Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2011/8596 E. 2011/11135 K. 31.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8596
KARAR NO : 2011/11135
KARAR TARİHİ : 31.10.2011

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ-YIKIM-ESKİ HALE GETİRME-ECRİMİSİL

Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden malik olduğu 11106 ada, 3 parsel sayılı taşınmaza davalıların camekan ve sera yapmak, 11108 ada, 4 parselden de haklı ve geçerli bir neden olmaksızın “sulama arkı” geçirmek suretiyle müdahale ettiklerini, taşınmaz değerinin düşmesine yol açtıklarını, sözlü uyarılardan sonuç alamadığını ileri sürerek elatmanın önlenmesi, yıkım, eski hale getirme ve ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, tecavüzlü durumun imar uygulaması ile oluştuğunu, 3194 sayılı Yasanın 18. maddesi uyarınca kaim bedel ödenmeksizin elatmanın önlenmesi, yıkım ve eski hale getirme talebinin dinlenemeyeceğini, ecrimisile karar verilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece; 11106 ada, 3 parsel sayılı taşınmazda 25.12.2006 tarihli Fen Bilirkişi raporunda C/1, D, E, F/1, H/1 ile gösterilen bölümlere haklı ve geçerli bir neden olmaksızın sera yapmak suretiyle müdahale edildiği saptanarak elatmanın önlenmesi ve seraların yıkımına, sera bedeli olarak depo edilen 6.609,00 TL’nin karar kesinleştiğinde ¼ payla davacılara ödenmesine, ecrimisil isteğinin reddine, 11108 ada, 4 parselin batı kısmında kırmızı ile gösterilen alandan su kanalı geçirmek suretiyle yapılan elatmanın önlenmesine karar verilmiştir.
Karar, davacı ve davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.

-KARAR-

Dava; çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, ecrimisil, yıkım, eski hale getirme isteklerine ilişkin olup, mahkemece; 11106 ada, 3 parsel sayılı taşınmazda 25.12.2006 tarihli Fen Bilirkişi raporunda C/1, D, E, F/1, H/1 harfleri ile gösterilen bölümlere elatmanın önlenmesi ve seraların yıkımına, sera bedeli olarak depo edilen 6.609,00 TL’nin karar kesinleştiğinde ¼ payla davacılara ödenmesine, ecrimisil isteğinin reddine, 11108 ada, 4 parselin batı kısmında kırmızı ile gösterilen alandan “su kanalı geçirmek” suretiyle yapılan elatmanın önlenmesine karar verilmiştir.
Gerçekten de mahkemece; yazılı olduğu üzere karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi 11106 ada, 3 parselle ilgili olarak yargılama giderlerinin imar uygulaması sonunda bir başka deyişle elatma olgusunun kamu tasarrufu niteliğindeki idari karara ilişkin olduğu gözetildiğinde davanın açılmasına sebebiyet verilmemesi nedeniyle davacı üzerinde bırakılmasına, 11108 ada, 4 parsel yönünden de davalıların sorumlu tutulmasına karar verilmiş olması doğrudur. O halde davalıların tüm davacının öteki temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine,

Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince; dava 11108 ada, 4 parsel sayılı taşınmaza davalıların “su kanalı ” açmak suretiyle müdahale ettikleri belirtilerek elatmanın önlenmesi ile beraber eski hale getirilmesini istemişlerdir. Mahkemece elatmanın önlenmesine karar verildiği halde eski hale getirme isteği bakımından olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru değildir.
Öte yandan; her ne kadar 11106 ada, 3 sayılı parsel, imar uygulaması ile oluşmuş ve imar öncesi kadastral parselde “davalılar paylı mülkiyet üzere malik oldukları”, taşınmaz üzerine sera yapmak suretiyle imar sonrası seraların davacıya özgülenen taşınmazda kaldığı sabit ise de 3194 sayılı İmar Yasasının 18. maddesinde öngörülen kaim bedelin belirlenerek yapı sahibine ödenmesi ancak muhdesatların aynı Yasanın 5. ve 20. maddesinde belirtilen yapı niteliğinde olması halinde mümkündür. Oysa seraları Yasada tanımlanan yapı ve bina olarak kabul etmek olanaksızdır.
Öyleyse davalı tarafa kaim değerin ödenmesine gerek bulunmamaktadır. Ancak davacı belirlenen kaim değerin fazla olduğunu belirttiğine göre bir bedel ödemeyi kabul ettiği gözetilmeli ve buna göre seraların yapımı konusunda sarfedilen levazım giderinin belirlenerek hüküm altına alınması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Kabule göre de; hüküm fıkrasının 3. nolu bendinde davacı tarafından 6.609,00.-TL. sera bedelinin davalılara ödenmesine karar verilmesi gerekirken maddi hata ( yazım hatası) sonucu “davacılara ” ödenmesi şeklinde yazılmış olması da isabetsiz ise de bozma nedenine göre neticeye etkili görülmemiştir.
Davacının bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü 6100 sayılı HMK’nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 31.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.