YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15932
KARAR NO : 2023/2222
KARAR TARİHİ : 12.04.2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. …. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.11.2018 tarihli ve 2018/132 Esas, 2018/407 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314/2, 221/4 ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. …. Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 06.05.2019 tarihli ve 2019/790 Esas, 2019/1010 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca eleştirilerek esastan reddine karar verilmiştir.
3. 7188 sayılı Kanununun 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 30.09.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi, hukuka aykırı olarak alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edildiğine, sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, etkin pişmanlık hükümlerinin üst hadden uygulanmasına, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesine ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
…Valiliğinin gelen cevabi yazısında FETÖ/PDY’ye ait olan ve 25.12.2015 tarihinde Genel Kurul Kararıyla Feshedilen Yeşilırmak Eğitim Gönüllüleri Derneğine 10.09.2008 – 15.01.2012 tarihleri arasında üye olduğu, sanığın “Yeşilırmak Eğitim Gönüllüleri Derneğine üye idim. 2012 yılında çıktım. Yönetime aldıkları bir şahıstan dolayı, fikirden dolayı ayrılmıştım. Giriş amacım da vatana millete faydalı olmaktı. Yeter ki 1 insanı kurtarayım diye düşünmüştüm.” şeklindeki beyanı ile de sanığın FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının olduğunun anlaşılması ile sanık hakkındaki beyanlar ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile önceden süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik arz eden organik bağının bulunduğu ve sanığın eylemlerinin bir bütün halinde 3713 sayılı TMK’nın 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının yollamasıyla 5237 sayılı TCK’nın 314/2 nci maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu oluşturduğu konusunda mahkememizde tam bir vicdani kanı hasıl olmuştur. Her ne kadar sanık … üzerine atılı suçu reddetse ve örgütün silahlı örgüt olduğunu bilmediğini iddia etse de, sanığın sohbetlere katıldığı, sohbet verdiği, mahrem imamlık yaptığı, kod adı kullandığı hususunda etkin pişmanlık kapsamında verdiği samimi beyanlar ile tanıklar D.Y., D.S. ve T.U.’nun samimi beyanları ile Emniyet Mahrem İmam raporu; sanığın ByLock programını kullandığı hususunda etkin pişmanlık kapsamında verdiği samimi beyanları ile dosyada bulunan ByLock raporu, BTK İP kayıtları ile ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı delil olarak kabul edilip bunlara itibar edilmiş, sanığın sohbet vermesi, mahrem imamlık yapması ve ByLock programını kullanıyor olması nedeniyle objektif sorumluluk gereği örgüt üyesi olmadığına ve FETÖ/PDY’nin silahlı örgüt olduğunu bilmediğine dair suçtan kurtulmaya matuf savunmasına itibar edilmemiştir.
Bunun yanında ByLock programının yukarıda değinildiği üzere sadece örgüt elemanları tarafından aktivasyon kodu ile doğrulanarak kullanılabilmesi, karşılıklı ekleme olmadan iletişime geçilememesi, genel olarak farklı isimle kullanılması ve mesajların bir süre sonra kendiliğinden silinmesi ve Yargıtay 16. Ceza Dairesinin (İlk Derece Olarak) 24.04.2017 tarih 2015/3 Esas 2017/3 Karar sayılı ilamı ve yine 16. Ceza Dairesinin (temyiz mercii olarak) 14.07.2017 tarih 2017/1443 Esas 2017/4758 Karar sayılı ilamında “ByLock iletişim sistemi, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla
oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacaktır.” şeklindeki tespiti sebeplerinden ötürü bunun tek başına bile örgüt üyeliği için yeterli olduğuna mahkememizce kanaat getirilmiştir.
Her ne kadar TCK’nın 221/3 üncü maddesinde “Örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeden yakalanan örgüt üyesinin, pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi hâlinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.” şeklinde düzenleme mevcutsa da, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün çok geniş kapsamda belki sayıları yüzbinlere ulaşan üyesinin bulunması, örgütün niteliği ve faaliyetlerinin kapsamı, örgütün tepe kadrosunun dahi tam olarak tespit edilememiş olması gibi sebeplere binaen yakalanan örgüt üyesinin birkaç örgüt üyesinin yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesinin şahsi cezasızlığa sebep olamayacağı, bu durumun örgütle mücadelede etkin olma ruhuna ve kanunun gerekçesine aykırı olacağı, aksi düşünceyle çok fazla sayıda üyesi olan FETÖ/PDY silahlı terör örgütünde örgüt üyelerinin birkaç örgüt üyesinin ismini vererek cezadan kurtulmanın yolunun açılacağı, bunun hukuk ve hakkaniyete aykırı sonuçlar doğuracağı, örneğin örgüte en alt seviyede katılıp ciddi şekilde etkin faaliyeti bulunmayan örgüt üyesinin çok az sayıda örgüt üyesini tanıyıp bunların da zaten yakalanmış olması halinde TCK’nın 221/3 üncü maddesindeki şahsi cezasızlıktan yararlanamayacağı, ancak yukarıda bahsedilen nitelikteki ve daha tepe kadroda bulunan örgüt üyesinin birkaç isim vererek cezadan kurtulmasının vicdana ve hukuka uygun olmayacağı, özetle TCK’nın 221/3 üncü maddesinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üye ve yöneticileri bakımından çok dar yorumlanmasının mümkün olamayacağı ve bu hususa ilişkin de Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2018/986 Esas 2018/1740 Karar sayılı ilamının da aynı doğrultuda olduğu anlaşıldığından sanık hakkında etkin pişmanlık sebebiyle şahsi cezasızlık sebebi uygulanmamıştır.
Sanığın FETÖ/PDY yapılanmasına ilişkin verdiği isimler hakkında FETÖ/PDY’den soruşturma veya kovuşturma bulunup bulunmadığına ilişkin yapılan araştırmada ve yazılan müzekkereler neticesinde; …T. ve M.Ç. hakkında 2016/4856 sayılı ve T.U. hakkında 2017/5971 sayılı dosyalar üzerinden Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma yürütülmekte olup, soruşturmaların derdest durumda olduğu, İ.E. hakkında Tokat Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/11343 sayılı dosyasından soruşturma yürütüldüğü, yetkisizlik kararı ile Kütahya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği anlaşıldığının teyidi Tokat Cumhuriyet Başsavcılığının yazısı ile; L.B. (Mahkememizin 2017/74 Esas 2018/115 Karar), U.Ç. (Mahkememizin 2017/86 Esas 2018/96 Karar), B.K. (Mahkememizin 2017/85 Esas 2018/104 Karar), … (Mahkememizin 2017/103 Esas 2018/62 Karar), M.B.K. (Mahkememizin 2018/71 Esas), Y.Y. (Mahkememizin 2018/101 Esas), İ.D. (Mahkememizin 2018/103 Esas) ve H.T. (Mahkememizin 2017/75 Esas 2017/130 Karar) isimli kişilerinde mahkememizde yargılandıklarının dosya arasına alınan tensip, iddianame ve gerekçeli kararlarla anlaşıldığı ve bu hususların somut dosya ve deliller ile büyük ölçüde örtüştüğü görülmüştür. Her verdiği isim açısından soruşturmanın ve kovuşturmanın akibetini beklemenin verdiği isimlerin örgütle alakalı isimler olduğu da dosya kapsamıyla belirlendiğinden yargılamayı uzatacağı değerlendirilmiş ve soruşturmaların sonucu beklenmemiştir.
Bu kapsamda sanığın etkin pişmanlıkta bulunurken zikrettiği isimlerin sayısı, bu kişilerin etkinliği, verdiği bilgilerin ve isimlerin bu suç kapsamında bilinmeyen isimler olmaması itibariyle yapılan değerlendirmede, sanık örgütle ne zaman ve nasıl irtibatının başladığı, kimlere, ne zaman sohbet verdiği ve kimlerden sorumlu olduğu, ByLock programını kimin, nerede ve nasıl yüklediği hususlarını ayrıntılı şekilde anlatıp ikrar ettiği, kod adı hususunda ise sanık hakkında düzenlenen mahrem raporun sorumlu kişisi tarafından düzenlenmesi, ByLock programını da sanığa başka birinin yükleyip, faaliyete geçirmesi
neticesinde kullanıcı adı ve şifreyi de sanığın oluşturmadığı, sanığın kod adı kullandığı hususunda da herhangi bir tanık beyanının olmadığı hususları dikkate alındığında bu husus sanık aleyhine yorumlanmamış olup sanığın haricinde bu kod adının belirlendiği hususu kabul edilerek yapılan değerlendirmede sanığın örgütteki konumu ile uyumlu olarak örgütle alakalı bildiği hususlarda bilgi verdiği ve samimi beyanlarda bulunduğu değerlendirilmiş olup sanık hakkında TCK’nın 221/4-2 nci cümlesi gereğince alt sınırdan bir miktar uzaklaşılarak indirim uygulanmış olup, suçun işleniş şekli, sanığın suç kastının yoğunluğu, örgütün niteliği, sanığın örgütteki konumu ve faaliyetleri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı gözetilerek temel cezada alt sınırdan bir miktar uzaklaşılarak hüküm kurmak gerekmiştir.
Her ne kadar sanığın örgüte maddi yardımda bulunma eylemlerinin ayrıca 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçu oluşturduğundan bahisle cezalandırılması istenmiş ise de, anılan kanun maddesinde “…3 üncü madde kapsamında suç olarak düzenlenen fiillerin gerçekleştirilmesinde tümüyle veya kısmen kullanılması amacıyla veya kullanılacağını bilerek ve isteyerek belli bir fiille ilişkilendirilmeden dahi bir teröriste veya terör örgütlerine fon sağlayan veya toplayan kişi, fiili daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” şeklindeki düzenleme karşısında, TCK 314/2 nci maddesi ve 3713 sayılı Yasa’nın 5/1 inci maddesi daha ağır bir ceza hükmü içerdiğinden ve TCK’nın 44 üncü maddesinde düzenlenen fikri içtima kuralları gereği ayrıca bu kanun uyarınca ceza tertibi yoluna gidilmemiş olup yukarıda gerekçelendirilen hususlar ışığı altında sanığın mahkumiyetine karar verildiği görülmüştür.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre emniyet mahrem imamı olarak örgütsel sohbet toplantılarına katıldığı, örgütsel toplantılarda sohbet verdiği, ByLock kullanıcısı olduğu ve sohbet organizasyonları yaptığı anlaşılan sanığın, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylemler yürüterek örgütle organik bağ kurmak suretiyle örgüt üyesi olduğuna dair kabulde, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesindeki ölçütler doğrultusunda tayin edilen temel cezada, etkin pişmanlık hükümleri çerçevesinde 221/4 üncü madde kapsamında takdiri indirimin 2/3 oranında ve 62 nci maddesi kapsamında takdiri indirimin 1/6 oranında uygulanmasına dair gerekçede isabetsizlik bulunmamaktadır.
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 06.05.2019 tarihli ve 2019/790 Esas, 2019/1010 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ….Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.04.2023 tarihinde karar verildi.