Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/15782 E. 2023/520 K. 15.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15782
KARAR NO : 2023/520
KARAR TARİHİ : 15.02.2023

T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
TUTUKLU

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.09.2021 tarihli ve 2021/47 Esas, 2021/434 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,, hak yoksunluklarına cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir.
2.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 12.01.2022 tarihli ve 2021/1705 Esas, 2022/10 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 21.03.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle ;
1-Duruşmalar sırasında savunmalara hakkı kısıtlanarak adil yargılama hakkının ihlal edildiğine,
2-Delilerin duruşmada değerlendirilmediğine,
3-Müşteki olmayanlar gerekçeli kararda müşteki yapıldığına,
4-Delillerin değerlendirilmesi bilirkişi adı altında başkasına yaptırıldığına,
5-Yargılamanın şahsiliği ilkesi ihlal edildiğine,
6-Lehe olan deliller değerlendirilmeye alınmadığına, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine,
7-HTS kayıtlarının ceza yargılamasında delil olarak kabul edilemeyeceğine, arayanın ve içeriğinin belli olmadığı sırf aranma bilgisinin olduğu böyle bir çalışmanın ceza yargılamasında delil sayılması ve delil vasfının olması mümkün olmadığına, delilin CMK 135. maddesine aykırı elde edildiğine, hukuka aykırı delil kapsamında olduğuna, özel hayatın gizliliği ve haberleşme hürriyetlerinin ihlali niteliğinde olduğuna, müvekkiline ait hts kayıtlarının Yargıtayın aradığı kriterleri sağlamadığına, yine bu aramalar ile ilgili olarak beyanı alınan ve tanıkların beyanları müsnet aramaların örgütsel nitelikte olmadığının bariz delili olduğuna, bu arayanların örgüt abisi olduğu ve aramaların örgütsel olduğuna dair tek bir somut delil sunulmadığına,
8-Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,
ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Anlatılan deliller ve mahkememizce yapılan değerlendirmeler sonucunda; dosyaya gelen ankesörlü telefonlardan ardışık arama kayıtlarına göre örgüt mahrem imamlarıyla ankesörlü telefonlar üzerinden irtibat kuran bir kişi olması, dosya içerisine getirtilen personel sicil dosyası ve buna bağlı olarak alınan bilirkişi raporuna göre FETÖ/PDY bağlantılı bir kişi olduğunun tespit edilmiş olması, tanık beyanlarına göre sanığın 2004 yılından itibaren örgüte ait evlerde Hava Harp Okuluna hazırlık yapılarak sokulan bir kişi olması, her ne kadar eziyet etme suçundan kendisine beraat kararı verilmiş ise de okuldaki diğer FETÖ/PDY mensupları ile birlikte hareket ettiğinin anlaşılmış olması, aile bireylerinin birçoğunun FETÖ/PDY bağlantısı bulunduğuna ilişkin bilirkişi raporunun bulunması, subay mahrem imamı olan ve hükmen tutuklu olan … ile 2 farklı tarihte ankesörlü telefonlardan ardışık olarak aranmış olması hususları dikkate alındığında sanığın üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sabit olduğu mahkememizce kabul edilmiş, sanığın tamamen inkara yönelik olan savunmasına yukarıda açıklandığı üzere delillerin mahiyeti ve ispat gücü anlamında mahkememizde bir tereddüt yaşanmadığından itibar edilmemiştir.
Sanığın tanık beyanlarına göre örgüt üyesi olmayan askeri okul öğrencilerine eziyet boyutuna varmayan şekilde mobbing uygulayarak askeri okuldan ayrılmalarını sağlayan bir kişi olması,tanık beyanlarına göre 2004’ten beri örgütün içinde yer alan aktif bir üyesi olması, Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde pilot Üsteğmen olması dikkate alındığında kamusal kudret kullanmaya Üsteğmen seviyesinde elverişli konumunun bulunması sebebiyle meydana getirebileceği olası zarar ve tehlikenin ağırlığı, devlete sadakat yükümlülüğünü ihlal etmiş olması, kastın yoğunluğu ve suçun işleniş şekli göz önüne alınarak başkaca örgüt üyesiyle aynı seviye ve şartlarda değerlendirilmesinin adalete ve hakkaniyete aykırı olacağı kanaatine varılarak ceza tayin edilirken alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Sanığın duruşmalardaki saygılı tutum ve davranışları, verilecek cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri ve sabıkasız geçmişi lehine takdiri hafifletici sebep kabul edilerek sanığın cezasından TCK’nın 62. maddesinde düzenlenen takdiri indirimin uygulanması gerektiği vicdani kanaatine varılarak, sanığın 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a)Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay(kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında ve dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b) Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay( kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 13.11.2019 tarih ve 2018/5526 Esas- 2019/6842 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; bir asker şahsın; gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren bir delil olacağı kabul edilmiştir.
c) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, lise öğrencisi olduğu dönemde örgüt evlerinde askeri sınavlara hazırlanan ve harp okulununda öğrenim gördüğü sırada da mahrem imamlarla görüşmeye devam ederek örgütsel toplantılara katılan, subay rütbesi ile görev yaptığı dönemde örgütün mahrem imamları tarafından sabit veya ankesörlü hatlardan ardışık ve tekil yöntemlerle aranan sanığın anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
d) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, sanık hakkında kurulan hükümde, hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 12.01.2022 tarihli ve 2021/1705 Esas, 2022/10 sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.02.2023 tarihinde karar verildi.