YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/10646
KARAR NO : 2006/13275
KARAR TARİHİ : 12.10.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu kaydının iptali ve tescili davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, … Köyü 113 ada 7 parsel sayılı taşınmazın yörede 28.03.1990 tarihinde ilan edilip kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığını, davalı adına olan tapu kaydının iptali ve orman niteliği ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece, davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı yönetim tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
113 Ada 7 parsel 1993 yılında yapılan arazi kadasro sırasında 13203 m2 yüzölçümlü tarla niteliği ile Eylül 1981 tarih 23 nolu tapu kaydına dayanılarak Hazine adına tespit edilmiş, … ve Arkadaşları tarafından Hazine aleyhine Kadastro Mahkemesinin 1996/6 sayılı dosyasında açılan kadastro tespitine itiraz davası sonunda davacının dayandığı Temmuz 1996 tarih 253 numaralı bir hududu çalılık okuyan tapu kaydı kapsamında kaldığı belirlenerek tapu miktarı kadarının (6500 m2) davacılar adına, kalan 6703 m2’sinin Hazine adına tesciline karar verilmiş, bu şekilde davacı tapusu hükmen oluşmuş ise de bu hüküm taraf olmayan Orman Yönetimini bağlamayacağı için mahkeme gerekçesinde isabet bulunmamaktadır. Bunun yanında dosyada yer alan tapu kaydında … dışında kişiler de malik olarak gösterildiği halde Orman Yönetiminin sadece …’i hasım göstererek dava açmış olması da usule uygun değildir. Mahkemece diğer tapu malikleri aleyhine açılmış tapu iptali davası bulunup bulunmadığı araştırılarak açılmışsa eldeki dosya ile birleştirilmeli; açılmamışsa Orman Yönetimine bu konuda süre verilerek tüm tapu malikleri aleyhine dava açması sağlanmalı ve yine davalar birleştirilmeli, taraf oluşumu bu şekilde sağlandıktan sonra işin esasına girilmelidir.
Orman kadastrosunun kesinleştiği yerlerde bir yerin orman olup olmadığı kesinleşen orman kadastro haritasının yönetimce yerine uygulamasıyla anlaşılır.
Bu nedenle, mahkemece yukarıda açıklandığı şekilde taraf oluşumu sağlandıktan sonra işin esasına girilerek, öncelikle 1949 yılında kesinleşen 3116 Sayılı Yasa uygulamasının gösteren orman kadastro haritası, 1744 Sayılı Yasa uygulamasını gösteren aplikasyon ve 2. madde haritası, tespit dayanağı Eylül 1981 tarih 23 nolu ve davalının (Kadastro Mahkemesinin dosyasındaki davacının) dayanağı Temmuz 1996 tarih 253 nolu tapu kayıtarının ilk tesislerinden itibaren bulundukları yerden getirilerek; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak iki kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli, kesinleşen orman sınırı dışında kaldığı ve 2/B uygulamasına konu olmadığı anlaşıldığı takdirde tapu kaydı yönetimince mahalline uygulanmalıdır. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 12/10/2006 günü oybirliği ile karar verildi.