Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/4554 E. 2023/1975 K. 03.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4554
KARAR NO : 2023/1975
KARAR TARİHİ : 03.04.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Davanın reddine

Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkeme kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Davacı … dava dilekçesiyle; … İli … İlçesi … Köyü … Mahallesi 609 sayılı parsele bitişik Işıklar mevkiinde bulunan dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu ileri sürerek, 4721 sayılı Türk Medeni Kanun’un (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesi hükmüne göre adına tescili istemiyle dava açmış ve yargılama devam ederken sunduğu dilekçe ile, dava konusu yere etrafı ile birlikte 1412 nolu parsel numarası verildiğini ve bu şekilde tescil edildiğini belirterek, davayı tapu iptal ve tescil davası olarak ıslah etmiştir.

2. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1982 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile daha sonra 2896 sayılı 31.8.1956 tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanununun (6831 sayılı Kanun) Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanuna göre (2896 Sayılı Kanun) 04.08.1985 tarihinde ilânı yapılarak kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması muvcut olup, arazi kadastrosunun 15.10.1981 tarihinde kesinleştiği ve davanın devamı sırasında dava konusu taşınmaza 1412 parsel numarası verilerek ihdasen orman niteliği ile Hazine adına tapuya bağlandığı anlaşılmaktadır.

II. CEVAP
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 07.06.2011 tarihli ve 2010/419 Esas, 2011/202 Karar sayılı kararı ile, arazi kadastrosunun kesinleşmesinin üzerinden 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

2. Yargıtay (20). Hukuk Dairesinin 12.11.2012 tarihli ve 2012/10719 Esas, 2012/12459 Karar sayılı ilamıyla; “Mahkemece, arazi kadastrosunun üzerinden 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmişse de, davanın nitelendirilmesinde ve delillerin takdirinde yanılgıya düşülmüştür. Şöyle ki; dava, kadastro tespitine itiraz olmayıp, 4721 sayılı Kanun’un 713 üncü maddesi gereğince tapusuz taşınmazın tesciline ilişkin olduğundan, tescil istenebilmesi için paftaların kesinleşmesinden itibaren 20 yıllık zilyetlik süresinin geçmesi gerekmektedir. Davanın açıldığı tarihte taşınmaz, paftasına çalılık yazılarak tapulama harici bırakılmış olduğundan ve tapu kaydı bulunmadığından, 4721 sayılı Kanun’un 713 üncü maddesi gereğince bu tür davalarda yasal hasım Hazine ile birlikte, Orman Yönetimi ve ilgili köy tüzel kişiliği olan … Mermerler Mahallesi Tüzel Kişiliği olduğundan, davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanmalı, ondan sonra işin esasına girilmelidir.” denilerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu yerde masraf ve emek harcanarak tarıma elverişli hale getirme durumunun söz konusu olmadığı, dava konusu taşınmazın emek ve para sarf edilerek kültür arazisi haline getirilmediği, dava konusu taşınmazda yer yer bazı orman bitkilerinin yeni kesilmiş köklerinin olduğu, bu durumunda davacının kötü niyetini gösterdiği, dava konusu taşınmazın kuzey, doğu, batı kısımlarının orman olduğu, 6831 sayılı Kanun’un 1 inci maddesi hükmü uyarınca orman sayılan bir yerin olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılmasının mümkün olmayacağı, orman sayılmayan orman içi boşlukların olağanüstü zamanaşımı veya başka bir yoldan kazanılmasının da mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın … tüzel kişiliği yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden davanın esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde; mahkemeye bildirdiği tanıkların tümünün dinlenmediğini, bozma ilamında değinilen eksikliklerin giderilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, dosyaya sunulan bilirkişi raporlarının eksik incelemeye dayalı olarak tanzim edildiğini, dava konusu yerle ilgili hava fotoğraflarında ve memleket haritalarında orman olarak açıkça belirtilmiş olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince bu hususun göz önünde bulundurulmadığını belirterek, hükmün bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Tapu iptali ve tescil davasında, dosya içeriğine, bozmanın mahiyetine, kapsamına ve dava dilekçesindeki açıklamaya göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanım koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 17 nci maddeleri, 4721 sayılı Kanun’un 713 üncü maddesi,

3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 … içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

03.04.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.