YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7653
KARAR NO : 2023/7929
KARAR TARİHİ : 06.07.2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/169 Esas, 2016/167 Karar
KATILANLAR : …, …
SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık ve O yer Cumhuriyet savcısı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesince temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.02.2014 tarihli ve 2014/2341 Soruşturma, 2014/839 Esas, 2014/47 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun (1136 sayılı Kanun) 59 uncu maddesi uyarınca son soruşturmanın açılması kararı verilmesi talep edilmiştir.
2.Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.04.2014 tarihli ve 2014/24 Esas, 2014/77 sayılı Kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca yargılamasının yapılması ve delillerin takdiri için 1136 sayılı Kanun’un 59 uncu maddesine göre son soruşturmanın Adana Ağır Ceza Mahkemesinde açılıp yapılmasına karar verilmiştir.
3.Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.05.2016 tarihli ve 2014/169 Esas, 2016/167 sayılı Kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesi gereğince 75 tam gün karşılığı olmak üzere neticeten 1.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir.
4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanık hakkındaki yargılamaya konu suçun 7188 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi kapsamındaki basit yargılama usulüne tabi suçlardan olması nedeniyle Anayasa Mahkemesinin hükümden sonra yürürlüğe giren 25.06.2020 tarihli 2020/33 sayılı Kararı da nazara alınarak hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık 20.06.2016 tarihli süre tutum dilekçesi ile; aleyhine verilen kararı temyiz ettiğini bildirmiştir.
O yer Cumhuriyet savcısının temyizi; katılanlar ile sanık arasında vekalet ilişkisi kurulmadığından sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken mahkumiyetine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün sanık lehine bozulması talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde Adana Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan sanığın, katılanlardan … adına boşanma davası açmak üzere vekaletnameyi kendisinin düzenlettireceğini söyleyerek katılanlar ile anlaştığı, vekaletname için fotoğraf, kimlik fotokopisi, noter ve dava masrafı adı altında 1.600 TL para da almasına rağmen ilgili davayı açmayarak katılan …’un mağduriyetine sebebiyet verdiği iddia ve kabul edilerek üzerine atılı ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
IV.GEREKÇE
Avukat olan sanık hakkındaki mahkumiyete konu görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin soruşturma ve kovuşturma yapılmasının izne tabi olması nedeniyle bu suçun 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin yedinci fıkra hükmü uyarınca basit yargılama usulüne tabi olmadığı anlaşılmakla, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sanığın, katılan …’un eşi ile yaşadığı sorunlar sebebiyle birkaç kez karakola giderek hukuki yardımda bulunduğunu, boşanma davası açılması konusunda kararsız olduklarından katılan …’un vekaletname vermediğini, karşı tarafın boşanma davası açması sonrasında davayı takip etmek istediğini fakat katılan …’un başka avukat tuttuğunu söylediğini savunması, katılan …’un, sanık ile boşanma davası açması hususunda anlaştıklarını, vekaletname çıkarması için sanığa fotoğraf ve masraf verdiğini beyan etmesi, noterlerce düzenlenen vekaletname için vekaletname çıkaracak asil hazır olmadan noterden vekalet verilemeyeceği hususları da göz önüne alındığında, sanığın savunmasının aksine atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmesi yerine, yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabule göre de;
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında, 53 üncü maddenin beşinci fıkrası uyarınca, ayrıca, adli para cezasının tamamen infazından itibaren işlemek üzere, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hükümden önce 28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasa’nın 81 inci maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası hükmüne aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına hükmolunması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.05.2016 tarihli ve 2014/169 Esas, 2016/167 sayılı Kararına yönelik sanık ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye farklı gerekçeyle uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.07.2023 tarihinde karar verildi.