Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/1453 E. 2023/1058 K. 15.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1453
KARAR NO : 2023/1058
KARAR TARİHİ : 15.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul-Kısmen Ret

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ile davalı kooperatif arasında 30/01/1998 tarihli bir kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, buna karşın sözleşmeye göre dairenin teslim süresi olan 30/01/2004 tarihi geçmesine rağmen yaklaşık 9 yıllık kira alacaklarının bulunduğunu, bunun yanında inşa edilecek binalardan %42’si olan 33,64 dairenin müvekkile teslim edilmesi gerekmesine rağmen 0,64 hissesindeki dairenin kendilerine teslim edilmediğini, dolayısıyla 30/01/2004 tarihinden itibaren dava tarihine kadar 2.000,00 TL (ıslah ile birlikte 897.461,30 TL) işlemiş gecikmiş kira tazminatının tahsili ile 0,64 oranında daire hissesinin davalı adına kayıtlı bulunan tapu kaydının iptali ile kendi adlarına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesinin şekil şartlarına aykırı olup hukuki geçerliliğinin bulunmadığını, noter onayı olmadığını, sözleşmeye sonradan ilave edilen, kimin tarafından yazıldığı belli olmayan 30 Ocak 1998 tarihinin hiçbir geçerliliği olmadığını, … … ismi ve imzasının da tek başına hiçbir hukuki geçerliliği olmadığını, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu uyarınca tek bir imzayla kooperatifi borçlandırıcı işlem yapılamayacağını, dava dilekçesinde 33 adet dairenin 30.12.2011 tarihinde teslim alındığı belirtilmesine rağmen 30.01.2004 tarihinden itibaren dava tarihi 27.08.2013 tarihi itibariyle kira tazminatı istenmesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca kira tazminatı talep edilen dairelerin bir çoğunun 3. kişilere satıldığını, davaya konu edilen hisseli daire oranı her ne kadar davacılar tarafından 0,64 olarak belirtilse de bunun doğru olmadığını, zira hisseli dairenin %60 muris … …’e kalan %40’ı ise dava dışı … …’e verildiğini, bu hususun Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2008/183 Esas, 2010/475 Karar sayılı dosyasında sabit olduğunu, %40 hisse sahibi … … hakkında hisse aidatlarını ödememesinden dolayı üyelikten ihraç kararı alındığını, hukuki mesnetten yoksun ve hukuki yarar yokluğu bulunmayan davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 05.11.2015 tarihli ve 2013/528 Esas, 2015/792 Karar sayılı kararıyla; davacıların murisi ile davalı kooperatif arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiği, bu sözleşmenin uyuşmazlık dışı olduğu, sözleşme hükümlerinin uygulanmasından kaynaklanan geciken kira bedeli ve kısmı tapu iptali ve tescil olarak eldeki davanın açıldığı; taraflar arasındaki sözleşmeye göre dairelerin teslim edilmesi gereken tarihin 30/01/2004 olduğu, buna karşın dairelerin iskan ruhsatının alınmış olduğu tarih olan 30/10/2011 tarihine kadar kira tazminatının ödenmesi gerektiği, zira sözleşmenin tarafları bağlayıcı olduğu, toplam geciken kira tazminatı için sürenin 7 yıl 11 ay olup davacı tarafa düşecek toplam 33 daire üzerinden her ay için ve her daire için ayrıca 200 DM olarak ödeneceğinin belirlendiği, buna göre dava tarihi itibari ile DM hesabının güncellenmesi sonucunda toplamda 897.460,31 TL gecikmiş kira alacağının bulunduğu; davacı tarafa düşecek arsa payına karşılık kendilerine 33,60 oranında daire verilmesi gerektiği, yapılan keşif ve tapu kayıtlarına göre dava konusu 20831 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde kat mülkiyetinin kurulu olup D ve E Bloklarında 32 adet, C Blokta 1 adet olmak üzere toplamda 33 adet dairenin tamamının davacılar adına tescil (satış ve devirle birlikte) gördüğü, ayrıca aynı parsel C Blok 15 no.lu bağımsız bölümünün 3/5’lik hissenin davacılar adına kayıtlı olduğu, böylece toplamda davacılar adına 33,60 oranında dairenin eksiksiz olarak teslim edilmesi nedeni ile kısmi tapu iptali ve tescil isteminin haksız olduğu; sonuç itibari ile tüm dosya kapsamından 897.460,31 TL gecikmiş kira tazminatının davalı taraftan tahsiline, kısmi tapu iptali tescil isteminin ise ispatlanamaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 05.11.2015 tarihli ve 2013/528 Esas, 2015/792 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 27.09.2017 tarih ve 2016/296 Esas, 2017/2399 Karar sayılı ilamında; davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, davalı vekili tarafından ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı definde bulunulduğundan davacının ancak, 09.09.2010 ile 30.12.2011 arasındaki zaman dilimi için kira tazminatı isteyebileceği belirtildiği, davalı tarafından yapılan bağımsız bölümlerden satılan ya da teslimden önce kiraya verilen taşınmaz bulunup bulunmadığı araştırılıp, satım veya kira tarihinden itibaren kira tazminatına karar verilemeyeceği gözetilmeden eksik inceleme ve yanılgılı gerekçe ile karar verilmesi de doğru olmadığı belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kısmen kabul kararında; mahkemece bozma ilamına uyulduğu, bozma ilamı uyarınca 09.09.2010 ile 30.12.2011 arasındaki zaman dilimi için kira tazminatı hesaplandığı, davalı tarafından yapılan bağımsız bölümlerden satılan ya da teslimden önce kiraya verilen taşınmaz bulunup bulunmadığı araştırılıp, satım veya kira tarihinden itibaren kira tazminatına karar verilemeyeceği Yargıtay tarafından bildirildiği, buna uygun olarak alınan bilirkişi heyeti raporu ile MEDAŞ ve KOSKİ aboneliklerine göre istenilebilecek 10 adet daire için tazminat tutarının 8.683,00 TL olduğu, diğer 23,60 daire için kira tazminat tutarının 128.886,00 TL olduğu anlaşıldığı, toplamda davacılar adına 33,60 oranında dairenin eksiksiz olarak teslim edilmesi nedeni ile kısmi tapu iptali ve tescil isteminin haksız olduğu; sonuç itibari ile tüm dosya kapsamından 137.569,00 TL gecikmiş kira tazminatının davalı taraftan tahsiline, kısmi tapu iptali tescil isteminin ise ispatlanamaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde
1.Davanın belirsiz alacak davası olduğunu, davalının en geç ön inceleme duruşmasına kadar zamanaşımı definde bulunması gerektiğini, ama bulunmadığını bu nedenle zamanaşımı defi nedeniyle kısmen kabule karar verilmesinin hatalı olduğunu,
2.Mezkür davada bir temlik sözleşmesi söz konusu olmadığını, taşınmaz devredilmiş olsa dahi davalının sözleşmeden kaynaklanan sorumluluğu ortadan kalkmadığından, arsa sahibinin sözleşmeden kaynaklanan haklarını ileri sürmesinin mümkün olduğunu,
3.Mahkemece, davacılar adına kayıtlı olmayan taşınmazlar yönünden elektrik-su abonelik tarihleri dikkate alınarak yapılan hesaplama doğrultusunda hüküm verildiğini, oysa ki kiracılık ilişkisi ancak kira sözleşmesi ile taşınmaz devri de tapu devri ile ispat edilebilecek hususlar olduğunu, kabule göre de böyle bir hesaplama hukuken hatalı olduğunu, herhangi bir temlik sözleşmesinin de dosyada mübrez olmadığını, bu nedenle de kiracılık ilişkisinin varlığından bahisle hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, açıklanan nedenlerle kararın bozulmasını talep etmişlerdir.

2. Davacı vekili temyiz dilekçesinde
1.Mahkemenin sözleşmeye yönelik itirazlarını değerlendirmediğini, sözleşmenin uyuşmazlık dışı olmadığını, sözleşmenin geçerli olmadığını,

2.Tek bir imza ile kooperatifi borçlandırıcı işlem yapılamayacağını, sözleşmede düzenlenme tarihi bulunmadığını, tarihi kimin yazdığının belli olmadığını ve tek bir imzanın olduğunu, bu ibarenin hiçbir geçerliliği olmadığını, sözleşmenin bitiminde ayrıca 24.4.1997 ibaresi bulunmasının da davacının iddialarıyla çeliştiğini,

3. Zamanaşımı itirazlarının eksik değerlendirildiğini, davacının tüm talepleri zaman aşımına uğramış olup mahkemece bu hususun eksik değerlendirildiğini, ıslah tarihi itibari ile alacak taleplerinin tamamının zaman aşımına uğradığını,

4.Bozma ilamı doğrultusunda davaya konu edilen dairelerin satılıp satılmadığı, kiraya verilip verilmediği hususlarında gerekli araştırmalar yapıldığını ve bu dairelere ilişkin resmi satış senetleri dosya arasına alındığını, ayrıca Medaş ve Koski Genel Müdürlüklerine müzekkere yazılarak bu dairelerin kiraya verilip verilmediği hususlarında yerel mahkemece araştırma yapıldığını, bu yöndeki araştırmalar neticesinde elde edilen bilgi ve evraklar neticesinde dosya bilirkişiye tevdi edildiğini, 24.12.2020 tarihli rapora göre davacıların hak iddia ettiği dairelerin yalnızca 10 tanesinde Yargıtay tarafından belirlenen zaman aralığında halen davacılar üzerinde olduğu, bu 10 daire dışındaki daireler yönünden zaman aşımına uğramayan zaman aralığında davacıların zaten taşınmazları satmak veya kiraya vermek sureti ile yararlandıkları dolayısıyla bu daireler yönünden kira tazminatı talep edemeyecekleri belirtildiğini, hal böyle iken yerel mahkemece 10 daire dışında kalan daireler yönünden ısrarla rapor alınarak buna göre karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira kalan 23,60 daire yönünden ek rapor alınması için bilirkişilere tevdi edildikten sonra alınan 26.04.2021 tarihli raporda bu hususta hesaplama yapılmasının mükerrerlik oluşturacağı yönünde kanaat bildirildiğini ve dava konusu ile alakası olmayan 04.05.2015 tarihli ecri misil hesabı havi dilekçeye atıf yapıldığını, ancak dava dilekçesi ayrıntılı olarak incelendiğinde iddiaları kabul etmemekle birlikte davacıların kendilerine geç teslim edildiğini iddia ettikleri taşınmazlar için kira alacaklarını talep ettikleri herhangi bir surette ecri misil talebinde bulunmadıklarının ortada olduğunu, davacıların 23 daire için herhangi bir maddi taleplerinin olamayacağı halde mahkemece aksi şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemece taleple bağlılık ilkesi ihlal edildiğini, açıklanan nedenlerle kararın bozulmasını talep etmişlerdir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca gecikme nedeniyle tazminat ve tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369, 370 ve 371. maddeleri, 6098 sayılı TBK 470-486 maddeleri,

2. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragraflar kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Yargıtayın bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararı uyarınca işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak doğmuştur. Mahkemece bozmaya uyulmuş ise de, bozma gereklerinin yerine getirildiğinden söz edilemez.

3. Bozma ilamı uyarınca 09.09.2010 ile 30.12.2011 arasındaki zaman diliminde kira tazminatı isteminde bulunulabileceği belirtilmiştir. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine konu bağımsız bölümler için fiili teslim iddiasında bulunulmuş, yerel mahkemece söz konusu bağımsız bölümler için elektrik ve su abonelik tarihlerini gösterir ilgili belgeler celp edilmiştir. Mahkemece bu belgeler ve taşınmazların devrine ilişkin tapu evrakı göz önünde bulundurularak 10 adet bağımsız bölümün kira tazminatı hesaplanmış olup bu hesaplama bozmaya uygun bulunmuştur. Ancak geriye kalan 23.60 adet bağımsız bölümün hesaplanmasında abonelik tarihleri dikkate alınmamış, sadece dairelerin tapu devirleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yapılan değerlendirme neticesinde belirtilen dönemin tamamı hesaplanarak sonucuna göre karar verilmesi yerinde olmamıştır.

4. Gecikme tazminatının abonelik tarihleri ve fiili teslimi gösterir belgeler dikkate alınarak hesaplanması gerekirken, bu durum göz önünde bulundurulmaksızın hesaplanması yanlış olup bozmayı gerektirmektedir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

1.Yukarıda (1) numaralı paragrafta açıklanan taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. 2, 3, 4, no.lu paragraflarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,

Peşin alınan harcın istek halinde temyiz davacılara ve davalıya iadesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

15.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.