YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/23602
KARAR NO : 2023/2221
KARAR TARİHİ : 12.04.2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. …. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.01.2020 tarihli ve 2017/293 Esas, 2020/38 sayılı Kararı ile sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 223/2-e. maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2. ….Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 23.10.2020 tarihli ve 2020/443 Esas, 2020/1730 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca eleştirilerek esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 01.04.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi, suçun yasal unsurlarının oluştuğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Ağır cezalık suç üstü hali kapsamında FETÖ/PDY isimli silahlı terör örgütü üyeliği iddiasıyla görev yapan yargı mensuplarına yönelik başlatılan soruşturma kapsamında; Artvin/Hopa hakimi olarak görev yapan sanık …’un FETÖ/PDY isimli silahlı terör örgütü ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle Hakimler ve Savcılar Kurulu 3. Dairesinin 16.07.2016 tarih ve 2016/345 sayılı Kararı ile geçici süre ile açığa alındığı, sonrasında Hakimler ve Savcılar Kurulunun 24.08.2016 tarih ve 2016/426 sayılı Kararı ile meslekten ihraç edildiği, ihraç kararının 29.11.2016 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiş olup yapılan yargılama sonucunda; sanığın dosyada mevcut 14.06.2019 tarihli ByLock Sorgulama Tutanağından anlaşıldığı üzere ByLock kullanıcısı olmadığı, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir olan herhangi bir dernekte ve vakıfta üyelik kaydının bulunmadığı, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir olan herhangi bir şirkette veya kurumda SGK kaydının bulunmadığı, 06.02.2017 tarihli Bank … cevabi yazısından anlaşıldığı üzere sanığın örgüte müzahir banka olan Bank … katılım bankasında 1640206 müşteri numaralı bir hesabının bulunduğu ancak 01.01.2014-30.01.2017 tarihleri arasında (örgütün talimat tarihleri arasında) gerçekleştirilmiş herhangi bir bankacılık işlemi olmadığı anlaşılmış, ayrıca sanığın suç ve suç unsuru sayılabilecek herhangi bir paylaşımına rastlanılmadığı, sanıktan elde edilen dijital mataryaller, kaset, CD ve DVD’lerde herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı tespit edilmiştir.
Sanıkla ilgili güncel bilgilerin HSK’dan istendiği, HSK’dan gönderilen sanıkla ilgili bilgilerin incelendiği, sanığa ait HTS kayıtları ile diğer bilgi ve belgelerinde dosya arasına alındığı, sanık hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmak suçundan soruşturma yürütülen çok sayıda eski hakim ve Cumhuriyet savcısı ile iletişim içerisinde olduğunun tespit edildiği bu yönüyle sanığın FETÖ kapsamında işlem yapılan şahıslarla irtibatının olduğu kanaati oluşmuşsa da, birçok kişinin birçok kişiyle telefon irtibatının olduğu, bu irtibatının FETÖ ile bağlantılı kişilerle yapmasının tek başına o kişinin örgütsel hareket ettiği anlamına gelmeyeceği, söz konusu tespitin sadece sanığın örgütsel anlamda ciddi sayılabilecek delillerin olması halinde bir kanaat oluşturacağı, bu delilin tek başına delil sayılması halinde birçok kişinin mağdur olabileceği değerlendirilerek, söz konusu tespit edilen husus sanığın aleyhine olarak değerlendirilmemiştir.
Sanığın örgüt ile irtibatına dair dinlenen Tanık D.D. İstinabe yoluyla alınan beyanında: “…Ben avukatım, Sanık … ile 2005 yılında Ankara ilinde Avukatlık stajı sırasında tanışmıştık. Staj bittikten sonra ben Haymana ilçesine gidip çalışmaya başladım. Sanıkla yaklaşık 4.5 yıl Ankarada başka bir avuaktın yanında çalıştım. Maddi durumu çok iyi değildi, haymanadaki iş yoğunluğu nedeniyle benim yanımda beraber çalışmak için kendisine teklifte bulundum, 2010-2011 yıllarında beraber çalıştık daha sonra ben Haymana Belediyesinde avukat oldum, iş yoğunluğu nedeniyle sanıkta belediye avukatı oldu. Ancak mesleği yapmakta biraz zorlanıyordu. Ticari kısmını yapamıyordu, hakim olmak için uğraştı, 2-3 kez hakimlik sınavına girdi, yazılıyı kazandı ancak mülakatları kazanamadı. Hakimlik sınavlarına tam olarak hatırlamamakla birlikte 2010-2011-2012-2013 yıllarında girdi diye hatırlıyorum. Birlikte çalıştığımız dönemde ben sanığın FETÖ ile herhangi bir bağlantısına tanık olmadım. Çevresindede bu tip insanlar görmedim.Benim tanıdğım kadarıyla da hiç kimseden de destek görmedi…” şeklinde beyanda bulunmuştur. Tanık S.K.V. İstinabe yoluyla alınan beyanında: “…Sanık benim eşim olur. Şikayetçi B.P.’nin ifadelerini kabul etmiyoruz hepsi yalandır. B.P.’ye zimmet soruşturması açıldığında ben 9 aylık aday memurdum. Hukuk müşaviri olmak gibi bir isteğim hiçbir zaman olmadı. Hakimlik savcılık sınavlarına hazırlandım ve elendim. Bunun dışında hazine avuktlığına başvurdum. Eşim hakim idi. Bunun için tayin talebinde bulunmuştum. Ayrıca hukuk müşavirliği için gereken şartları da zaten taşımıyordum, eşim kesinlikle beni hukuk müşaviri yapmak için uğraşmadı, herhangi bir girişimde bulunmadım, zaten kendisinin de öyle bir isteği yoktu, ayrıca A.T.’nin kendisinden dosya aldığımı söylediği de doğru değildir. Kendisinin beyanları da çelişkilidir. Ben kurum avukatıyım vekalet olmadan dosyadan örnek alamam. Kendisi zaten hakimdir bunu bilir. Kesinlikle bir dosya almadım, eşimin FETÖ ile hiçbir ilişkisi ve ilgisi yoktur, … hayatımızın bakış açısına bile terstir. Arkadaşlarımız arasında dahi FETÖ sempatizanı kimse yoktur…” şeklinde beyanda bulunmuştur. Tanık D.Ç. İstinabe yoluyla alınan beyanında: “…Ben sanık …’u Dicle Üniversitesinde Hukuk Fakültesinde 2000-2005 yılları arasında birlikte okuduğumuzdan tanırım, bu beş yılın iki yılını birlikte ev arkadaşı olarak geçirdik, bu beş yıllık süre içerisinde sanık bana FETÖ ile ilgili herhangi olumlu bir beyanı olmadı. Diyarbakır da öğrencilerin politik siyasi olaylara karıştığı bir şehirdir, sanığın FETÖ’ye herhangi bir sempatisini ben görmedim, bir şeyini duymadım, genelde sanığın arkadaş çevresi de benim gibi solcu kişilerden oluşurdu, öğrenciliğinde de hakim olmak istiyordu, üniversiteyi bitirdikten sonra beş altı kez denedi hatta bir kaç kez yazılı sınavı kazandı ancak mülakatta elendi, üniversite sonrasında da telefon ile de yüz yüze de görüşürdük, sonra hakim olduğunu biliyorum, hakim olduktan sonra da iletişimimiz devam etti, kendisinden FETÖ ile ilgili herhangi bir beyanat duymadım, zaten aramızda böyle bir konu da gündeme gelmedi, ben sanıkla Diyarbakır da 2002-2004 arasında başka arkadaşlarımızın da olduğu aynı evde kaldık, … evden ayrıldıktan sonra yine solcu arkadaşımız olan S.G. ve A.P. ile birlikte aynı evde kaldığını biliyorum, ben sanık ile yakın arkadaşlığım olduğundan FETÖ ile ilgili herhangi bir bilgi ve görgüm duyumum olmadı, sanık muhafazakar biri değildir, dindar bir kimliği yoktu” şeklinde beyanda bulunmuştur. Tanık G.Ö. Mahkememizce alınan beyanında: “…Sanık … ile aynı dönemiz. 2011-2013 yılları arası Ankara Adliyesinde staj yapıyordum. Levent de Ankara adayıydı. Akademinin ikinci dönemindeyken evimin Keçiören’de olmasından dolayı arabayla gittiğim vakitler akademideki arkadaşları ders çıkışında yol güzergahlarında inecekleri yerlere bırakıyorduk. Levent’i de ders saatleri uyduğu zamanlar bir kaç kere arabamla Etlik ‘te oturduğu yere bıraktım. Bildiğim kadarıyla abisiyle veya ailesiyle kalıyordu. Onun dışında atandıktan sonra da herhangi bir görüşmemiz olmadı. İddianamede yazılanlarla ilgili bilgim yoktur. Levent’i en son 2013 ‘de Kura Törenimizde gördüm. Ondan sonra herhangi bir görüşmemiz olmadı…” şeklinde beyanda bulunmuştur. Tanık F.A. İstinabe yoluyla alınan beyanında: “…Sanık … 14. Dönem Adli Yargı Ankara Hakim Adayı olması sebebiyle aynı dönemden Savcı Adayı olduğum için arkadaşım olmaktadır, kendisini ve aile bireylerini staj yaptığımız dönemde tanıma fırsatı bulmuştum, annesinin hemşire olduğunu hatırlıyorum, babası ise staj yaptığımız dönemde ciddi kalp rahatsızlığı geçirmişti, akabinde de vefat ettiğini hatırlıyorum, kendisinin mesleğe girerken referans olarak bulduğu kişilerin eski Anayasa Mahkemesi Üyesi S.A. ve bu kişi vasıtasıyla eski müsteşar yardımcısı H.D. olduğunu biliyorum, zaten kendisi bir kaç kez Hakimlik-Savcılık sınavını kazanmasına rağmen cemaat zamanında elenen kişilerdendi, eşi S. ise birlikte staj yaptığımız dönemde Ankara da Avukat olarak görev yapıyordu, atamaya yakın bir tarihte evlendiklerini ve S.’nin de KPSS yerleştirme puanı ile… Üniversitesine Hukuk Müşaviri olarak atandığını biliyorum, S.’de hatırladığım kadarıyla Ankara Beypazarlı olup göçmen alevi bir ailenin kızıydı, kendisinin düğününe gidemediğim için atandıktan sonra düğün hediyesi olarak şuan için Çanakkale Üniversitesinde Psikiyatri bölümünde Doçent veya Profesör olan K.T. aracılığıyla çeyrek altın gönderdim, sonrasında ara sırada telefon yoluyla birbirimize hal hatır soruyorduk, kendisi bir müddet Tortum da görev yaptıktan sonra eş durumu sebebiyle geçici görevle… …’e görevlendirildi, ifadesinde de belirttiği üzere 2014 yılının son zamanlarında FETÖ-PDY’ye mensup olduğu düşünülen polislerin sorgu dosyasında sorgusuna çıktığını ve bu kişileri delil azlığı sebebiyle serbest bıraktığını basından 2015 yılı başları gibi öğrendim ancak bunun öncesinde yapılan HSYK seçimleri döneminde ben kendisini Edirneden aradım ve YBP adına oy istedim ve hükümetin de desteklemiş olduğu bu gruba oy vermesi konusunda mütabık kalmıştım ve sadece Levent isimli Hakim arkadaşın söz konusu yukarıda belirttiğim serbest bırakma olayları sebebiyle söz konusu örgüt içerisinde yargılandığını düşünüyorum, bunun haricinde gerek aile bireyleri, gerek eşi, sosyal durumu ve kendisini tanımış olduğum 2 yıl boyunca söz konusu örgüte en ufak şekilde bağlılığını gösterir bir durum veyahutta eylem duymadım ve görmedim, ben 2013 yılı Mayıs ayı kura kararnamesi ile Edirne’ye atandım, burada 4,5 yıl görev yaptıktan sonra 2017 yılı Ağustos ayı itibariyle Osmaniye Adliyesinde göreve başladım, benimle birlikte kura kararnamesi ile Levent’in tayini öncesinde Antalya Gazipaşa ilçesine akabinde eş durumu sebebiyle… ili Tortum ilçesine tayini çıkmıştı, bildiklerim bundan ibarettir…” şeklinde beyanda bulunmuştur. Tanık A.T. İstinabe yoluyla alınan beyanında: “…Olay tarihinde… 7. Asliye Ceza Hakimi olarak görev yapmaktaydım. Sanık … simli kişiyi yakınen tanımam, sanık taşrada görev yapıyordu, diğer arkadaşları ziyarete geldiğinde…’a kendisini o zaman görüyordum. Dosyada tanık olarak dinlenmemin sebebi dönemin Cumhuriyet Savcısı M.Ö. isimli şahıs hakkında suç duyurusunda bulunmuş olmam ve tutanaklarda bu durumun yansımasıdır. Görevi kötüye kullanma suçundan yargılanan polis memurları hakkında beraat kararı verdikten sonra polislerin ifadesinde soruşturma savcısı olarak M.Ö.’den emir aldıklarını beyan etmeleri üzerine, görevi kötüye kullanmak suçundan savcı hakkında suç duyurusunda bulundum. Daha sonra HSYK muhtemelen hakkında soruşturma başlattığı için katip aracılığı ile beni arayarak dosyanın fotokopisini talep etmiştir. Ancak dosyanın tarafı olmadığı için kendisine göndermedim. Birkaç … sonra sanık …’un açık kimlik bilgilerini hatırlayamadığım avukat olan eşi odama gelerek kendini tanıtmış, kendisinin …’un eşi olduğunu, avukat olduğunu ve M.Ö. hakkında suç duyurusunda bulunulan dosyanın fotokopisini talep etmiştir. Vekaleti olup olmadığını sordum, vekaleti olmadığını, ancak meslektaş olduğumuzu vb. nedenlerle ısrar etti. Ben de kendisine polisler hakkında vermiş olduğum beraat kararının kesinleşmiş bir örneğini uyaptan çıkararak verdim ve bu durumu… Cumhuriyet Başsavcısı A.Ç.’ye bildirdim. Yukarıda açıkladığım gibi, kendisini tanımıyordum, ancak… Adliyesine yaptığı ziyaretlerde şu an meslekten ihraç edilen hakim ve savcıların bir kısımını ziyaret ettiğini ve onlarla birlikte olduğunu gördüm. … isimli şahıs, ben…’a tayin olduğumda taşrada görev yapıyordu. Sanık …’un ismini, M.Ö. hakkında yapmış olduğum suç duyurusundan sonra avukat olan eşinin odama gelip kendini tanıtmasından sonra tekrar duydum, tam olarak net bir tarih hatırlayamıyorum, Olayla ilgili bilgim ve görgüm bundan ibarettir” şeklinde beyanda bulunmuştur. Tanık U.Ö. İstinabe yoluyla alınan beyanında: “……’u Adalet Akademisi sürecinde tanıştım. Kendisi Etlik’te ailesi ile beraber oturmaktaydı. Akademiye aynı arabayla gidip geldik. O dönemde FETÖ/PDY hakkında herhangi bir sözünü işitmedim. Daha önce kendisini tanımıyordum. Adalet Akademisi sürecinden sonra Levent’le bir kaç kez görüştüm. 2014 HSYK seçimlerinde beni arayıp herhangi bir şahsa oy istemedi. Bana FETÖ/PDY lehine herhangi bir söz de söylemedi. Kendisinin bu yapıya üye olup olmadığı hakkında herhangi bir bilgiye sahip değilim…” şeklinde beyanda bulunmuştur. Dinlenen teşhis tanıklarının anlatımlarından anlaşıldığı üzere sanığın FETÖ/PDY ile irtibatına dair somut delille dayalı bilgi sahibi olmadıkları anlaşılmıştır. Teşhis tanıkların detaylı anlatımlara dayanmayan, delillendirilemeyen soyut beyanları ve Bank … hesabı olmasından başka sanığın FETÖ terör örgütüyle irtibatlı ve iltisaklı olduğunun dair şüphe dışında başkaca bir delil elde edilemediği, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatına ilişkin herhangi bir delile ulaşılmadığı, suçlamaları kabul etmeyen sanığın örgüt üyeliğine dair, yoğunluluk, çeşitlilik ve süreklilik gibi yukarıda ayrıntılı anlatılan şartları taşıdığına dair yeterli eylem ve delilin tespit edilemediği görülmüştür.
İddianamede geçtiği üzere teşhis tanıklarından M.Ö.’nün beyanlarında, 2014 yılında…’da FETÖ/PDY silahlı terör örgütü talimatı ile yasadışı dinleme yaptıkları iddia edilen istihbaratçı polislerin Sulh Ceza Hakimliğince yapılan sorgusunda reddi hakim talebi yaptıkları akabinde Sulh Ceza Hakimi olarak göreve atanan sanık …’un ise o dönem eski… Cumhuriyet Başsavcı Vekili olan ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu değerlendirilen H.K.’nin talimat ve telkinleri ile işlem yaparak örgüt adına yasadışı dinleme yapan polisleri serbest bıraktığını iddia ettiği, iş bu nedenle sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı olduğunu beyan etmiş olup mahkememizce sanık …’un… 2. Sulh Ceza Hakimliği’nde görevlendirildiği söz konusu sorgusuna ait evraklar dosyamız arasına alınmış olup, sanığın M.Ö.’nün iddialarında geçtiği üzere 2014/69 sorgu numarası ile şüphelilerin tutuklanmaları talebini reddettiği anlaşılmış; akabinde sanığın serbest bıraktığı her bir şüpheli hakkında… 2. Ağır Ceza Mahkemesine yasadışı dinleme iddiası ile TCK’da yer alan ”Suç Uydurma, Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Etmek, Resmi Belgede Sahtecilik, Kişisel Verilen Kaydedilmesi, Suç İşlemek Amacıyla Kurulmuş Örgüte Üye Olma” suçlarını işlediklerinden bahisle kamu davası açılmış, dosyada mevcut… 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/33 Esas 2019/179 Karar sayılı ilamı ile her bir sanık açısından ise beraat kararı verildiği anlaşılmıştır. Teşhis tanığı M.Ö.’nün sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı olduğuna dair somut delillere dayanmayan birtakım çıkarımlarına dayanarak iş bu iddiada bulunduğu anlaşılmış olup, mahkememizce de yapılan titiz araştırmalar sonucunda sanığın ilgili iddia ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün talimat ve telkini ile hareket ettiğine dair başkaca da bir delil elde edilemediğinden teşhis tanığının soyut beyan ve çıkarımlarına itibar edilmemiştir.
Tanık beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı ile birlikte sanığın hukuki durumu değerlendirildiğinde; sanığın öğrenci olduğu dönemde örgütün ev yada yurtlarında kaldığına dair beyanın olmadığı, örgütün hakim-savcı çalışma/staj evlerinde kaldığına dair bir beyanın olmadığı, hakimlik mesleğini ifa ederken örgütün sohbet adı altındaki toplantılarında yer aldığına dair bir beyanın olmadığı, hiçbir teşhis tanığının sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantısına dair somut delillere dayalı beyanda bulunmadığı, sanığın ByLock kullanıcısı olmadığı, her ne kadar sanığın HTS kayıtlarında örgüt üyesi olduğu değerlendirilen kişiler ile görüşmeleri ve aktif kullanılmamış olan Bank … hesabı bulunsa da bu hususların örgüt üyeliği için tek başına delil olamayacağı anlaşılmış, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmış ise de; sanığın silahlı terör örgütü üyesi suçunu işlediğinin sabit olduğunu gösterir şekilde bir delilin bulunmadığı, bu haliyle suçlamaları kabul etmeyen sanığın, örgüt üyeliğine dair, yoğunluluk, çeşitlilik ve süreklilik gibi yukarıda ayrıntılı anlatılan şartları taşıdığına dair yeterli eylem ve delilin tespit edilemediği görülmüş olup sanığın cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, şüpheyi kanaat düzeyine vardıracak, kesin, inandırıcı ve somut delil bulunamadığı, bu nedenle yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı anlaşılmakla 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e. maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Yapılan yargılama sonunda yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, karar gerekçelerine göre Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz talebinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden, sanık hakkında kurulan beraat hükmünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle… Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 23.10.2020 tarihli ve 2020/443 Esas, 2020/1730 sayılı Kararında Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE BERAATE İLİŞKİN HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca…. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise… Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.04.2023 tarihinde karar verildi.