Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/196 E. 2023/345 K. 16.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/196
KARAR NO : 2023/345
KARAR TARİHİ : 16.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2021/631 E., 2022/517 K.
vekili Avukat …
FER’Î MÜDAHİL : … vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 12.11.2016
KARAR : Ret

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin, davalı işyerinde 11.11.2013-21.01.2015 tarihine kadar muhasebeci olarak çalıştığını, müvekkilinin haksız yere işten çıkartıldığını, çalıştığı sürelerin tam olarak sigortaya bildirilmediğini, davacı müvekkilinin, davalı işverene ait işyerinde 11.11.2013 tarihinden itibaren aralıksız olarak 21.01.2015 tarihine kadar sigortalı olarak çalışmış olduğunun tespitine, bu süre içerisinde sigortaya bildirilmeyen günlerinin sigortalı hizmetten sayılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davacının dava dilekçesindeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacının 25.09.2014 tarihinde işe başladığını, 23.01.2015 tarihinde işten ayrıldığını, bu hususun SGK kayıtları ile sabit olduğunu, işveren aleyhine açılan 42 adet işçilik alacakları dava dosyalarında, hiçbir işçinin çalışmalarının sigortaya eksik bildirildiğine dair bir iddiada bulunulmadığını, bildirilen tanıkların davalı aleyhine dava ikame eden husumetli tanıklar olduğunu, beyanlarına itibar edilmesinin mümkün olmadığını, haksız açılan işbu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Fer’i müdahil kurum vekili, incelenen kurum kayıtlarına göre davacının çalıştığı günlerin bildiriminin yapıldığının anlaşıldığından bu nedenle davanın reddi gerektiğini, öncelikle çalışıldığı iddia edilen hizmete ilişkin belgelerin işveren tarafından verilmediğini ya da çalışıldığının kurumca tespit edilip edilmediğinin araştırılması gerektiğini, daha sonra hizmetin geçtiği iddia edilen yıllarda işyerinin gerçekten var olup olmadığı, 506/5510 sayılı kanun kapsamında ve kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı, çalışma iddiasının işyeri kayıtları, ücret ödeme belgeleri gibi yazılı deliller bağlamında araştırılması, çalışma konusu işin niteliği, devamlılık gösterip göstermediği, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konusundaki tanık ifadelerinin inandırıcılığı hakkında, tanık beyanlarının işyeri kapsamı, kapasite ve niteliği dikkate alınarak değerlendirilmesi, çalışıldığı iddia edilen işyerinde birlikte çalışan ve işverenin bordrolarında kayıtlı kişiler ile aynı çevrede benzer işi yapan başka işverenlerin çalıştırdığı ve bordrolarda geçmiş kişilerin dinlenmesi, ücret konusunda tespiti talep edilen sürenin başlangıç ve bitişini belirleyebilecek ödeme belgeleri ve sair bu nitelikte bir belge yoksa, iddialara ilişkin olarak yazılı deliller aranmalı, çalışmanın sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı ya da ne zaman bu niteliğe kavuştuğu yönü üzerinde durulmalı, çalışıldığı iddia edilen dönemde birbiri ile çakışan sigortalı bildirimleri var ise bu durumlar yazılı deliller ile açıklığa kavuşturulması gerektiğini, davacının çalışmasının var olduğunu iddia ettiği dönemde kurumdan herhangi bir şekilde aylık alıp almadığı, herhangi bir gelirinin olup olmadığı, eğer var ise çalışmalarının kuruma bildirilmediği hususunda hangi gerekçe ile bir müracaatının mevcut olmadığı açıklanmalı, sigortalının hizmetinin tespitini istediği dönemlerde sosyal yardımlaşma vakıflarından yardım alıp almadığı araştırılmalı, bu dönemde yardım aldığının tespiti halinde bu dönemde sigortalı çalışmasının bulunamayacağı gözetilmesi gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 10.07.2018 tarihli ve 2016/599 E. 2018/524 K. sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 20.10.2020 tarihli ve 2019/55 Esas, 2020/1437 Karar sayılı kararıyla; Somut dosyada; davacının 25/09/2014-23/01/2015 tarihleri arasında, davalıya ait … sicil numaralı işyerinden toplam 116 gün süreyle sigorta bildiriminin yapıldığı, davacının, bildirim öncesindeki hizmetlerinin tespitini istediği, davacı tanıklarından … ile …’ın davacının iddialarını doğruladıkları ancak bu tanıkların davalı işveren aleyhine açtıkları davaları bulunduğu, diğer bordrolu tanıkların davacının bildirim yapılan sürede çalıştığını beyan ettikleri, bildirim öncesi döneme ilişkin yazılı delil de bulunmadığı, davacının sigorta girişinin 25.09.2014 tarihinde yapıldığı belirgin bulunduğundan tedavi kayıtlarının istenmesinin sonuca etkili olmadığı, bildirim öncesindeki çalışmaların ispatlanamadığı gözetildiğinde, delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davanın reddine dair verilen kararın yerinde olduğu belirgin olup, ayrıca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkeme kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 06.10.2021 tarihli ve 2020/12059 E. 2021/11691 K. sayılı ilamında; somut olayda, davacının, davalı işveren yanında, 25.09.2014-23.01.2015 tarihleri arasında Kurum’a bildirimlerinin yapıldığı belirgindir. Mahkemece, ispatlanamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; Öncelikle Kurum’a bildirilen süreler yönünden bildirimlerinin tam yapılmış olması karşısında, 25.09.2014-23.01.2015 tarihleri arasında hukuki yarar yokluğundan davanın reddi gerekirken yazılı gerekçelerle reddine karar verilmesi isabetsiz bulunduğu, 11.11.2013-25.09.2014 tarihleri arasında ise, mahkemenin kabulü eksik incelemeye dayalı olduğu, davacının az yukarıda belirtilen talep dönemi esas alınmak suretiyle, işyeri bordrolu tanıklarından davacının çalışmalarını bilebilecek nitelikte olanlardan gerek davacı ve davalı işverenin göstereceği tanıklar gerekse re’sen araştırma ilkesi ışığında; öncelikle belirtilen dönem kapsamında davacının çalıştığı iş yerindeki bordrolu tanıklar ile komşu işyeri tanıkları re’sen belirlenerek bilgi ve görgülerine başvurulması, tanıkların hizmet cetvellerinin dosya içine alınması, belirlenmesi halinde komşu işyerinin/işyerlerinin vergi ve Kurum kayıtlarının getirtilmesi ve elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerektiği yönlerinden bozulmuştur.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında;İncelenen tüm dosya kapsamında dava konusu olayda; davacının 25.09.2014-23.01.2015 tarihleri arasında belirsiz süreli hizmet akti ile toplam 116 gün çalıştığı HDC kaydı ile sabittir. Davacı taraf, davacının 11.11.2013-21.01.2015 tarihleri arasında çalıştığını iddia etmiştir. Davalı iş yerinin 15.05.1999 tarihinde yasa kapsamına alındığı görülmüştür. Davacının, bildirim öncesindeki hizmetlerinin tespitini istediği ve buna ilişkin olarak yapılan bozma öncesi ve bozma sonrası toplanan delillerden davacı tanıklarından … ile …’ın davacının iddialarını doğruladıkları ancak bu tanıkların davalı işveren aleyhine açtıkları davaları bulunduğu, diğer bordrolu tanıkların davacının bildirim yapılan sürede çalıştığını beyan ettikleri, bir kısım tanıkların davacıyı tanımadıklarını beyan ettikleri, yapılan komşu işyeri tanıklarına ilişkin kolluk araştırmasında davacıyı ve çalışmasını bilen kimsenin tespit edilmediği, davalı işyerinin çalışma alanının büyük ve etrafının çevrili olması sebebi ile çalışmanın komşu işyerleri tarafından görülmesinin zor olduğu, bildirim öncesi döneme ilişkin yazılı delilin bulunmadığı, hizmet tespit davaları kamu düzenine yönelik olduğundan iddia edilen çalışma sürelerinin tespiti tereddüte yer bırakmayacak şekilde kanıtlanması gerektiği ancak tanıkların davacının işe giriş çıkış tarihlerine ilişkin olarak özellikle bildirim öncesindeki hizmetlerine net bir beyanlarının bulunmadığı, dosyada tespite esas olacak şekilde şüphesiz, tereddüde yer bırakmayacak şekilde bildirim öncesine ilişkin çalışmanın ispat edilemediği anlaşıldığından davacının 11.11.2013-21.01.2015 tarihleri arasındaki iddiasına ilişkin olarak 25.09.2014-23.01.2015 tarihleri arasında kuruma bildirim yapıldığından bu tarihler yönünden davanın hukuki yarar yokluğundan, 11.11.2013-25.09.2014 tarihleri yönünden ise davanın tereddüte yer bırakmayacak şekilde ispatlanamaması sebebi ile davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, eksik araştırmaya dayalı hüküm kurulduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 11.11.2013-21.01.2015 döneminde çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesidir.

3. Değerlendirme
Somut dosyada; davacının 11.11.2013-21.01.2015 tarihleri arasında çalıştığının tespitini talep ettiği, hizmet cetvelinde 25.09.2014-23.01.2015 döneminde davalı iş yerinden bildirimlerinin yapıldığı, davacının iş yerinde muhasebe bölümünde çalıştığı, mahkemece bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargitay İçtihadı Birleştirme kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bir Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda; Mahkeme yönünden o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine bozma kararında açıklanan hukuki esaslar çerçevesinde hüküm kurmak yükümlülüğü doğar. Bu hukuki aşama “usuli kazanılmış hak” olarak adlandırılır. Bu hukuki müessese Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esaslar ve istenilenler kapsamında işlem yapmak ve hüküm kurma zorunluluğunu getirir.

Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de bozma gereği yerine getirilmeden karar verildiği görülmektedir. Bu kapsamda, davacının muhasebe bölümünde çalışması karşısında muhasebe kayıtları ve iş yeri kayıtları üzerinde inceleme yapılmalı, aynı dönemde çalışması olan tanık … ile bozmadan sonra dinlenen …’ın beyanları da dikkate alınarak ihtilaf konusu dönemde çalışması bulunan başka bordro tanıkları tespit edilerek dinlenilmeli, diğer yandan davacının göstereceği tanıkların da beyanları alınmalı, elde edilecek sonuç değerlendirilmek suretiyle karar verilmelidir.

Yukarıda belirtilen maddi ve hukuki nedenler gözetilmeksizin karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA,

2. Dosyanın kararı veren mahkemesine gönderilmesine,

Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

16.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.