Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/1318 E. 2023/1107 K. 13.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1318
KARAR NO : 2023/1107
KARAR TARİHİ : 13.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2128 E., 2022/2135 K.
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 10.12.2021
HÜKÜM/KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Aydın 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/488 E., 2022/231 K.

Taraflar arasındaki Tarım Bağ-Kur tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı asil ve davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı asil dava dilekçesinde özetle; Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tescil tarihinin 01.01.2001 olarak belirlenmesini, S.S. … Tarımsal Kalkınma Kooperatifince 01.04.2011 tarihinden itibaren kesilen Bağ-Kur prim kesintilerinin göz önüne alınarak oluşacak prim borçlarından mahsubunun yapılmasını, tescil tarihinin 01.01.2001 tarihi olduğunun tespitini talep etmiştir.

II.CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 27.01.2021 tarihinde, 2007/44 nolu genelge ve 7 Nolu tebliğ hükümlerine göre geriye dönük tescilinin yapılması için müracaatta bulunduğunu, ancak dilekçe eki SS. … Tarımsal Kalkınma Koop.’ne ait 2001-2020 yıllarına ait müstahsil listelerinde davacının adına 30.04.2012 tarihine kadar herhangi bir Bağ-Kur kesintisinde rastlanılmadığını, 7 nolu tebliğ hükümlerine ve sattığı ürünlerden yapılan kesintilere göre geriye dönük tescil yapılma uygulamasının 01.04.1994 – 01.10.2008 tarihleri arasındaki Bağ-Kur kesintileri için geçerli olduğunu, mevcut uygulamaya göre 30.04.2012 tarihli ilk kesinti ve sonraki kesintiler için geriye dönük tescil işleminin mümkün bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “1-Davanın kısmen kabulü ile;
– … TC kimlik numaralı davacı …’ın 01.05.2012 – 31.10.2020 tarihleri arası Zorunlu Tarım bağkur sigortalısı olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine” karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı asil ve davalı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

B.İstinaf Sebepleri:
1. Davacının İstinaf Sebepleri
Davacı asil, 2001 – 2012 yılları arasına ilişkin talebinin de kabul edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

2. Davalı Vekilinin İstinaf Sebepleri
S.S. … Tarımsal Kalkınma Kooperatifine ait 2001 – 2020 yılarına ait müstahsil listelerinde davacının adına 30.04.2012 tarihine kadar rastlanılmadığını, bu nedenle kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur.

C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2926 sayılı Kanun’un 2/1 ve 3/b maddeleri

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Üye …’ın muhalefetine karşı Başkan …, Üyeler …, … ve …’nın oyları ve oyçokluğuyla

13.02.2023 tarihinde karar verildi.

(M)

KARŞI OY

Daire çoğunluğu ile aradaki uyuşmazlık, 5510 sayılı Kanun döneminde tarımsal ürün satanların, sattıkları ürün bedeli üzerinden kesilen tevkifatlar nedeniyle 4/1-b kapsamında tarım sigortalısı sayılıp sayılamayacakları noktasındadır.

Tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanların sigortalılıkları 17.10.1983 tarihli 2926 sayılı Kanun ile sağlanmakta iken bu Kanun 5510 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış, tarım sigortalıları ise aynı Kanun’un 4/1-b4 bendi kapsamına alınmışlardır.

Mevzuatımızda sigortalılığın başlaması, davamı ve sonlanması ayrı ayrı düzenlenmiştir. Sigortalılığın başlaması için öncelikle sigortalılık iradesi, başvurusu gerekmekle birlikte bazen de zorunlu sigortalılıkta Kuruma resen tescil görevi de yüklenmiştir. Kendi adına ve hesabına tarım sigortalılığı zorunlu sigortalılık olup bu konudaki yasal düzenlemelere göz atmak gerekmektedir.

2926 sayılı Kanunda üç türlü tescil şartı düzenlenmiştir.
1.Sigortalıların kayıt ve tescil yaptırması (m. 7),
2.Köy ve mahalle muhtarlarının bildirimi (m. 8),
3.Kurumun resen tescili (m. 9).

Yukarıda sayılan tescil usulleri dışında Kurumun prim alacaklarını tahsil amacıyla, Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkifat kesilmesi halinde, prim ödemesi olarak kabul edilip Kurumun resen kayıt ve tescil yükümlülüğü kapsamında yargı kararları ile tescil sağlanmıştır.

2926 sayılı Kanun’un “Primlerin ödenmesi” başlıklı 36 ıncı maddesinin birinci fıkrasında, sigortalının, 31 inci maddede belirtilen prim borcunu, ait olduğu yıl içinde Bakanlar Kurulunca belirlenen dönemlerde ödemek zorunda olduğu, Kurumun prim alacaklarının, Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle de tahsil edilebileceği belirtilmiş, anılan madde, 02.08.2003 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanunun 56’ncı maddesi ile ilga edilmiş olmasına karşın, bu Kanunun 27’nci maddesi ile söz konusu hüküm, 1479 sayılı Kanunun 53’üncü maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle yeniden ve aynı şekilde düzenlenmiştir. Benzer hüküm, 5510 sayılı Kanun 88 inci maddede, “4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi kapsamında sigortalı olarak tescil edilmiş olanların prim borçlarını, sattıkları tarımsal ürün bedellerinden borç tutarını geçmemek şartıyla % 1 ilâ % 5 oranları arasında olmak üzere kesinti yapılmak suretiyle tahsil etmeye Kurum yetkilidir” şeklinde düzenlenmiştir.

Kanuni düzenleme esas alınarak 03.04.1993 gün ve 93/4384 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile, “2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tabi sigortalıların ödeyecekleri primlerin ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsil edilmesine ilişkin ekli Karar’ın yürürlüğe konulması; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 19.03.1993 tarihli ve 209 sayılı yazısı üzerine, adı geçen Kanunun 36 ncı maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 03.04.1993 tarihinde kararlaştırılmıştır.” Uygulama 01.04.1994 tarihinde başlamıştır.

Kanuni düzenleme ve Bakanlar Kurulu kararı ile amaçlanan, mevcut sigortalıların ödemeleri aksayan prim borçlarının ödenmesine çözüm getirmektir. Ancak sigortalılığın zorunlu oluşu, Kurumun resen zorunlu sigortalılığı tescil görevi bulunması nedeniyle yargı kararları ile sattıkları ürünlerden tevkifat kesilenler de sigortalı olarak tescil edilmişlerdir. Kurumun ve kişilerin kendilerini uzun yıllar sigortalı saymadığı halde kuruşlarla ifade edilen bu kesintiler nedeniyle geçmişe yönelik yargı kararı ile sigortalılık kazandırılması beraberinde birçok sorunu meydana çıkarmıştır. Sigortalı olarak tescil edilen ve günü gününe primlerini ödemeye çalışan esnaf Bağ-Kur sigortalıları ile tarım Bağ-Kur sigortalıları arasında bir eşitsizlik de meydana getirilmiştir. Zira tarım Bağ-Kur sigortalıları yıllar önce sattığı ürün nedeniyle bir anda yaşlılık aylığına hak kazanacak sigortalılığı elde etmişlerdir.
Kanun koyucu 5510 sayılı Kanunda tarım sigortalılarının tescil şartlarını yeniden düzenlemiştir. 7/1-b maddesinde iki türlü tescil ve sigortalılık başlangıcı öngörülmüştür.

1.Kanunla kurulu ilgili meslek kuruluşlarınca,
2.Sigortalıların kendilerince bildirilmesi halinde.

5510 sayılı Kanunda yapılan önemli değişiklik, Kurumun resen tescil görevinin kaldırılmasıdır. Muhtarların bildirimi yerine ise kanunla kurulu meslek kuruluşlarının bildirimi getirilmiştir.

5510 sayılı Kanun döneminde de sigortalıların sattığı tarımsal ürünlerden kesinti yapılmasına devam edileceğine dair 88 inci maddede düzenleme yapılmış, uygulamanın nasıl yapılacağının ise Kurumca çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmıştır. 88. madde ve Kurumca çıkarılan 02.07.2013 tarih, 2013-27 sayılı tarımsal kesinti uygulaması genelgesine göre satılan tarımsal ürünlerden kesinti şartları şöyle belirlenmiştir.

1.5510 sayılı Kanun, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi kapsamında sigortalı olarak tescil edilmiş olmak,

2.Sigortalının mevcut sigortalılığından dolayı prim borcunun bulunması,

3.SGK tarafından borcu bulunduğu belirlenen sigortalının, sattığı ürün bedellerinden borç miktarını geçmemek kaydıyla %5 kesinti yapılmasını ürünü satın alan kişi ve kurumlardan istenmesi, gerekmektedir.

5510 sayılı Kanun 88 inci maddedeki düzenlemenin amacı, usulüne uygun olarak tescil edilen sigortalıların eğer varsa prim borçlarının sattıkları ürünlerden kesinti yapılarak ödenmesidir. Yoksa geriye doğru kayıt ve tescil sağlamaya ya da geçmişe yönelik hizmet kazanma imkânı veren bir uygulama değildir. Kanunda tescil şekli açıkça düzenlendiğinden artık tevkifat kesintisi nedeniyle tescil imkânı kalmamıştır.

Kurumca kesintiyi yapacak gerçek ve tüzel kişilere, sigortalıların durumlarını kontrol ettikten sonra kesinti yapma, Kuruma yatırma yükümlülüğü getirilmiştir (E-Kesinti programı ile). Kurum uygulamasına göre kesinti yapmakla sorumlu olanlar, 5510 sayılı Kanun’un 4’üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi kapsamına girmeyenlerin, bu kapsama girmekle beraber sigorta prim borcu olmayan veya bu borçlarını taksitlendirenlerin, kesinti muafiyet belgesi almış olanların sattıkları ürünlerden kesinti yapılmayacaktır. Eğer kesinti yapılmış ise Kurumca yersiz alınan miktarlar iade edilecektir.

5510 sayılı Kanunda tarım sigortalılığın tescili şekli şartlara bağlanmış, Kuruma resen tescil görevi verilmemiştir. Tarımla uğraşanların sattıkları ürünlerden Kuruma kesinti yapılabilmesi için öncelikli şart, Kanunun 4/1-b4 maddesi kapsamında tescilli olması zorunludur. Sigortalılığı tescil edilmeyenlerden kesinti yapılamayacağı gibi yersiz yapılanların da iadesi gerekmektedir. Tescil olmadan yersiz olarak kesinti yapılanların ödemelerini sigortalılık iradesi olarak yorumlamak veya Kuruma resen tescil görevi yüklemek mümkün değildir. 5510 sayılı Kanunun yeni düzenlemesi karşısında, Kanunun emredici hükmü doğrultusunda sigortalılık iradesi ortaya kopup tescil yaptırmayanlara geriye doğru kayıt ve tescil olma imkânı tanınmamıştır. Kişilerin Kuruma başvuru ile sigortalılık statüsü kazanmayıp yükümlülüklerini yerine getirmeden yıllar sonra geçmişte sattığı bir ürün bedelinden yapılan kesinti nedeniyle geçmişe yönelik sigortalılık kazanmak hukuk sistemi içerisinde mümkün olmadığı düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.