YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9156
KARAR NO : 2023/2496
KARAR TARİHİ : 08.05.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.04.2016 tarihli ve 2016/18410 Esas No.lu iddianamesiyle sanık hakkında katılanın aracının yanına yaklaşıp, polis olduğunu ve aracını ileriye çekmesini söyledikten sonra aracına binip evraklara bakma bahanesiyle katılanın parasını alması şeklindeki eylemi nedeniyle hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-b, 53/1, 58 ve 63. maddelerinden cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.06.2016 tarihli ve 2016/359 Esas, 2016/535 Karar sayılı kararı ile sanığın hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 142/2-b, 62, 53/1 ve 58. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık hakkında hak yoksunluklarının ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii 29.06.2016 tarihli temyiz dilekçesinde özetle, sanık lehine olan hükümlerin uygulanmadığını, sanık hakkında daha az cezaya hükmolunması gerektiğini belirterek, bu sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Olay tarihi olan 10.03.2016’da gündüz vakti sayılan saat 17.45 sıralarında katılanın trafikte kullandığı 06 … 09 plakalı aracının yanına kiraladığı araçla gelen sanığın katılana sivil polis olduğunu söyleyip, katılandan aracını ileriye çekmesini istemesi üzerine katılanın aracını ileriye çektiği, daha sonra katılanın aracına binen sanığın katılana yolda zikzak yaptığını, üzerinde olan şeyleri torpidoya bırakmasını söylediği, katılanın evrakla birlikte cebinde bulunan 1.800,00 Türk lirasını da çıkarıp sanığa verdiği, sanığın evrakı inceleme bahanesi ve el çabukluğuyla bu paranın 1.500,00 Türk lirasını alıp uzaklaştığı ve araştırma üzerine yakalandığı belirtilerek tüm dosya kapsamı ile suçunun sabit olduğu yerel Mahkemece kabul edilmiştir.
2. Sanık aşamalarda suçunu ikrar etmiştir. 11.03.2016 tarihli Yakalama Tutanağı ve 10.03.2016 tarihli Fotoğraf Teşhis Tutanağı dava dosyasında mevcuttur.
IV. GEREKÇE
1. Sanık müdafii her ne kadar sanık lehine olan hükümlerin uygulanmadığını, sanık hakkında daha az cezaya hükmolunması gerektiğini iddia etmiş ise de, mahkemece sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 142/2-b maddesinden alt sınırdan ceza tayin edildiği gibi, sanığın açık ikrarı sebebiyle takdiri indirim sebebi olarak aynı Kanun’un 62. maddesi gereğince cezadan indirim yapılmış, hükmolunan hapis cezasının süresi sebebiyle aynı Kanun’un 50 ve 51. maddelerine hükmolunamayacağı belirtilmiş, daha önce sanığın kasıtlı suçtan mahkûmiyeti bulunması sebebiyle hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması da kabul edilmemiştir.
2. Oluşa ve dosya kapsamına göre, sanığın katılanın aracının yanına yaklaşarak polis olduğunu söyleyip, aracını ileriye park ettirdikten sonra katılana üzerindeki şeyleri torpidoya bırakmasını söyleyip, katılanın da torpido üzerine koyduğu 1.800,00 Türk lirasının içinden 1.500,00 Türk lirasını alması şeklindeki eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 142/2-f maddesinde tanımlanan suçu oluşturduğu gözetilmeden aynı Kanun’un 142/2-b maddesi ile uygulama yapılması, suç tarihi itibarıyla her iki bentte öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının aynı olması nedeniyle sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamış, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hırsızlık eyleminin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfında yanılgıya düşülmüş olsada bu durumun sonuca etkili olmayıp, yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.06.2016 tarihli ve 2016/359 Esas, 2016/535 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.05.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.