Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2018/9042 E. 2023/7539 K. 19.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/9042
KARAR NO : 2023/7539
KARAR TARİHİ : 19.06.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2008/41 Esas, 2014/49 Karar
SUÇLAR : Zimmet, resmi belgede sahtecilik, rüşvet alma ve rüşvet verme
HÜKÜMLER: Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan beraat, rüşvet verme ve zimmet suçlarından mahkumiyet,
Sanık … hakkında rüşvet alma suçundan mahkumiyet,
Sanıklar … ve … hakkında rüşvet verme ve zimmet suçlarından, sanıklar …, …, …, …, …, … ve … hakkında zimmet suçundan beraat.

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli ve 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere “suçtan zarar görme” kavramının “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Hazine’nin katılma hakkı olmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da hükmü temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmıştır.
Yokluğunda verilen kararın suçtan zarar gören Tarım ve Orman Bakanlığına 12.05.2017 tarihinde tebliğ edildiği, ancak suçtan zarar gören vekilinin 09.06.2017 havale tarihli dilekçesiyle 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında öngörülen bir haftalık yasal süreden sonra kararı temyiz ettiği anlaşılmıştır.
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca açıklanan husus dışında temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı ancak; suçtan zarar gören … vekilinin bir haftalık yasal süreden sonra kararı temyiz ettiği tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. … Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.01.2008 tarihli ve 2008/303 Soruşturma, 2008/65 Esas, 2008/6 numaralı iddianamesiyle sanıklardan …, …, …, …, … ve … hakkında zimmet suçundan, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun (1163 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin üçüncü fıkrası yollamasıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, …, …, … ve … hakkında zimmete yardım etme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası, 39 uncu ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları gereği, sanıklar …, … ve … hakkında rüşvet verme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 252 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 1163 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin üçüncü fıkrası yollamasıyla 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, sanık … hakkında rüşvet alma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 252 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca cezalandırılmaları, sanıklar hakkında ayrıca 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına ve 55 inci maddesi gereği kazanç müsaderesine karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
B. … Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.02.2014 tarihli ve 2008/41 Esas, 2014/49 sayılı Kararı ile sanık … hakkında zimmet suçundan 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, rüşvet verme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 252 nci ve 62 nci maddelerinin birinci fıkraları uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluğuna, resmi belgede sahtecilik suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine, sanık … hakkında rüşvet alma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 252 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluğuna, sanıklar … ve … hakkında zimmet ve rüşvet verme suçlarından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, sanıklar …, …, …, …, …, … ve … hakkında zimmet suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanıklar …, …, , …, …, , …, … ve … müdafiinin temyiz sebepleri
Sanık … hakkında kesin ve inandırıcı delil elde edilememesine rağmen mahkumiyet kararları verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, zimmet suçunun yasal unsurlarının oluşmadığına, sanığın kooperatiften alacaklı olmasına rağmen zimmet suçundan mahkumiyet kararı verildiğine, rüşvet suçu yönünden anlaşma karşılığında yapılacak ya da yapılmayacak bir iş olmadığına, rüşvet suçunun yasal unsurlarının oluşmadığına, diğer sanıklar hakkında kurulan beraat hükümlerinde lehe vekalet ücretine karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin olup, sanık … 11.03.2014 havale tarihli dilekçesi ekinde hakkında verilen mahkumiyet kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin hukuki mütalaa sunmuştur.
B. Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri
Rüşvet suçuna konu 3.000 TL’nin diğer sanıklara borç olarak verildiğine, tanık beyanlarının da zaman zaman benzer şekilde borç alma verme ilişkisini doğruladığına, bilirkişi raporuna göre kasa açığı bulunmadığının bildirilmesine göre karşılıksız ödenmiş bir meblağ olmadığına, verilen para karşılığında ne tür bir iş yapıldığının somut olarak belirlenmediğine yöneliktir.
C. Suçtan zarar gören … vekilinin temyiz sebepleri
Sanıklar hakkında verilen beraat kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğuna, katılma talebine dairdir.
D. Katılan … vekilinin temyiz sebepleri
Sanıklar hakkında verilen beraat kararlarının ve lehe vekalet ücretine takdir edilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
E. Katılan Hazine vekilinin temyiz sebepleri
Sanıklar hakkında verilen beraat kararlarının ve lehe vekalet ücretine takdir edilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde kooperatif yönetim kurulu üyesi olan sanık …’ın kooperatife ait hesaptan kendi kredi kartına 29.12.2005 tarihinde 630 TL, 20.01.2006 tarihinde 330 TL, 13.04.2006 tarihinde 1.131 TL olmak üzere toplam 2.091 TL ödeme yapmak suretiyle zimmet suçunu işlediği kabul edilerek mahkumiyet kararı, sanıklar …, … ve …’nin, kooperatifin orman işleriyle uğraşması nedeniyle kooperatifin işlemlerindeki usulsüzlüklerin ortaya çıkmasını önlemek amacıyla suç tarihinde orman muhafaza memuru olan sanık …’nun banka hesabına 3.000 TL havale yaptıkları iddiasıyla açılan kamu davasında sanık …’ın rüşvet verme suçunu sanık …’nun ise rüşvet alma suçunu işlediği kabul edilerek mahkumiyet kararı, diğer sanıklar … ve … hakkında rüşvet verme suçundan beraat kararı, sanık …’ın kooperatifin 02.07.2005 tarih ve 64 numaralı kararı alınırken yönetim kurulu üyesi olan … adına sahte imza attığı iddiasıyla resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasında, atılı suçtan beraat kararı, sanıklar …, …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında ise zimmet suçundan beraat kararları verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1.Sanık …’a yüklenen resmi belgede sahtecilik suçunun 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen, sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …’a yüklenen zimmet suçunun 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine göre 15 yıllık olağan dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, sanıklardan …’ın zimmet suçundan mahkumiyetine karar verilen eylemlerine bu suçtan beraatlerine karar verilen sanıkların iştirak ettiklerine dair dosya kapsamında yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmamasına nazaran, zamanaşımını kesen son işlem olan 26.03.2008 tarihli sorgular ile inceleme tarihi arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşılmıştır.
2.Sanıklar …, … ve …’ye yüklenen rüşvet verme ile sanık …’na yüklenen rüşvet alma suçlarına ilişkin olarak, taraflar arasında işin yapılmasından önce veya yapılması sırasında rüşvet anlaşması yapıldığına dair dosya kapsamında yeterli delil bulunmaması karşısında, sanıklara yüklenen rüşvet verme ve rüşvet alma isnatlarının sübutu halinde kamu görevlisi olan sanık hakkında suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin mülga üçüncü fıkrasında düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama, kamu görevlisi olmayan sanıklar hakkında ise bu suça azmettiren veya yardım eden sıfatıyla iştirak etme suçlarını oluşturacağı, söz konusu maddede öngörülen cezasının üst sınırına nazaran bahse konu suçun aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrasında belirlenen 8 ve 12 yıllık olağan ve olağanüstü dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, suç tarihi olan 07.04.2006 ile inceleme günü arasında olağanüstü dava zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmıştır.
3.Sanık …’in, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 02.07.2014 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
4.Sanık … hakkında kooperatife ait hesaptan kendi kredi kartına 29.12.2005 tarihinde 630 TL, 20.01.2006 tarihinde 330 TL, 13.04.2006 tarihinde 1.131 TL olmak üzere toplam 2.091 TL ödeme yapmak suretiyle zimmet suçunu işlediğinden bahisle mahkumiyet hükmü kurulmuş ise de; sanık …’un kredi kartından nakit para çekerek kooperatif üyelerine verdiğini savunması karşısında, ilgili bankadan kredi kartı hesap hareketlerinin istenilmesi, kredi kartından nakit para çekilip çekilmediğinin kontrol edilmesi, sanığa kime, hangi tarihte, ne maksatla, ne kadar borç para verdiğinin sorulması, borç verildiği iddia olunan kişilerin tanık sıfatıyla beyanlarının alınması, beyanlarla kredi kartı hesap hareketlerinin karşılaştırılması, kooperatiften defter ve belgeler istenilerek belirtilen meblağların kooperatif defterlerine borç kaydı olarak girilip girilmediğinin tespiti, kooperatif muhasebecisinin tanık sıfatıyla beyanının alınması, kooperatifin çalışma sistemi de belirlendikten sonra sanığın zimmetinde para bulunup bulunmadığı konusunda bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi yerine yazılı şekilde eksik kovuşturma ile mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabule göre de;
Sanığın zimmetine geçirdiği kabul edilen toplam 2.091 TL’nin, suç tarihindeki ekonomik koşullara ve Dairemiz uygulamalarına göre, değer azlığı sınırında kalması nedeniyle hakkında 5237 sayılı Kanun’un 249 uncu maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı kuruma karşı birden fazla suça konu eylemi işlediğinin kabul edilmesine rağmen, hakkında zincirleme suç hükümlerine göre 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca artırım yapılmayarak eksik ceza tayin edilmesi,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık hakkında bu bentteki hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanması yerine, aynı madde ve fıkranın (a) bendindeki hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
1. Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenlerle katılan Hazine vekilinin sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz isteminin ve suçtan zarar gören … vekilinin temyiz talebinin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası da nazara alınarak 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE,

2. Gerekçe bölümünün (1) ve (2) numaralı bentlerinde açıklanan nedenle … Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.02.2014 tarihli ve 2008/41 Esas, 2014/49 sayılı Kararına yönelik sanıklar , …, …, …, …, …, …, ve … müdafileri ile katılanlar Hazine ve … vekillerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
3. Gerekçe bölümünün (3) ve (4) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle … Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.02.2014 tarihli ve 2008/41 Esas, 2014/49 sayılı Kararına yönelik sanıklar … ve … müdafileri ile katılanlar Hazine ve … vekillerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden ve dikkate alınan sair hususlar yönünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.06.2023 tarihinde karar verildi.