YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2009/6648
KARAR NO : 2010/2760
KARAR TARİHİ : 21.04.2010
…’i kasten öldürmekten, …’u da kasten öldürmeye teşebbüsten sanık …’ın yapılan yargılanması sonunda: Hükümlülüğüne ilişkin (…) Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 11/11/2008 gün ve 44/287 sayılı hükmün duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş ve hüküm kısmen re’sen de temyize tabi bulunmuş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle; sanığın duruşmaya müdafii göndermemesi nedeniyle duruşmasız olarak incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
A) Sanığın suç tarihinde 17 yaşını bitirdiği anlaşılmakla, yaş küçüklüğü nedeniyle, 5237 sayılı TCK.nun 18 yıldan 24 yıla kadar hapis cezası öngören 31/3. maddesi uyarınca yapılan uygulama sırasında üst sınıra yaklaşılarak ceza verilmesi yerine 18 yıl hapis cezası verilerek alt sınırdan ceza tayin edilmek suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
B) Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçlarının sübutu kabul, kasten çocuk öldürme suçu yönünden oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebinin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedeni dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık müdafiinin eksik inceleme ile karar verildiğine, öldürme suçu yönünden vasfa, öldürmeye teşebbüs suçu yönünden sübuta, yasal savunma koşullarının oluştuğuna, tahrikin varlığına yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle,
1)Kasten insan öldürme suçundan kurulan ve re’sen de temyize tâbi bulunan hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi (ONANMASINA),
2)Mağdur …’e yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçu yönünden ;
a)Maktülün telefonunun alınması ve geri verilmemesi nedeniyle sanık ve maktül arasında husumet bulunduğu, olay günü bu husumeti öğrenen ve tarafları uzlaştırma gayretinde olan, önceden de sanığı tanımayan mağdurun sanık ile konuşmak istediği, konuşmak istemeyen sanık ile mağdur arasında arbede yaşandığı, sanığın asıl hedefinin maktül olduğu, mağdurun sağ uylukta bulunan bıçak yarası nedeniyle hayati tehlike geçirmediği ve basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğu, sağ ön kolda bulunan bıçak yarası nedeniyle hayati tehlike geçirmediği ve basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olmadığı, öldürme kastını açığa çıkaran kanıt bulunmadığı anlaşılmakla; sanığın eylemine uyan silahla yaralama suçundan hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
b) Kabule göre de; sanığın mağdur …’i, sağ uylukta ve sağ ön kolda olacak şekilde bıçak ile yaraladığı, yaralanması nedeniyle mağdurun hayati tehlike geçirmediği ve sağ uyluktakinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte, sağ ön koldakinin basit tıbbi müdahale ile giderilemez nitelikte olduğunun belirlendiği anlaşılmakla, teşebbüs nedeniyle 5237 sayılı TCK. nun 9 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası öngören 35. maddesi uyarınca yapılan uygulama sırasında, zarar ve tehlikenin ağırlığı nazara alınarak cezanın alt sınıra yaklaşılarak ceza verilmesi yerine 12 yıl hapis cezası verilerek fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmekle, sanık müdafiinin temyiz itirazlarının bu itibarla kabulüyle, hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi (BOZULMASINA), 21/04/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.