YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/36
KARAR NO : 2023/684
KARAR TARİHİ : 15.02.2023
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/195 E., 2022/223 K.
KARAR : Davanın Reddine
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen uygulama kadastrosuna itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Uygulama Kadastrosu sırasında … İli … İlçe … mahallesi çalışma alanında bulunan ve tapuda Hazine adına kayıtlı bulunan eski 820 parsel sayılı 33.200,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 120 ada 18 parsel numarasıyla ve 28.617,90 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
2.Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde, çekişmeli eski 820 (yeni 120 ada 18) parsel sayılı taşınmazın yüzölçümü 33.200,00 m2 iken uygulama kadastrosu sırasında taşınmazın yüzölçümünün 28.617,90 m2 olarak belirlendiğini, tesis kadastro paftası üzerinden yapılan sayısallaştırmada taşınmazın yüzölçümünün 33.671,00 m2 olduğunun anlaşıldığını ileri sürerek taşınmazın uygulama kadastro tespitinin iptali ile 33.671,00 m2 yüzölçümlü olarak tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı taraf, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.05.2017 tarihli ve 2016/34 Esas, 2017/101 Karar sayılı kararıyla; uygulama kadastrosunun usul ve yasaya uygun olarak yapıldığı gerekçesi ile davanın reddine, çekişmeli taşınmazın uygulama kadastro tespiti gibi tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 11.01.2018 tarihli ve 2017/667 Esas, 2018/21 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 16.09.2021 tarihli 2021/6025 Esas, 2021/9076 Karar sayılı kararı ile tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları ile temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğraflarının tamamının getirtilmediği ve fen bilirkişisinden tesis kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerleri ile uygulama kadastrosu sonucunda oluşturulan paftadaki sınır yerlerinin yapılan çakıştırması sonucunda, birbirleriyle ve zeminle uyumlu olup olmadığını belirler şekilde rapor alınmadığı açıklanarak Mahkemece öncelikle belirtilen belge, harita ve fotoğraflardan eksik olanların dosya arasına getirilmesinin sağlanması, daha sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile harita mühendisi sıfatına sahip üç kişilik bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılması, bu keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmazların doğal ya da yapay sınırlarının bulunup bulunmadığı, taşınmazların tesis kadastrosundaki sınırlarının neresi olduğu, bu sınırlarda zaman içerisinde herhangi bir değişiklik olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, göstermeleri halinde söz konusu sınırların teknik bilirkişilere harita üzerinde işaretlettirilmesi, harita mühendisi bilirkişi kuruluna yöntemine uygun inceleme ve araştırma yaptırılarak denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor düzenlettirilmesi, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın tapu miktarı ile uygulama kadastrosu sonucu oluşan miktarı arasındaki farkın açı mesafe ile alan hesabı çevrilmesi, ölçü ve hesap hatalarından kaynaklandığının tespit edildiği, günümüzde kullanılan teknolojik aletlerin özelliği dikkate alındığında uygulama kadastrosu sonucu oluşan sınır ve yüzölçümünün gerçek duruma uyduğunun anlaşıldığı, dava konusu parselin komşuları ile takeometrik sınırlarının batı yönünden kısmen uyumsuz olduğunu görülmekle beraber fen bilirkişilerin 10/05/2017 tarihli ek raporlarında bu hususun sebebinin ayrıntılı bir şekilde izah edildiği ve rapor içeriğinde pafta ve zemin kullanım durumu göz önüne alındığında, dava konusu taşınmaz ile komşuları arasında batı yönünde paftası ile zemindeki sınırların uyumsuz olduğu, eski paftasındaki sınırlar ile zeminde sabit nitelendirilecek sınırların kısmen uyumsuz olması nedeniyle sabit sınırların baz alınarak uygulama kadastro çalışmasının sonuçlandırıldığını, tesis kadastrosunda oluşan hataların o gün ki şartlara ve tekniklere göre rutin hatalar olduğu, bu tür açı-mesafe yöntemiyle yapılan sınırlandırmanın yüzölçüm hesap hataları ve pafta kayıklıklarına neden olacağı, uygulama kadastro çalışmasıyla bu hataların giderilmesinin amaçlandığını, bu gerekçe ile uygulama kadastrosu sonucunda oluşturulan tespit ve sınırlarının doğru olduğu şeklinde açıklandığı, dolayısıyla uygulama kadastrosu sonucu oluşan sınırların usul ve gerçek duruma uygun olduğu gerekçesi ile davanın reddine, çekişmeli taşınmazın uygulama kadastro tespiti gibi tesciline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Gerekçe
1. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/2 – a maddesi
2. Değerlendirme
1.Uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermektir. Uygulama kadastrosuna itiraz davaları, kadastro faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yöneliktir.
2.Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur.
3.İlk Derece Mahkemesince amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin “Hgm-Geoportal” sayfasına girilmek suretiyle taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı olduğu araştırılıp belirlenmek ve tarihleri açıkça yazılmak suretiyle tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğraflarının Harita Genel Müdürlüğünden getirtilmeli, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgeler toplanmalı, bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi teknik bilirkişilerin katılımı ile keşif yapılmalıdır.
4.Keşif sırasında çekişmeli taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir.
5.Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişilerine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir.
6. Teknik bilirkişilerden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve “ada raporu” ile “uygulama tutanağı ve haritasını” irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır.
7.Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Fen bilirkişileri haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir.
8.Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır.
9.İlk Derece Mahkemesince, “V.B fıkrasında” açıklanan gerekçe ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmamaktadır.
10.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduğu halde, bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma ilamına uyulmakla, taraflar yararına oluşan usuli müktesep hakkın zedelenmemesi için, bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmesi ve o doğrultuda işlem yapılması zorunlu hale gelir. Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamında, içeriği yukarıda açıklanan şekilde araştırma ve inceleme yapılarak uygulama kadastrosunun doğru olarak yapılıp yapılmadığının belirlenmesi gereğine değinildiği halde, bilirkişi raporundaki taşınmazdaki yüzölçüm farklılığının tesis kadastrosu sırasında yapılan ölçü, sınırlandırma ve alan hesabında yapılan hatalardan kaynaklandığı ve uygulama kadastrosunun usulüne uygun olduğu şeklindeki soyut değerlendirme ile yetinilmiş, bilirkişi raporuna ekli tesis ve uygulama kadastrolarına ait paftaların çakıştırılması sureti ile oluşturulan haritada tesis ve uygualama kadastrosu sınırları birbiri ile çakışmadığı halde bu husus üzerinde önemle durulmamış, mahalli ve tespit bilirkişi beyanlarında taşınmazların sınırlarının değişmediği belirtilmekle beraber mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişilerinin yaşları itibari ile tesis kadastrosundan evvelki sınırları bilmelerinin mümkün olmadığı ve taşınmazı kapsamına alan hava fotoğrafları ise tesis kadastrosundan sonrasına ilişkin olup, dosyadaki diğer delillerle de taşınmazın sınırlarında sabit sınır niteliğinde bir sınır bulunduğu ortaya konulamadığı halde hangi nedenle tesis kadastro sınırı ile çakışmayan uygulama kadastro sınırının esas alınması gerektiği somut olarak ortaya konulmamış, öte yandan dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporuna göre tesis kadastro sınırı ile uygulama kadastro sınırı çakışmadığı ve uygulama kadastrosu sonucunda tesis kadastro sınırına göre bir kısım yerin komşu parsellerde kaldığı anlaşıldığı halde davacı Hazineden iddiasını hangi taşınmazlara yönelttiği hususu açıklattırılıp, bu taşınmazların kadastro tutanaklarının davalı hale getirilmesi ve maliklerinin de davaya dahil edilmesi gerektiği de düşünülmemiştir.
11.Eksik araştırma ve incelemeye dayalı hüküm verilmesi mümkün bulunmamaktadır.
12.Hal böyle olunca; mahkemece davacı tarafa teknik bilirkişi raporuna göre iddiasını hangi taşınmazlara yönelttiği hususu açıklattırılıp, bu taşınmazların maliklerini davaya dahil etmesi için süre ve imkan tanınmalı, bu kapsamda dava konusu edilen taşınmazların tutanak asılları celbedilerek davalı hale getirilmeli, bundan sonra çekişmeli taşınmazların gerek tesis gerekse de uygulama kadastrosuna ilişkin pafta, ölçü krokileri, ölçü cetvelleri ve diğer belgeler ile tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları eksiksiz olarak getirtilerek dosya ikmal edilmeli, daha sonra önceki bilirkişiler dışında harita mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi sıfatına sahip bilirkişilerin de dahil olduğu, üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak denetime elverişli rapor alınmalı, taşınmazlardaki sınır farklılıklarının nedeni denetime elverişli şekilde ortaya konulmalı, uzman bilirkişi raporunda özellikle önceki tarihli rapor içeriği de tartışılarak hangi nedenle uygulama kadastro sınırının esas alınması gerektiği, taşınmazların sınırlarında tesis kadastrosu sırasında sınırlandırma hatası yapılıp yapılmadığı ve sınırlandırma hatasının hangi teknik veriler ile açıklandığı gibi hususlar tartışılarak denetime elverişli şekilde ortaya konulmalı ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,15.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.