YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/21814
KARAR NO : 2023/2860
KARAR TARİHİ : 10.05.2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle temyiz edenlerin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü:
I-Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik ve Kamu Kurum ve Kuruluşları zararına dolandırıcılık suçlarından verilen beraat kararlarına yönelik katılan … vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Sanık …’a yüklenen resmi belgede sahtecilik suçunun niteliği itibariyle suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen ve bu nedenle de davaya katılma hakkı bulunmayan Hazine ve Maliye Bakalnlığının bu suç yönünden davaya katılmasına ilişkin verilen karar hukuki değerden yoksun olup hükmü temyiz yetkisi vermeyeceğinden ve Kamu Kurum ve Kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçu için kanunda öngörülen cezanın üst sınırına göre ilk Derece Mahkemesinin beraat kararının istinaf edilmesi üzerine verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının niteliği itibariyle CMK’nın 286/2-g maddesi gereğince temyiz edilemez nitelikte olduğundan katılan vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı CMK’nın 298. maddesi uyarınca REDDİNE,
Diğer temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … müdafiilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin hükmolunan cezaların süresine göre, sanık … müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin sanık hakkında beraat hükmü verilmesi nedeniyle şartları bulunmadığından, sanık … ile sanıklar …, … müdafiilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin ilk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesinde, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca takdiren REDDİNE,
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, tanık beyanları ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanıklar …, …, …., … ve ….’ın bylock kullanıcısı olduklarımı bildiren ayrıntılı bylock tespit ve değerlendirme tutanaklarının gelmesi beklenilmeden karar verilmesi sonuca etkili bulunmamıştır.
II-A)Sanıklar …, …, …, …, …., …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıklar …, …, … ve sanıklar müdafiilerinin temyiz talepleri ile Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan beraat kararı verilen sanık … hakkında Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının, sanık … hakkında sanık müdafiinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükümlere esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, mahkumiyet hükümleri bakımından eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı, sanıklar … ve …’nin müsnet suçu işlediklerinin ispat edilemediğine dair gerekçelerin karar yerinde dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli biçimde gösterildiği anlaşılmakla sanıklar …, …, … ile sanıklar müdafiilerinin ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davalarının esastan reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
B-)Sanıklar …, …, …, …, …, …, Çetin Çoşkun, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan, sanık … hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve sanıklar müdafiilerinin, silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan beraat kararı verilen sanık … hakkında Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının temyiz taleplerinin incelenmesinde;
1-Sanıklar …, …, …, …, …, …, Çetin Çoşkun, …, …, …, …, …, …, … ve … ile ilgili olarak;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin Kanuna uygun olarak yapıldığı, hükümlere esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği, Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla sanıklar …, …, …, …, … ve sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, TCK’nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi ve kasta dayalı kusurun ağırlığı bağlamında, sanıkların örgütteki konumu, kaldıkları süre, faaliyetlerinin önem ve yoğunluğu ile faaliyet alanı göz önünde bulundurularak dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun adil bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, sanıklar …, …, …, …, …, Çetin Çoşkun, …, …, … ve … ile ilgili olarak teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmek, diğer sanıklar yönünden asgari hadden ayrılmayı gerektiren bir sebep bulunmadığı halde teşdiden uygulama yapılmak suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
2-Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … ile ilgili olarak;
a)Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Dairemizin 13.11.2019 tarih ve 2018/5526 Esas – 2019/6842 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere;
Bir asker şahsın; gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil olacağından, bu delilin teyidi ve maddi gerçeğin hiç bir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya konulması açısından;
Bizzat kullanımlarında bulunan GSM hatlarından HTS dökümlerine göre ankesör/ardışık arama kayıtları bulunan sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …’in bütün görev yerlerini kapsayan HTS kayıtları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda “gerçekleştirilen arama sayısı, aramaların ardışık ya da periyodik olup olmadığı, aramaların gerçekleştirildiği saatler, konuşma süreleri, farklı ankesörlü telefonlardan aranıp aranmadıkları, ardışık aramaya dahil olan şahısların aynı kuvvete mensup ve aynı rütbede olup olmadıkları, aramaları gizlemek için herhangi bir şifreleme yönteminin kullanılıp kullanılmadığı” hususlarını gösterir analiz inceleme ve tespit raporunun düzenlettirilmesi, ayrıca sanıkların tüm görev yaptıkları yerlerin tespiti ile ilgili yerlere yazı yazılmak suretiyle, görev yaptıkları yerler itibariyle haklarında ankesör veya sabit hatlardan periyodik ya da ardışık aramalarının olduğuna yönelik herhangi bir kayıt, soruşturma veya kovuşturmanın olup olmadığının saptanması, varsa buna ilişkin bilgi ve belgelerin getirtilmesi yine sanıklarla birlikte ardışık arandığı tespit edilen ve mahkemece daha önce dinlenmeyen şahıslar var ise bu şahıslarla ilgili herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma olup olmadığı belirlendikten sonra şahısların tüm aşama ifadelerinin getirtilerek gerekirse tanık olarak dinlenmelerinin sağlanması,
b)Sanık … hakkında ayrıca Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında; ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağının kabul edildiği gözetilmekle, ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanık hakkında lgili birimlerden ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporunun yeniden istenmesi,
c)Sanıklar … ve … hakkında Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesinde silahlı terör örgütüne üye olma suçundan derdest olan dava dosyaları getirtilip incelenerek, kesinleşmiş ise onaylı suretlerinin iş bu dosyaya derci, temadi kesilmemiş ise iş bu dosya ile birleştirilmesi hususunun değerlendirilmesi,
d)Hükümden sonra gelen, sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, … hakkında operasyonel hat kullanımı, ankesör/ardışık arama kayıtlarına ilişkin belgeler, sanıklar …, …, hakkında farklı Cumhuriyet Başsavcılıklarından delil olarak gönderilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar ve eklerindeki belge ve raporların CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada okunup tartışılmasından ve tüm sanıklar hakkında UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında araştırma yapılarak sanıklar ile ilgili herhangi bir beyan olup olmadığının tespiti ile varsa ifade sahipleri ile hükümden sonra gönderilen sanık … hakkında beyanda bulunan Basri Ayan, … hakkında beyanda bulunan Hüseyin Uğur Sarıçiçek, sanık … hakkında ihbarda bulunan Osman Aslan ile sanık … hakkında beyanda bulunan Kazım Terzi’nin tanık sıfatıyla usulüne uygun olarak dinlenmelerinden sonra sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma neticesinde yetersiz rapor ve belgelere dayanılaran yazılı şekilde hüküm kurulması,
e)Kabul ve uygulamaya göre de; silahlı terör örgütü üyeliği suçunun temadi eden bir suç olması nedeniyle suç tarihinin sanık …’in yakalandığı tarih yerine hatalı olarak ilk derece ve bölge adliye mahkemesi karar başlıklarında 2016 olarak yazılması,
3- Sanıklar …, … ve … ile ilgili olarak;
Ayrıntıları Dairemizin 2017/1809 E ve 2017/5155 sayılı Kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (… özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280).
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107. maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası AŞ’de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği nazara alındığında; sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde:
a)Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunan ve usulünce tartışılan delillere, dosya kapsamına ve aksi kanıtlanamayan savunmalara göre, 1990-2007 yıllarında anılan örgütün evlerinde kalıp dini sohbet adı verilen örgütsel toplantılara katılarak himmet veren sanık Celi Solak ile 1992-1998 yıllarında anılan örgütün evlerinde kalıp dini sohbet adı verilen örgütsel toplantılara katılarak himmet veren sanık …’ın ve keza Bank … nezdindeki mutad hesap hareketlerinden ibaret bankacılık işlemleri dışında örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilebilecek olgu ya da eylemi belirlenemeyen sanık …’nın özellikle nihai amacının kamuoyunca da bilinebilir hale geldiği dönemde örgütle irtibatlarını devam ettirmek suretiyle hiyerarşik yapısına organik bağla katıldıkları veya anılan örgüte yardım ettikleri hususunda kesin ve yeterli delil ikame olunamamasına ve herhangi bir örgütsel faaliyetlerinin de saptanamamasına nazaran, ispat edilemeyen müsnet suçlardan beraatleri yerine, olgu ve delillerin hatalı değerlendirilmesi neticesinde ve yerinde olmayan gerekçeler ile mahkumiyetlerine hükmedilmesi,
b)Kabul ve uygulamaya göre de; sanık … hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan temel ceza tayin edilirken TCK’nın 314/3 maddesinin delalet maddesi olarak gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
4-Sanık … ile ilgili olarak;
Sanığın temyiz aşamasında 04.11.2021 tarihli dilekçesinde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini bildirdiği görülmekle, duruşmada hazır edilerek etkin pişmanlık kurumunun nitelik ve şartları anlatılarak ayrıntılı beyanlarının alınması, gerektiğinde teşhis işleminin yaptırılması, verdiği bilgilerin örgüt içerisindeki kaldığı süre, örgütsel faaliyet ve konumuna uygun faydalı bilgiler olup olmadığı eldeki bilgiler ile örtüşüp örtüşmediği ilgili birimlerden sorulmasından sonra hukuki durumunun değerlendirilmesi ve hakkında 5237 sayılı TCK’nın 221. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunması,
5-Sanık … ile ilgili olarak;
UYAP entegrasyon ekranından yapılan sorgulamaya göre, sanığın ölen sıfatı ile kaydının yapıldığı Hatay Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/9849 sayılı dosyasının açık olduğu anlaşılmakla, sanığın hükümden sonra ölüp ölmediğine ilişkin kayıtlar araştırılıp getirtilerek TCK’nın 64/1. maddesi gereğince hukuki durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … sanıklar müdafiileri ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanıklar …, …, …, …, …, …, …’ün tutuklulukta geçirdikleri süre, bozma nedeni, atılı suç için kanun maddelerinde öngörülen ceza miktarı ve mevcut delil durumu gözetilerek tahliye taleplerinin reddi ile tutukluluk hallerinin devamına, sanık … hakkında bozma gerekçesi nazara alınarak TAHLİYESİNE, başka suçtan hükümlü veya tutuklu bulunmadığı takdirde DERHAL SALIVERİLMESİNİN sağlanması için ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304/2-a maddesi uyarınca dosyanın …. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.05.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
… … … … …