YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12220
KARAR NO : 2023/2111
KARAR TARİHİ : 05.04.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki zilyetliğin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne, davaya konu … ili … ilçesi … köyü 111 ada 2 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesindeki “bu parsel …’nın tasarrufundadır” ibaresinin iptali ile bu parselin temlik alan davacı …’in zilyet ve tasarrufunda olduğunun beyanlar hanesine şerh edilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalılardan Hazine vekili ve davalılar … ve diğerleri vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Dava konusu … Köyü 111 ada 2 parsel sayılı 1.569,58 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 1943 yılında kesinleşen orman tahdidine göre orman sınırları içinde iken 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 6831 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (3302 Sayılı Kanun) ile değişik 2/B madde uygulaması ile orman rejimi dışına çıkarılmış ve 27.12.1996 tarihinde 455 parsel numarası ile Hazine adına tescil edilmiş, yörede 1995 yılında yapılan ek kadastro sırasında, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün genelgesi uyarınca fiilî kullanım durumuna göre tesbit yapılması istenildiğinden söz edilerek beyanlar hanesine, “taşınmaz 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulamasıyla orman sınırları dışına çıkarılmıştır, bu parsel …’nın tasarrufundadır” açıklaması yazılarak tarla niteliği ile Hazine adına tesbit edilmiş, itirazsız kesinleşmekle tescil edilmiştir.
2. Davacı … (temlik eden) vekili dava dilekçesinde; vekil edeninin, dava konusu 111 ada 2 parsel sayılı taşınmazı, babasının zilyetliği ile birlikte 20 yılı aşkın süredir malik sıfatı ile kullandığını, davalının taşınmazda hiçbir zaman zilyetliğinin bulunmadığını açıklayarak, dava konusu taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesinde davalının zilyetliğinin bulunduğuna dair şerhin iptali ile davacının zilyetliğinin bulunduğunun tutanağa geçirilmesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1.Davalılardan Hazine vekili cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı … mirasçıları vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın evveliyetında bir bütün olarak önceki malik … …’na ait olduğunu, bu taşınmazın bir kısmının Orman İdaresi tarafından açılan dava sonucunda orman olarak tesciline bir kısmının ise … … adına tescil edildiğini, … … adına tescil edilen alanın murisleri … tarafından satın alındığını, orman olarak tescil edilen kısmın da daha sonra Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını bu kısmın da murislerinin tasarrufunda olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 07.04.2011 tarihli ve 2011/3 Esas, 2011/234 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 13.06.2012 tarihli ve 2011/14437 Esas, 2012/8967 Karar sayılı kararıyla temyiz dilekçesinin süre yönünden reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi talep edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yeniden yapılan inceleme sonucunda; “Davacı vekilinin temyiz talebinin süresinde olduğu belirlenerek, yargılama devam ederken Resmî Gazetenin 27 Ocak 2009 … ve 27123 sayısında yayımlanarak yürürlüğe giren 15/01/2009 tarih ve 5831 sayılı Kanunun 8. maddesi ile 3402 sayılı Kanuna eklenen Ek 4 maddeye göre ilgili 1744, 2896 ve 3302 sayılı kanunlar çerçevesinde 2. madde ve 2/B madde uygulamaları nedeniyle bilim ve fen bakımından nitelik yitirmesi nedeniyle orman sınırları dışına çıkartılan yerlerde yapılacak kullanım kadastrosunda fiilî kullanım durumunun dikkate alındığı, 5831 sayılı Kanun yapılacak kullanım kadastrosunda fiilî kullanım durumunu öngördüğünden bu kanuna göre kullanım kadastrosu ve/veya tutanakların güncellenmesi kadastrosu yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa buna ilişkin düzenlenen kadastro tesbit tutanakları ile askı ilân tutanak ve cetvellerinin getirtilerek dosyaya konulması, taşınmaz başında fen, ziraat ve orman bilirkişi marifetiyle ve yerel bilirkişi yardımı ile yeniden yapılacak keşifte öncelikle çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde haritasındaki konumunun kadastro paftasının ve orman kadastro haritasının ölçekleri eşitlenerek yapılacak uygulamada yöntemine uygun biçimde saptanması, çekişmeli taşımazın konumu irtibatlı krokide gösterilmesi, ziraat bilirkişiden taşınmazın halihazır durumu, niteliği ve bitki örtüsü bakımından bilimsel rapor alınması, davacı ve davalı tarafın tanıkları iddia ve savunmaları doğrultusunda taşınmaz başında dinlenilmesi ve taşınmazın kimden kime kaldığı, kim tarafından ne şekilde ve ne kadar süre ile kullanıldığı, taşınmaz zilyetliğinin fiilen veya harici zilyetlik devir ve satış senediyle devredilmek suretiyle el değiştirip değiştirmediği ve halen taşınmazın kim tarafından ne şekilde kullanıldığı zilyetlik tanıklarından sorularak maddî olaylara dayalı yeterli bilgi alınması gerektiği, ayrıca, yargılama sırasında yürürlüğe giren 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun’un dava konusu taşınmazın niteliğine ve durumuna göre, görülmekte olan davaya etkisinin değerlendirilmesi” gereğine değinilerek, 13.06,2012 tarihli ve 2011/14437 Esas, 2012/8967 Karar sayılı ilâmının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, toplanan tüm deliller, tanık beyanları, alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, temlik eden …’ın dava konusu taşınmazın bulunduğu … Köy’ünden olduğu ve bu köyde ikamet ettiği, dava konusu yerin evveliyatından itibaren zilyedi olduğu, daha sonra bu taşınmaz üzerindeki haklarının temlik alan davacı …’e temlik ettiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davaya konu 111 ada, 2 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesindeki “bu parsel …’nın tasarrufundadır” ibaresinin iptali ile bu parselin temlik alan davacı …’in zilyet ve tasarrufunda olduğunun beyanlar hanesine şerh edilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılardan Hazine vekili ve davalılar … ve diğerleri vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalılardan Hazine vekili temyiz dilekçesinde; eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini açıklayarak hükmün bozulmasına karar verilmesi istemiştir.
2.Davalılardan … mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu yerin, önceki malik üçüncü kişi … …’ndan satın alındığını ve uzun yıllardır vekil edenlerinin zilyetliklerinde olduğunu, muris …’nın uzun süredir … Mahallesinde ikamet ettiğini, hükme esas alınan tanık ifadelerinin çelişkili olduğunu açıklayarak hükmün bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, zilyetliğin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 Sayılı Kanun), 3116 sayılı Kanun, 6831 sayılı Kanun, 6292 sayılı Kanun.
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılardan Hazine vekili ve davalılar … ve diğerleri vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
44,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 135,50 TL’nin temyiz eden davalı … ve diğerlerinden alınmasına,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 … içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
05.04.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.