Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/12495 E. 2023/2148 K. 11.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12495
KARAR NO : 2023/2148
KARAR TARİHİ : 11.04.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kesin kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 29 ncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyize tabi hale geldiği, anılan Kanun’a eklenen geçici 5 nci maddenin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz talebinde bulunulduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. …Ağır Ceza Mahkemesinin 01.03.2018 tarih ve 2017/616 Esas, 2018/152 sayılı kararı

ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesi, 5327 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 2 yıl 3 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 20.09.2018 tarihli ve 2018/77 Esas, 2018/435 sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi hükmüne yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; “…Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, sanık müdafiinin; suçun unsurlarına, cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak verildiğine ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi, ancak;

Tayin edilen temel cezadan 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesi uyarınca artırım yapılırken 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca artırım yapıldığının belirtilmesi gerektiği gözetilmeden uygulama maddesinin yalnızca 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi olarak gösterilmesiyle yetinilmesi,

Bozmayı gerektirmiş olup, hükmün bu nedenlerle BOZULMASI, bu hususların yeniden yargılama yapılmaksızın 5271 sayılı CMK’nın 303 üncü maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının ikinci paragrafında yer alan “3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi gereğince” ibaresinin çıkartılarak yerine “3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin 1 inci fıkrası gereğince” yazılmak suretiyle, diğer yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASI…” görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafiinin temyiz istemleri özetle;

*Sanığın örgütün çözülmesine yönelik beyanları ve ikrar içerikli savunmaları, hakkında yakalama kararı olmadan emniyete teslim olması nedeniyle TCK’nın 221/3 veya 221/4-1 inci cümlesi gereğince hüküm kurulması gerektiğine,

*Sanık hakkında tespit olmadığı halde gerekçeli kararda ByLock ve Bank Asyaya ilişkin açıklamalar yapılmasının hakkaniyete aykırı olduğuna,

*Etkin pişmanlık nedeniyle indirimin en üst haddden olması gerektiğine,

*Gerekçesiz teşdit uygulandığına,

*Suçun unsurlarının oluşmadığına ve sair hususlara ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu iddiasıyla hazırlanan iddianame kapsamında mahkemece yapılan yargılama sonucunda “…Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 2017/1874 soruşturma sayılı dosya kapsamında Edirne İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerinin S. D. isimli Üsteğmen rütbesindeki FETÖ/PDY mensubu şüphelinin savunmasını aldıkları, S. D. isimli şahsın savunmasında özetle, örgüt ile olan irtibatını anlattıktan sonra 2010 yılında Ankara ilinde almış olduğu üç aylık subaylık eğitimi ve Polatlı ilçesindeki sekiz aylık sınıf okulu eğitimi süresince kendisiyle ilgilenen cemaat abisinin toplantılarına katıldığını, bu süreçte 2010 devresi olan … isimli askeri personelin de kendisiyle aynı grupta toplantılara katıldığını beyan ettiği, sanık …’nın halen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde görev yapıyor olması ve Erzurum ili nüfusuna kayıtlı olması nedeniyle Edirne İl Emniyet Müdürlüğünün 10.04.2017 tarihli yazısıyla sanık hakkında Erzurum İl Emniyet Müdürlüğü’ne ihbarda bulunduğu, bu nedcenle şüpheli … hakkında FETÖ/PDY terör örgütü içerisinde bulunduğundan bahisle Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldığı, sanık …’nın 01.06.2017 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığımıza müracaat etmesi üzerine aynı tarihte göz altına alındığı, sanığın Erzurum İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğünde alınan savunmasında, 2003 yılından itibaren FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatının olduğunu, 2009 yılında örgütün telkini üzerine Kara Harp Okulu sözleşmeli subaylık sınavına müracaat ettiğini, kendisine sınavdan iki … önce sınavda çıkacak sorulardan 30 adetinin cevaplarıyla birlikte ezberlettirildiğini, girmiş olduğu sınavda başarılı olduğunu, 22.02.2010 tarihinde İzmir ili Menteş ilçesinde eğitime başladığını, akabinde Ankara ili Kara Harp Okulunda eğitim aldığını, akabinde Polatlı ilçesinde Topçu ve Füze Okulunda eğitim aldığını, 2011 yılında Çanakkale ili Gökçeada ilçesinde göreve başladığını, 2011 yılında örgüt imamları vasıtasıyla eşiyle tanıştığını ve evlendiğini, 2013 yılında Siirt ilinde göreve başladığını, 2016 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine tayininin çıktığını, 2009 yılına kadar örgütle irtibatının devam ettiği gibi 2009 yılından sonra da örgütün mahrem yapılanmasında görevli imamlar ile irtibatının devam ettiğini beyan ettiği, sanığın eşi dahil toplam 18 kişi hakkında beyanda bulunarak teşhis yaptığı, yine celse arasında sanık ile ilgili olarak ifade veren T. Y. a ait ifade ve teşhis tutanağının dosya arasına gönderildiği, soruşturmanın başlamasına vesile olan tanık S. D.’nin mahkememizce de talimat yoluyla ifadesinin alındığı ve önceki beyanlarını tekrar ettiği görülmüştür. Mahkememizce yapılan yargılama sırasında da sanığın suçlamaları kabul ederek ve pişman olduğunu belirterek önceki beyanlarını tekrarla etkin pişmanlık kapsamında ifadeler verdiği, soruşturma aşamasında teşhis ettiği 18 kişiden 5 tane şahsın aktif olarak subaylık görevine devam ettikleri ve sanığın beyanda bulunduğu tarih itibariyle haklarında herhangi bir adli işlem bulunmadığı, yine teşhis ettiği şahıslardan 4 sivil şahsın da sanığın beyanda bulunduğu tarih itibariyle haklarında herhangi bir adli işlem bulunmadığı, yine sanığın beyanda bulunduğu tarih itibariyle eşi hakkında da herhangi bir adli işlem bulunmadığı, verdiği isimlerin durumlarının akıbetlerine ilişkin mahkememizce araştırma yapıldığı, cevabi yazıların Erzurum KOM Şube Müdürlüğü, Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ve Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca geldiği, cevabi yazılar ve dosya kapsamı dikkate alındığında sanığın verdiği isimler ve bilgilerin kendisi ve eşinin örgüt içerisindeki konumu ile örgütün deşifre edilmesine yardımcı olduğu görülmüştür.

Belirtilen bu hususlarla birlikte diğer bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde sanık … Atamaca’nın üzerine atılı silahlı örgüte üye olmak suçunu işlediği sabit olduğundan…” şeklinde gerekçeyle mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

Bölge Adliye Mahkemesince, “…İlk Derece Mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşıldığından sanık müdafiinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin 5271 sayılı CMK’nın 280/1-a maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE…” karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;

a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.

b)Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, örgütsel toplantılara katılan, örgüt vasıtasıyla askeri sınav sorularını önceden temin eden, örgüt vasıtasıyla tanıştırıldığı kişi ile evlenen, örgütün asker mahrem yapılanmasında yer alıp mahrem imamlarla irtibatını sürdüren ve örgütün operasyonel faaliyetlerinin başlamasından sonraki süreçte de faaliyetlerine devam eden sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde oranında bir isabetsizlik görülmemiştir.

c) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla, sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir, ancak;

Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu kanun dışı

örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır.

TCK’nın 221/4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığın söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 Esas 2015/1292 Karar 26.10.2015 tarih, 2015/1565-3464 Karar)

TCK’nın 221/4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3’ten 3/4’e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezada en az 1/3’ten, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir.

Bu açıklamalar ışığında, somut olay yönünden;

Silahlı terör örgütüne üye olduğu ve incelenen dosya kapsamı ve delillere göre yakalandıktan sonra yargılama aşamasında örgütte kaldığı süre ve konumu itibarıyla örgütün yapısı, faaliyetleri ve eşi dahil diğer örgüt mensupları ile ilgili verdiği bilgilerin niteliği ve faydalılık derecesi nazara alındığında TCK’nın 221/4-2 nci cümlesinde öngörülen etkin pişmanlık şartlarını taşıdığı anlaşılan sanık hakkında belirlenen cezadan dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olarak azami hadde yakın adil bir oranda indirim yapılması gerekirken yeterli ve hukuki olmayan gerekçe ile 2/3 oranında indirim yapılmak suretiyle fazla ceza tayini,

Kabul ve uygulamaya göre de;

Sanık hakkında belirlenen temel cezanın, suçun niteliği gereği artırılırken artırım oranı doğru yapıldığı halde uygulama maddesinin 3713 sayılı Kanun’un 5/1 maddesi yerine 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi olarak gösterilmesi hukuka aykırıdır.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 20.09.2018 tarihli ve 2018/77 Esas, 2018/435 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası (a) bendi uyarınca Erzurum 3. Ağır Ceza Mahkemesine kararın bir örneğinin Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.04.2023 tarihinde karar verildi.