli ve 2018/351 E. 2019/335 K. sayılı kararıyla; davacı kurumun toplam 22.508,33 TL ilk peşin sermaye değerli gelir ve toplam 1.250,28 TL fiili ödemeyi talep hakkı olduğunun tespiti ve fazlaya dair hakları saklı tutularak, davalı …’a karşı açılan davanın reddine,18.288,02 TL ilk peşin sermaye değerli gelirin tahsis onay tarihi olan 15.05.2007 tarihinden itibaren, 1.015,85 TL fiili ödemenin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar … ve Atater Yapı Malz. İnş. Dek. Taah. San. ve Tic. Ltd’den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı kuruma ödenmesine, karar verilmiş; karara karşı davacı Kurum ile davalılardan … vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

2.Dairemizin 22.03.2021 tarihli,2021/326 E. 2021/3660
K. sayılı ilamında; Mahkemece …’in Uşak 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/541 Esas sayılı dosyasında asli kusurlu olarak hakkında kesinleşmiş mahkumiyet kararının bulunmasına rağmen, bir miktar kusur verilmemesinin isabetsiz olduğu, ayrıca davalı …’ın asıl işveren Petek Mühendislik adi ortaklığın hissedarı olduğu, Uşak 1. Asliye Ceza mahkemesi dosyasında verilen beraat kararının maddi olguya değil hukuki değerlendirme sonucuna dayalı olması öte yandan asıl işveren adi ortaklığın hissedarı olması sıfatıyla sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle hakkındaki davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu belirtilmek suretiyle karar bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla;Davacı kurum sigortalısı, asıl işveren Petek Mühendislik Adi Ortaklığının sıva işini yapan taşeronu Atater Yapı Limited Şirketinde çalıştığı sırada kazaya maruz kaldığından; asıl işveren adi ortaklığı oluşturan davalı …, davalı Abdullah ve alt işveren konumunda olan Atater Yapı Limited şirketi tüzel kişiliği ile bu şirketin vekili konumunda olması nedeniyle davaya konu kaza nedeniyle kesinleşen mahkumiyet kararı bulunan birleşen dosya davalısı … hükmedilen tutarlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 18.288,02 TL ilk peşin sermaye değerli gelirin tahsis onay tarihi olan 15.05.2007 tarihinden itibaren, 1.015,85 TL fiili ödemenin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan (asıl dosya davalıları ve birleşen dosya davalısı) müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı kuruma ödenmesine, davacı kurumun her iki alacak talebi yönünden fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılardan … ile … vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı Kurum vekili ile davalılardan … ile … vekili belirlenen kusur oranlarına ve yapılan hesaba itirazla mahkemece verilen kararın bozulmasını talep etmişlerdir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık,rücuan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2. 506 sayılı Kanun’un 26 ıncı maddesi maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine ( fiil ehliyetine ) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.

Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi ( dava hakkı ) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, ( o davada davacı sıfatının kime ait olacağı ) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.

Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-Ramazan Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, … 1995, s. 231).

Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder ( Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, … 2000, s.288).

Ticaret şirketlerinin taraf ehliyetinin son bulması konusuna ilişkin; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Tüzel kişiliğinin devamı” başlıklı 269 uncu maddesine göre; “ (1) Tasfiye hâline giren şirket, ortaklarla ilişkilerinde de, 293 üncü madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, ehliyeti tasfiye sonuna kadar bu amaçla sınırlı olarak tüzel kişiliğini korur ve ticaret unvanını buna “tasfiye hâlinde” ibaresini ekleyerek kullanmakta devam eder.” yine aynı Kanun’un “Tasfiyenin sonu” başlıklı 303 üncü maddesinde; “ (1) Tasfiyenin sona ermesi üzerine, şirketin ticaret unvanının sicilden silinmesi ve bunun tescil ve ilanı için durum, tasfiye memurları tarafından ticaret sicili müdürlüğüne bildirilir.” denilmektedir.

Bir ticaret şirketinin, taraf bulunduğu bir dava devam ederken şirket tasfiye haline girerse, şirketin taraf ehliyeti son bulmaz. Zira, şirketin tüzel kişiliği tasfiye amacıyla sınırlı olmak üzere devam eder. Şirket, davada taraf olarak kalmayı sürdürür; yalnız, şirket davada tasfiye memurları tarafından temsil edilir (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. I, … 2001, s. 935, aynı yönde görüş için bkz. İlhan E. Postacıoğlu, Medeni Usul Hukuku Dersleri, 6. Bası, … 1975, s. 209 ). Ancak ortaklık, ticaret sicilinden kaydı silininceye kadar tüzel kişiliğini korur. Bu nedenle, gerek infisah gerekse fesih kararı, ortaklığın sonunu değil, tasfiye işlemlerinin başlangıcını ifade eder ( Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku Temel Esaslar, 10. Baskı, 2011, s. 511; İsmail Doğanay, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C. II, 4. Baskı, 2004, s. 1309)

Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10.06.2009 gün ve 2009/11-173 Esas -2009/247 Karar sayılı ve 14.3.2012 tarih ve Esas 2011/12-850 Karar 2012/147 sayılı ilamlarında da; iflas eden şirketin ticaret sicilinden kaydı silinmekle dava ve taraf ehliyetinin sona ereceği kabul edilmiştir.

Somut olayda; davalı Atater Yapı Malz. Taah. San. Tic. Ltd. Şti.’nin ticaret sicil kayıtlarına göre 26.08.2014 tarihinde sicil kaydının terkin edildiğinin anlaşılması nedeniyle, taraf ehliyeti bulunmayan şirket aleyhinde karar verilmiş olduğundan, davalı şirket hakkında ihya yapılması için yasal prosedür işletilmek suretiyle şirketin ihyasına dair karar alınıp ve bu kapsamda tasfiye memuru da belirlenmek suretiyle usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanması ve sonrasında karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve infazı mümkün olmayacak şekilde, karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup,sair temyiz itirazları incelenmeksizin bozma nedenidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
İlk Derece Mahkemesi kararının sair temyiz itirazları incelenmeksizin BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 12.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.