Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2013/19280 E. 2013/21808 K. 26.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/19280
KARAR NO : 2013/21808
KARAR TARİHİ : 26.09.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın yokluğunda verilen kararın Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edildiği 27.01.2011 tarihinden önce 19.01.2011 günlü Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı … yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasa’nın 3. maddesi ile 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesine eklenen 2. fıkra uyarınca bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat bu adrese yapılır.
Yine, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun Tebliğ İmkânsızlığı ve Tebellüğden İmtina başlıklı 21. maddesine 6099 sayılı Yasanın 5. maddesi ile eklenen 2. fıkrasında; “Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” hükmü yer almaktadır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 6099 sayılı Yasanın 9. maddesi ile değişik 35. maddesinin 2. fıkrasında ise; “adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda, sanığın yokluğunda verilen mahkumiyet hükmünün sanığın sorgusu sırasında bildirmesi nedeniyle bilinen son adresi olan adresine tebliğe çıkartıldığı, ancak adres bırakmadan ayrıldığına dair şerh verilerek iade edilmesi üzerine, sanığın adres kayıt sistemindeki adresi tespit edilerek, Tebligat Kanunu’nun 23/8. maddesi uyarınca buna ilişkin kaydın tebligat evrakı üzerine yazılmasından sonra, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun Tebliğ İmkânsızlığı ve Tebellüğden İmtina başlıklı 21. maddesine

6099 sayılı Yasanın 5. maddesi ile eklenen 2. fıkrasında belirtildiği şekilde; “tebliğ memurunca tebliğ olunacak evrakın, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim edilerek ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmak suretiyle tebliği gerekirken, Tebligat Kanunun 35. maddesine göre kapıya yapıştırılmak suretiyle sanığın sorgusunda bildirdiği adresinde yapılan gerekçeli karar tebliği geçersiz olduğundan, sanığın öğrenme üzerine verdiği 26.03.2012 tarihli dilekçesinin süresinde verilen geçerli bir temyiz dilekçesi olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Gerekçeli karar başlığında mağdurun sıfatının “müşteki” yerine “katılan” olarak mahallinde düzeltilmesi olanaklı görülmüştür.
1- Sanık hakkında konut dokunulmazlığını bozma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Yapılan duruşmaya toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre sanığın temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
Suç nedeniyle pişmanlığını ifade eden sanığın, yakalandıktan sonra çaldığı eşyalardan bir kısmını sakladığı yeri abisi olan Fettah …’a söyleyerek, abisi aracılığı ile buradan alınıp katılana iade edilmesini sağladığının anlaşılması karşısında; katılandan 5237 sayılı TCY’nın 168/son maddesi anlamında kovuşturma aşamasında kısmi geri vermeye rızası bulunup bulunmadığı sorulduktan sonra, sonucuna göre aynı Yasanın 168.maddesinin 4.fıkrasının uygulanma olanağı değerlendirilmeden, “kendiliğinden etkin pişmanlık göstermemesi” şeklinde dosya içeriğine uygun olmayan gerekçe ile hakkında TCY’nın 168. maddesinin uygulanmamasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı (BOZULMASINA), 26/09/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.